
Bu sadece bir işyeri sorunu değil.
Bu, öğrenilen bir davranıştır.
Mobbing bir anda ortaya çıkmaz.
Bir yerde başlar.
Bir yerde büyür.
Bir yerde görünür hale gelir.
Çoğu zaman işyerinde fark edilir.
Ama kökü orada değildir.
Evde başlar.
Susturularak.
Bastırılarak.
Görmezden gelinerek.
İnsan, gördüğünü öğrenir.
Öğrendiğini tekrar eder.
Görülen normalleşir.
Normalleşen uygulanır.
Bu yüzden mobbing
sadece bireysel bir sorun değildir.
Bir alışkanlıktır.
Bir çocuk düşün.
Sürekli susturulan.
Sürekli küçümsenen.
Sürekli bastırılan.
Ne öğrenir?
Güçlü olanın konuştuğunu.
Zayıf olanın sustuğunu.
Yıllar geçer.
O çocuk büyür.
Bir işyerine girer.
Bir pozisyona gelir.
Bir gün…
Aynı dili kullanmaya başlar.
Çünkü başka bir dil öğrenmemiştir.
Şimdi soralım:
Bir işyerinde mobbing yapan kişi
o davranışı ilk nerede öğrendi?
Kim ona bunu gösterdi?
Kim ona “bu normal” dedi?
Bu sorular sorulmadığı sürece
mobbing yüzeyde kalır.
Derinlikte büyür.
Bir kurum
sadece işyerine bakarak
mobbingi çözemez.
Çünkü sorun
kurumun dışında da vardır.
Ailede vardır.
Eğitimde vardır.
Toplumda vardır.
Eğitim sistemi
sorgulamayı değil,
itaat etmeyi öğretiyorsa,
mobbing kaçınılmazdır.
Çünkü sorgulamayan insan
sınır çizemez.
Sınır çizemeyen insan
koruyamaz.
Koruyamayan sistem
şiddeti büyütür.
Bugün yaşanan budur.
Mobbing sadece uygulanmıyor.
Aktarılıyor.
Birinden diğerine.
Bir kurumdan diğerine.
Bir kuşaktan diğerine.
Yayılıyor.
Yerleşiyor.
Normalleşiyor.
Bu yüzden mesele büyüktür.
Bu yüzden mesele
sadece hukuk değildir.
Bu bir kültür meselesidir.
Bir kültür değişmeden
davranış değişmez.
Davranış değişmeden
sonuç değişmez.
Sonuç değişmeden mobbing bitmez.
Gerçek mücadele
şikâyet hattı kurmak değildir.
Gerçek mücadele,
şiddetin üretildiği yeri değiştirmektir.
Ailede.
Okulda.
Toplumda.
Başladığı yerde çözülmeyen şey,
başka bir yerde bitmez.
Devam edecek…













