İstanbul’dan dünyaya sesini hikâye anlatıcılığı üzerinden duyurma amacıyla bir araya gelen beş kişilik vokal grubu LINED, 2 ve 12 Ağustos 2026 tarihlerinde İstanbul Festivali’nin Genç Sahne programında dinleyicilerle buluşacak. Grup, konser takvimiyle eş zamanlı olarak ikinci single’ı “Gnossienne No.1”i 31 Temmuz’da yayınlayacak.
Kendilerini Türkiye’nin ruhu ile küresel esintilerin birleşiminden doğan “T-Pop”un öncüleri olarak tanımlayan, Liza Gümüşcü, İrem Karakaş, Nehir Gür, Eda Gülener, Dora Dördüncü’den oluşan beş kişilik kadın topluluğu LINED, Yenikapı Festival Alanı’nda düzenlenen İstanbul Festivali’nin Genç Sahne programında iki kez sahne alacak.
Grup, 2 Ağustos 2026’da Ajda Pekkan ve Gökhan Türkmen’in, 12 Ağustos 2026’da ise Levent Yüksel ve Hande Yener’in konser vereceği günlerde Yenikapı Festival Alanı’ndaki Genç Sahne’de performans sergileyecek.
Adını “çizgi” fikrinden alan LINED, her üyesinin kendi kimliğini ve üretim biçimini koruduğu ortak bir müzikal alan yaratıyor. Grup, farklılıkları ortadan kaldırmak yerine onları yan yana getirerek yeni bir bütün kurmayı amaçlıyor.
LINED için çizgi, insanları ayıran bir sınırdan çok, herkesin kendi yönünü belirleyebileceği bir yol anlamına geliyor. Grup bu yaklaşımı yalnızca şarkı sözlerine değil, vokal düzenlemelerine de taşıyor.
Türkiye’den dünyaya doğru yeni ve özgün bir çizgi
Son yıllarda trend olan K-Pop akımından keskin çizgilerle ayrılan T-Pop, yalnızca Türkçe sözlü pop müziği ya da Türkiye’de üretilen popüler müziği ifade etmiyor. T-Pop; Türkiye’nin çok katmanlı müzik belleğini, İstanbul’un kültürel karşılaşmalarını ve farklı dillerin bir arada var olma hâlini çağdaş pop müziğin anlatım olanaklarıyla buluşturan bir üretim yaklaşımını ifade ediyor.
Bu yaklaşım; makam müziği, caz armonileri, klasik müzik, Anadolu pop, müzikal tiyatro ve çağdaş prodüksiyon, birbirinden ayrı dünyalar olarak ele almıyor. Bir longa, bir Fransız piyano eseri, bir caz vokal tavrı ya da geleneksel bir uzun hava, bugünün pop dili içinde yeni bir hikâyenin parçasına dönüşüyor.
LINED’ın T-Pop anlayışının merkezinde hikâye anlatıcılığı yer alıyor. Şarkıların müzikal kaynakları kadar hangi hikâyeyi anlattıkları, hangi tarihsel karakterleri bugüne taşıdıkları ve sahnede nasıl bir duygusal yolculuğa dönüştükleri de önem taşıyor. Türkçe ve İngilizce sözleri aynı anlatı içinde kullanan LINED, geçmişten aldığı malzemeyi nostaljik bir dekor olarak yeniden üretmek yerine bugünün sorularıyla karşılaştırıyor. Grup için T-Pop, Batı pop müziğinin kalıplarını taklit etmekten çok, Türkiye’den dünyaya doğru yeni ve özgün bir çizgi çekmek anlamına geliyor.
Erik Satie’nin Gnossienne No.1’in yeni yorumu
LINED, sahne programıyla birlikte dijital kataloğunu da büyütüyor. Grubun 26 Haziran’da yayımlanan ilk single’ı “Istanbul Not Constantinople: A Nihavend Response”ın ardından, Erik Satie’nin klasikleşmiş eseri “Gnossienne No.1”e getirdiği yeni yorum 31 Temmuz’da dinleyiciyle buluşacak.
LINED ilk single’ı “Istanbul Not Constantinople” şarkısında, popüler kültürün belleğine yerleşmiş “Istanbul Not Constantinople” şarkısına İstanbul’un kendi müzikal mirası içinden çağdaş bir yorum getirmişti. Kanun ve klarnetle Osmanlı döneminin öncü kadın kemanilerinden, besteci ve eğitimci Kevser Hanım’ın “Nihavend Longa”sının açılış teması olduğu single, The Four Lads’in 1953 tarihli kaydıyla popülerleşen şarkısı ve proje için yazılan yeni sözlerle üç katmanlı bir şarkı olarak zenginleşiyor.
Geçmişi yalnızca nostaljik bir unsur olarak kullanmayan LINED, şarkının tarihsel katmanlarını bugünün İstanbul’una ve genç kadınların sesine açıyor. Parça, yayımlanmasının ardından Spotify’ın New Music Friday Türkiye ve EQUAL Türkiye çalma listelerine girdi.
LINED ikinci single’ında ise Erik Satie’nin 1890 tarihli “Gnossienne No.1” adlı eserini İstanbul’dan yükselen yeni bir sesle yorumluyor. Şarkı, Paris’te modern müziğin sınırlarını zorlayan Satie ile aynı dönemde İstanbul’da kadın kimliği, bağımsızlık ve emek üzerine yazan Fatma Aliye Hanım’ı aynı anlatı içinde buluşturuyor. Düzenlemenin edebî karşılığını ise Fatma Aliye’nin “Udî” romanının müzisyen kahramanı Bedia oluşturuyor.
İki bölümden oluşan şarkının Türkçe sözlerle örülen ve ağıt karakteri taşıyan ilk bölümü, geçmişin izlerini ve kayıpları anlatıyor. Tempoyu yükselten İngilizce ikinci bölüm ise bugünün genç kadın sesini ve yeniden ayağa kalkma iradesini öne çıkarıyor. Düzenlemede Barış Manço’nun “Dönence” parçasına ince bir bas riff göndermesi yer alıyor.













