• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

Aşkım Tan by Aşkım Tan
10 Haziran 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı
0
SHARES
10
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

BU BİR RESİM SERGİSİ YAZISI DEĞİLDİR.

Bu, bir sergi salonunda karşıma çıkan umut üzerine bir yazıdır.

Bu, bütün gürültüye rağmen hâlâ inceliğin varlığını sürdürdüğünü fark etmenin yazısıdır.

Bu, güzelliğin hâlâ hayatta olduğunun yazısıdır.

Ama aynı zamanda o güzelliği üreten insanların neden giderek daha yalnız kaldığının yazısıdır.

Hayatın son yıllarda bize cömert davrandığını söylemek zor.

Ekonomik sıkıntılar büyüyor.

Toplumsal gerilimler artıyor.

İnsanlar yoruluyor.

Sabır azalıyor.

Dil sertleşiyor.

İlişkiler kabalaşıyor.

Her şey hızlanıyor.

Her şey gürültülü hale geliyor.

Tam da böyle bir dönemde Ankara’da SAVA Sanat Galerisi’nin sezonu kapatırken düzenlediği Karma Suluboya Sergisi’ni gezdim.

Beklediğim şey güzel tablolar görmekti.

Karşılaştığım şey bundan çok daha fazlası oldu.

Bazı sergilerde birkaç eser akılda kalır.

Bazılarında bir sanatçı öne çıkar.

Bazılarında teknik etkiler.

Bazılarında renkler.

Bu sergide beni etkileyen tek bir eser olmadı.

Beni etkileyen şey bütünün kendisiydi.

Çünkü aynı salonda yalnızca tablolar buluşmuyordu.

İlkbahar buluşuyordu.

Yaz buluşuyordu.

Sonbahar buluşuyordu.

Kış buluşuyordu.

İstanbul buluşuyordu.

Anadolu buluşuyordu.

Hüzün buluşuyordu.

Neşe buluşuyordu.

Hatıralar buluşuyordu.

Hayaller buluşuyordu.

Birbirinden çok farklı hayatlar aynı duvarlarda ortak bir dil kuruyordu.

O dilin adı suluboyaydı.

Suluboya sıradan bir teknik değildir.

Sabır ister.

Dikkat ister.

Disiplin ister.

Teslimiyet ister.

Kendine özgü bir ahlakı vardır.

Fazlalığı sevmez.

Gösterişi sevmez.

Bağırmaz. Fısıldar.

Belki de bu yüzden sergideki eserlerin büyük bölümünde aynı şeyi hissettim.

Bir naiflik.

Bir içtenlik.

Bir kırılganlık.

Bir insan sıcaklığı.

Belki de bugünün dünyasında giderek daha az rastladığımız şeyler.

Abdulkadir Göğüş’ün Anadolu’nun kültürel hafızasına uzanan yorumları…

Canan Bayraktar’ın doğallığı ve sadeliği öne çıkaran duyarlı yaklaşımı…

Efgan Beyaz’ın şehir ve mimari dokulara kattığı canlılık…

Ekrem Yılmaz’ın ışık ve atmosfer duygusunu öne çıkaran çalışmaları…

Erkin Yılmaz’ın mavi denizlerde süzülen beyaz sandallarla kurduğu dingin dünya…

Ferman Aydın’ın mevsimlerin şiirini taşıyan peyzajları…

Fikriye Atik Güneş’in çiçekler ve doğa üzerinden kurduğu zarif anlatımı…

Funda Açıkgöz’ün narlar ve sembollerle örülü düşsel dünyası…

Gültekin Serbest’in İstanbul’u masalla buluşturan anlatımı…

Hatice Soysal’ın ağaçlar ve Anadolu üzerinden kurduğu içten dili…

İbrahim Kuzey’in su ve ışık yansımalarındaki ustalığı…

Makbule Ayaz’ın insan ruhuna dokunan figüratif yaklaşımı…

Mehmet Hacifettahoğlu’nun denizleri ve tekneleri taşıyan gözlem gücü…

Mümin Candaş’ın aidiyet ve barınak duygusunu sorgulayan çalışmaları…

Orhan Gazi Binboğa’nın doğanın hafızasına uzanan organik soyutlamaları…

Orhan Zafer’in karakteristik mavi tonlarıyla kurduğu dünyası…

Raif Gökkuş’un kırsal peyzajlara ve tarihsel mekânlara uzanan duyarlılığı…

Serdar Öztürk’ün şehir yaşamını ve gündelik anları yakalayan yaklaşımı…

Tansu Özmen’in lekesel özgürlükle kurduğu deneysel dili…

Teymur Ağalıoğlu’nun klasik Rus ekolünden süzülen ışık bilgisi…

Züleyha Aydoğdu’nun çiçekler ve doğa detaylarında ortaya çıkan estetik hassasiyeti…

Her biri farklı bir yol izliyordu.

Her biri farklı bir şey anlatıyordu.

Ama hepsi aynı şeyi hatırlatıyordu:

Güzellik hâlâ hayattaydı.

Burada yalnızca sanatçılar buluşmuyordu.

Akımlar buluşuyordu.

Kuşaklar buluşuyordu.

Deneyimler buluşuyordu.

Hafızalar buluşuyordu.

