-zihinsel bir “seçim” ya da ruhsal bir “teslimiyet?”-
Sevgi kendiliğinden gelen bir duygudur. Pazarlık konusu değildir. Sevgi pazarlık konusu olmaktan çıktığı an, hem verene hem de alana yer açan, yapmacıklıktan uzak ve özgürleştirici bir duyguya dönüşür.
Sevginin talep edildiği durumlarda kişi kendisinin bu duyguyu hak ettiğini düşünür. Bu hak edilmişlik hissi kişiye normal gelirken aslında özünde gizli bir bencillik taşır.
Gerçek sevgi, talep edilen bir alacak değil, karşılıksız sunulan bir hediyedir. Sevgi kendiliğinden gelen bir duygudur. Daha çok kastettiğim şu: “İnsanın kriterleri ne olursa olsun, insan bir başkasının ruhunda hiç umulmadık bir anda kendisini bulabilir. Bu “kendiliğindenlik” durumu, hissedilen bu yakınlık hali, bana “birini seçmenin” zihinsel bir süreç olduğunu, oysa “sevmenin” hesapsızca ve savunmasız bir şekilde bir başkasına çekilmek olduğunu düşündürüyor.”
Sevgi, zihnin kurguladığı ölçütlerin ve yargıların ötesinde, ruhun savunmasızca teslim olduğu hesapsız bir çekim gücüdür.
Bir insanı sevmeyi, ona sığınmayı veya ona bağlanmayı bir “seçenek” gibi masaya yatırmıyoruz bence. O kişi bize rasyonel bir kararın sonucu olarak gelmiyor da; adeta ruhumuza ve hayatımıza evrenin bize sunduğu bir armağan gibi, kendiliğinden çekiliyor. Mantığın ve evrimsel kaygıların sustuğu bu yerde, kararlarımızı içgüdüsel korkular değil, tarif edilemez bir ruhsal çekim belirliyor. O şekilde seviyoruz. Yaşadıklarıma dair naçizane tespitim bu yönde.
İnsanın karşısındakinde önemsediğini düşündüğü ölçütler, özellikler ne olursa olsun, insan bir başkasının ruhunda hiç umulmadık bir anda kendisini bulabiliyor. Bu “kendiliğindenlik” durumu, hissedilen bu yakınlık hali, bana “birini “seçmenin” zihinsel bir süreç olduğunu, oysa sevmenin hesapsızca ve savunmasız bir şekilde bir başkasına çekilmek olduğunu düşündürüyor.
Zihnin kurduğu tüm barajları yıkan bu “kendiliğindenlik” hali, sevgiyi yapaylıktan arındırıp en katıksız ve sarsıcı biçimiyle yaşamamızı sağlayan yegâne gücün kaynağını oluşturuyor..
Yazımı Nietzsche’den bir alıntı ile bitiriyorum: “Sevilme talebi, kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.
( “İnsanca Pek İnsanca” , Nietzsche, sf. 295 )













