• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

Aşkım Tan by Aşkım Tan
17 Ekim 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular
0
SHARES
25
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü. Dünya yoksulları sayıyor, gelirlerini ölçüyor, ihtiyaçlarını hesaplıyor. Aynı dünya, yoksulluğu derinleştiren kararların hesabını ne kadar soruyor? İnsanlığın serveti büyürken milyonlarca insanın yaşam alanı daralıyor. Yoksulluk yalnızca parayı değil, insanın tercihlerini, ilişkilerini, güvenini, geleceğini de tüketiyor. Asıl mesele kaç kişinin yoksul olduğu değil, bu yoksulluğun nasıl sürdürüldüğü ve bundan kimlerin yararlandığıdır.

Bu bir açlık sınırı yazısı değildir.

Bu, yoksulluğun nedenlerini ve sonuçlarının sorumluluğunu sorgulayan bir yazıdır.

17 Ekim 1987’de Paris’te yüz bini aşkın insan yoksulluğun bir insan hakları ihlali olduğunu haykırdı.

Birleşmiş Milletler 1992’de bu mücadeleyi uluslararası bir gün olarak kabul etti.

Bugün dünyada hâlâ 826 milyon insan aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.

Otuz dokuz yıldır yoksulluğu konuşan dünya, hangi kararların hesabını verebildi?

Kaynaklar mı yetersiz?

Yoksa kaynakların paylaşımını belirleyen ekonomik ve siyasi tercihler mi sorgulanmalı?

Şimdi Türkiye’ye bakalım.

TÜİK’in 2025 verilerine göre nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında.

Avrupa Birliği ortalaması yüzde 20,9.

Türkiye’de en yüksek gelirli yüzde 20, toplam gelirin yüzde 48’ini alıyor.

En düşük gelirli yüzde 20’nin payı yalnızca yüzde 6,4.

Aynı ülkenin kaynaklarından alınan pay bu kadar farklıysa, insanların hayatlarını belirleme gücünün eşit olduğunu kim savunabilir?

TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasında bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 48 bin 885 lira.

Net asgari ücret 28 bin 75 lira.

Bir insanın yaşaması için gereken tutar hesaplanabiliyor da o tutarın altındaki ücretle nasıl yaşayacağı neden hesaplanmıyor?

Aradaki farkı kim kapatıyor?

Borç mu?

Aile mi?

Vazgeçilen ihtiyaçlar mı?

Masanın üzerinde rakamlar var.

Altında ise başka bir bilanço.

İşini kaybetmemek için susan çalışan.

Kirasını ödeyebilmek için yaşamını küçülten insan.

Bir ömür çalıştıktan sonra ailesine yük olmaktan korkan yaşlı.

İnsanın ekonomik bağımsızlığı ortadan kalktığında itiraz etme özgürlüğü ne kadar korunabilir?

Aynı şehrin yukarı mahallesinde servet büyüyor, aşağı mahallesinde borç.

Gençler bu iki hayatı da görüyor.

Birinin kolayca ulaştığı imkânlara diğerinin yıllarca çalışarak ulaşamaması, başarıya ve emeğe duyulan güveni nasıl etkiliyor?

Emekle ulaşılabilen hayatla gözlerinin önündeki zenginlik arasındaki uçurumu kimler fırsata çeviriyor?

Suç örgütleri mi?

Kayıt dışı kazanç ağları mı?

İnsanların çaresizliğini kullananlar mı?

Yoksulluk suçun gerekçesi değildir.

Şiddetin, hırsızlığın, cinayetin mazereti olamaz.

TÜİK’in 2025 kayıtlarında çocukların suça sürüklenme şüphesiyle güvenlik birimlerine geldiği 196 bin 308 olay bulunuyor.

Suçun cezasını konuşurken suça sürüklenmeyi önleyecek toplumsal koşulları neden aynı ısrarla sorgulamıyoruz?

İnsanların tahammülü neden azalıyor?

Ekonomik baskının, dışlanmanın, geleceksizliğin ve adalete güvensizliğin toplumsal öfkedeki payını kim araştırıyor?

Kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığına inanan insanlardan oluşan bir toplumun güvenliğini yalnızca cezalarla sağlayabilir misiniz?

Bir de yaşlılara bakalım.

TÜİK’e göre 65 yaş ve üzerindekilerin yüzde 22,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında.

Bir insan ömrünü çalışarak tüketiyor, yaşlandığında kendi yaşamını sürdürebilmek için neden yeniden başkalarının ekonomik imkânlarına bağımlı kalıyor?

Ne zaman ailenin büyüğü olmaktan çıkıp bütçenin fazlalığı sayılmaya başlıyor?

