• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

Aşkım Tan by Aşkım Tan
3 Eylül 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon
0
SHARES
54
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Bu bir eczane yazısı değildir.

Bu, bir kadının kendi bedenini nerede güvende sayabileceğini sorgulamak zorunda kaldığımız bir ülkenin yazısıdır.

Ankara.

Tunalı Hilmi Caddesi.

Bir kadın ilaç almak için eczaneye giriyor.

Kasada bekliyor.

Arkasındaki erkek telefonunu çıkarıyor, eğiliyor, kadının eteğinin altından gizlice görüntü almaya çalışıyor.

İddiaya göre bunu yapan kişi bir eczacı.

Kadın fark ediyor.

Tepki gösteriyor.

Eczacı önce suçlamayı reddediyor.

Mağdur kadın ile eczacının eşinin ısrarı üzerine güvenlik kameraları inceleniyor.

Görüntüler ortaya çıkıyor.

İnkâr bitiyor.

Ardından basına yansıyan o cümle geliyor:

“Mesleğim biter, rezil olurum.”

İşte burada duruyorum.

Mesleğinin bitebileceğini düşünecek kadar yapılanın ağırlığının farkındaysanız, o telefon neden oradaydı?

Rezil olmaktan korkuyorsanız bir kadının beden mahremiyetini ihlal etmeye çalışırken ne düşünüyordunuz?

Asıl korku yapılanın ağırlığı mıydı?

Yakalanmanın sonucu mu?

Şimdi daha rahatsız edici yere gelelim.

O kadın ilk miydi?

Yoksa yalnızca ilk kez fark eden kadın mıydı?

Bilmiyoruz.

Bilmediğimiz hiçbir şeyi olmuş gibi yazamayız.

Tam da bu nedenle soruşturmanın güvenlik kamerasına yansıyan birkaç saniyeyle sınırlı kalmaması gerekiyor.

Telefon incelendi mi?

Daha önce çekilmiş benzer görüntüler var mı?

Silinmiş dosyalar araştırıldı mı?

Başka cihazlara aktarım var mı?

Başka hesaplara aktarım var mı?

Başka kişilere gönderilmiş bir görüntü var mı?

Telefonun dijital geçmişi ne söylüyor?

O kadın telefonu fark etmeseydi ne olacaktı?

Kamera kaydı bulunmasaydı?

Şikâyetçi olmasaydı?

Fark edilmeseydi daha kaç kadın aynı ihtimalle karşı karşıya kalabilirdi?

Bunların hiçbirinin gerçekleştiğini iddia etmiyorum.

Soruyorum.

Gazetecilik bazen eldeki cevabı yazmak değildir.

Cevabı verilmemiş doğru soruyu sormaktır.

Bir soru daha var.

Belki de soruşturmanın cevaplaması gereken en önemli sorulardan biri:

Bu görüntü neden alınmak isteniyordu?

Kişisel olarak saklamak için mi?

Bir başkasına servis etmek için mi?

Bir grupta paylaşmak için mi?

Bir platforma yüklemek için mi?

Ticari bir amaç söz konusu olabilir miydi?

Bilmiyoruz.

Bilmek zorundayız.

Gizlice çekilmiş mahrem bir görüntünün tehlikesi, deklanşöre basıldığı anda sona ermiyor.

Telefonun hafızasında kalabilir.

Kopyalanabilir.

Gönderilebilir.

Çoğaltılabilir.

Yayılabilir.

Satılabilir.

Bir kadının bedeni, kendisinin haberi bile olmadan birkaç saniye içerisinde dünyanın herhangi bir yerindeki bir ekrana düşebilir.

Bu olayda bunlardan herhangi birinin gerçekleştiğini gösteren bir veri yok elimizde.

Araştırılması gerektiğini söylemek için ise fazlasıyla neden var.

Üstelik böyle bir eylem nerede gerçekleşirse gerçekleşsin, kabul edilemez.

Sokakta da.

Otobüste de.

Markette de.

İşyerinde de.

Eğlence mekânında da.

Evde de.

Hiçbir yerde.