Bir ayrıntı özellikle dikkatimi çekti.

Bu sanatçıların hiçbiri hayatın dışında yaşamıyor.

Aynı markete gidiyorlar.

Aynı faturaları ödüyorlar.

Aynı ekonomik sıkıntıları yaşıyorlar.

Aynı kaygıları taşıyorlar.

Aynı belirsizliklerle mücadele ediyorlar.

Buna rağmen üretmeye devam ediyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:

“Sanatkâr, toplumda uzun çalışma ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”

Belki de beni en çok etkileyen nokta buydu.

Üretmek zor.

Üretmeye devam etmek daha da zor.

Buna rağmen insanlar hâlâ renklerle uğraşıyor.

Hâlâ kâğıdın başına oturuyor.

Hâlâ ışığı arıyor.

Hâlâ güzeli arıyor.

Hâlâ paylaşmaya değer bir şeyler üretmeye çalışıyor.

Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşamak istemez.

İz bırakmak ister.

Anlam bırakmak ister.

Güzellik bırakmak ister.

Asıl mesele burada başlıyor.

Bu ülkede herkes sanatın gerekli olduğunu söylüyor.

Peki kaç kişi bir serginin kapısından içeri giriyor?

Kaç kişi bir sanatçının yıllar süren emeğini gerçekten görüyor?

Kaç kişi bir galerinin ayakta kalma mücadelesinin farkında?

Kaç kişi sanatın da desteklenmesi gereken bir yaşam alanı olduğunu düşünüyor?

Çünkü sanatın sahipsiz kaldığı toplumlarda yalnızca sanatçılar kaybetmez.

Toplum da kaybeder.

İnceliğini kaybeder.

Hayret etme yeteneğini kaybeder.

Düş kurma kapasitesini kaybeder.

Sonunda ruhunu kaybetmeye başlar.

Bir toplumun geleceği yalnızca ekonomik göstergelerle ölçülemez.

Bir toplumun geleceği yalnızca seçim sonuçlarıyla da ölçülemez.

Bir toplumun geleceği biraz da incelik üretebilme kapasitesiyle ölçülür.

Bir toplumun güzelliğe ayırabildiği alanla ölçülür.

Bir toplumun sanatçısına gösterebildiği değerle ölçülür.

Bir toplumun hâlâ hayran kalabiliyor olmasıyla ölçülür.

SAVA Sanat Galerisi’ndeki Karma Suluboya Sergisi bana tam da bunu düşündürdü.

Umut bazen büyük meydanlarda görünmez.

Umut bazen manşetlerde görünmez.

Umut bazen kürsülerde görünmez.

Umut bazen bir suluboya lekesinde görünür.

Bir ağacın gölgesinde görünür.

Bir kış yolunda görünür.

Bir narın kırmızısında görünür.

Bir kemanın sessizliğinde görünür.

Bir sanatçının vazgeçmemesinde görünür.

Bir ülke ekonomik kriz yaşayabilir.

Aşar.

Bir ülke siyasi kriz yaşayabilir.

Aşar.

Bir ülke zor dönemlerden geçebilir.

Aşar.

Ama bir ülke sanatını yalnız bırakırsa…

İşte o zaman yalnızca estetiğini değil, geleceğini de kaybetmeye başlar.

Sanat bir lüks değildir.

Bir medeniyet meselesidir.

Bir toplum sanatını yalnız bırakabilir.

Ama bunun bedelini yalnız sanatçılar ödemez.

Bir gün bütün toplum öder.

Çünkü güzelliğini koruyamayan toplumlar, sonunda kendilerini de koruyamaz.

 

 

Önceki Yazı

İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

10 Haziran 2026
İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

10 Haziran 2026
Dr. Zeynep Yılmaz: Milyonlarca kadını etkileyen PCOS’un adı değişiyor

Dr. Zeynep Yılmaz: Milyonlarca kadını etkileyen PCOS’un adı değişiyor

10 Haziran 2026
Dijital Teknolojiyle Göz cerrahisinde yeni dönem, 2 milimetrelik kesilerle gözlüksüz bir yaşam mümkün

Dijital Teknolojiyle Göz cerrahisinde yeni dönem, 2 milimetrelik kesilerle gözlüksüz bir yaşam mümkün

10 Haziran 2026

Son Yazılar

Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

10 Haziran 2026
İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

10 Haziran 2026
Dr. Zeynep Yılmaz: Milyonlarca kadını etkileyen PCOS’un adı değişiyor

Dr. Zeynep Yılmaz: Milyonlarca kadını etkileyen PCOS’un adı değişiyor

10 Haziran 2026
Dijital Teknolojiyle Göz cerrahisinde yeni dönem, 2 milimetrelik kesilerle gözlüksüz bir yaşam mümkün

Dijital Teknolojiyle Göz cerrahisinde yeni dönem, 2 milimetrelik kesilerle gözlüksüz bir yaşam mümkün

10 Haziran 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

Aşkım Tan: Sanatın yalnızlığı

10 Haziran 2026
İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

İstanbul Kafkas Dans topluluğu “Kafkas Kartalları” 37 Yıllık birikimini İstanbul ve Ankara sahnelerine taşıyor

10 Haziran 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.