Bu yalnızca emekli maaşı sorunu mu?

Yoksa sosyal güvencenin nerede başlayıp nerede bittiğini de mi sorgulamalıyız?

Anadolu’nun hesabını da açalım.

Çiftçi üretim maliyetlerini belirleyemiyor, ürününü satarken çoğu zaman yeterli pazarlık gücü bulamıyor.

Tüketici aynı ürünü satın almakta zorlanıyor.

Üreten kazanamıyor, tüketen alamıyor. Aradaki kazanç kimin elinde birikiyor?

Kim fiyatı belirliyor?

Kim denetliyor?

Kim riski üstleniyor?

Toprağını bırakıp kente göç eden insan yoksulluktan mı kurtuluyor, yoksulluğunun adresini mi değiştiriyor?

Adaletin terazisini de sorgulayalım.

1997’deki baklava hırsızlığı davasını unutmadık.

Bugün çöpten yiyecek arayan insanları görüyoruz.

Hırsızlık suçtur.

Kamu kaynaklarının kötüye kullanılması da suçtur.

Küçük hırsızlıklarla büyük yolsuzluk iddiaları karşısında adaletin aynı kararlılıkla işlediğinden emin miyiz?

Bir insanın çaldığı malın hesabı sorulurken kamunun uğradığı zararın hesabı hangi şeffaflıkla veriliyor?

Adaletin gücü, yalnızca güçsüzü cezalandırabilmesinde değil, güçlüden de hesap sorabilmesinde değil midir?

Çözüm için yeni sloganlara ihtiyaç yok.

Yaşam maliyetini dikkate alan ücret politikası, ödeme gücüne dayalı adil vergilendirme ve güvenceli emeklilik gerekiyor.

Tarımda üreticiyle tüketici arasındaki fiyat zinciri denetlenmeli, üreticinin pazarlık gücü artırılmalıdır.

Güvenli ve erişilebilir konut, gençlere güvenceli iş imkânları, suç örgütlerinin ekonomik çaresizliği kullanmasını önleyen yerel destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Kamu kaynaklarının kullanımı bağımsız denetime açık olmalıdır.

Yoksullukla mücadele programlarının bütçesi, hedefi, sorumlusu ve sonuçları her yıl açıklanmalıdır.

Kaç kişiye yardım edildiğini açıklamak kolay. Kaç kişinin artık yardıma ihtiyaç duymadığını neden aynı açıklıkla ortaya koymuyoruz?

Başarısız uygulamanın hesabını kim verecek?

Hedefine ulaşmayan politikanın sorumluluğunu kim üstlenecek?

Yoksullukla mücadele, insanlara daha azıyla yaşamayı öğretmek değil, onları sürekli daha azına mahkûm eden koşulları değiştirmektir.

17 Ekim’de yeniden yoksulları sayabiliriz.

Yeni sınırlar, yeni oranlar, yeni yardım paketleri açıklayabiliriz.

Asıl soru, aynı insanların neden her yıl yeniden bu hesapların konusu olduğudur.

Bir ülkede yoksulluk sürekli ölçülüyor, onu derinleştiren kararlar yeterince denetlenmiyorsa sorun yalnızca gelir dağılımında değildir.

Hesap verme düzenindedir.

Yoksullar yıllardır gelirlerinin, giderlerinin, borçlarının, eksiklerinin hesabını veriyor.

Artık yoksulluğu yöneten politikaların ve o politikaları belirleyenlerin hesap verme zamanı.

Yoksulluğun mağdurları zaten ortada.

Şimdi sıra sorumluluğun hesabında.

 

 

 

 

 

Önceki Yazı

Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

17 Ekim 2026
Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

17 Ekim 2026
Belgin Aksoy: 15 Yıl, Binlerce hikâye, tek bir güç: Kadınların sesi

Belgin Aksoy: 15 Yıl, Binlerce hikâye, tek bir güç: Kadınların sesi

17 Ekim 2026
Gülçin Güloğlu: 15. Yıl…

Gülçin Güloğlu: 15. Yıl…

17 Ekim 2026

Son Yazılar

Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

17 Ekim 2026
Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

17 Ekim 2026
Belgin Aksoy: 15 Yıl, Binlerce hikâye, tek bir güç: Kadınların sesi

Belgin Aksoy: 15 Yıl, Binlerce hikâye, tek bir güç: Kadınların sesi

17 Ekim 2026
Gülçin Güloğlu: 15. Yıl…

Gülçin Güloğlu: 15. Yıl…

17 Ekim 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

Aşkım Tan: Yoksulluğun mağdurları belli, ya sorumlular

17 Ekim 2026
Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

Aydan Baktır: Aynadan geçen hayat, ilmek ilmek

17 Ekim 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.