Eczanede gerçekleşmesi olaya başka bir güven ihlalini daha ekliyor.

İnsan eczaneye yalnızca para ve reçeteyle girmez.

Hastalığıyla girer.

Ağrısıyla girer.

Bazen kimseye anlatmadığı sağlık sorunuyla girer.

Kullandığı ilaçla girer.

Özel hayatına ilişkin bilgilerle girer.

Mahremiyetiyle girer.

Karşısındaki sağlık meslek mensubunun yalnızca bilgisine değil, meslek etiğine de güvenir.

Bir eczacı yalnızca ilaca ulaşmaz.

İnsanın mahremiyetine de ulaşır.

Ankara Eczacı Odası’nın olayın ardından yaptığı açıklama bu nedenle önemli.

Oda, eczacılık mesleğinin etik ilkelerine ve meslek onuruna aykırı hiçbir davranışın kabul edilemeyeceğini açıkladı.

Söz konusu eczacı hakkında disiplin sürecinin başlatıldığını, hukuki sürecin yanı sıra Sağlık Bakanlığı nezdindeki idari ve disiplin süreçlerinin de takip edileceğini bildirdi.

Doğru olan budur.

Bir meslek örgütü mesleğinin itibarını koruyacaksa önce o mesleğe duyulan güveni korumalıdır.

Soruşturma sonuna kadar yürütülmeli.

Dijital materyaller olay anıyla sınırlı tutulmamalı.

Varsa silinmiş kayıtlar incelenmeli.

Olası aktarımlar araştırılmalı.

Mesleki disiplin süreci adli süreçten bağımsız olarak işletilmeli.

Sonuç, hukukun izin verdiği ölçüde kamuoyuna açıklanmalı.

Belirsizlik bırakılmamalı.

Cezasızlık duygusu yaratılmamalı.

Olayın bir başka yüzü daha var.

Sosyal medyada öfke büyüdü.

Eczanenin önüne:

“BURADA TACİZCİ VAR!”

yazısı asıldı.

Tepki eczaneye yöneldi.

Ardından eczanenin sahibinin şüpheli eczacının eşi olan kadın olduğu yönünde bilgiler ve yorumlar paylaşıldı.

Burada da aynı gazetecilik ölçüsünü kullanmak zorundayız.

Doğrulanmamış bilgiden hüküm çıkaramayız.

Elimizde doğrulayabildiğimiz başka bir bilgi var.

Basına yansıyan anlatıma göre eczacının eşi olayın üzerini kapatan kişi değil.

Mağdur kadınla birlikte güvenlik kameralarının incelenmesinde ısrar edenlerden biri.

Görüntüler ortaya çıktığında eşine tepki gösteren de o.

“Neden böyle bir şey yaptın?”

diye soran da.

Şimdi başka bir rahatsız edici soruya sıra geliyor:

Suç kimin?

Bedel kimin?

Bir erkeğin yaptığı iddia edilen eylemin hesabını neden başka bir kadının işyerinden soruyoruz?

Eşi olduğu için mi?

Evlilik, bir insanı diğerinin davranışlarının ahlaki kefili mi yapıyor?

Bir erkek böyle bir eylemle suçlandığında eşinin emeğini hedef almak hangi adalet anlayışına sığıyor?

Burada ölçü son derece açık.

Eşi olayı örtbas etmiş olsaydı konuşurduk.

Delil saklasaydı konuşurduk.

Mağdur kadını susturmaya çalışsaydı konuşurduk.

Eylemi savunsaydı konuşurduk.

O zaman onun kendi davranışı da bu yazının konusu olurdu.

İnsanlar eşlerinin değil, kendi yaptıklarının sorumluluğunu taşır.

Kadın dayanışması da tam burada sınanıyor.

Bir kadının bedenini savunurken başka bir kadının emeğini hedef alıyorsak neyi savunuyoruz?

Bir kadının uğradığı haksızlığın hesabını başka bir kadından soruyorsak kime adalet getiriyoruz?

Bir kadının mağduriyetini başka bir kadının mağduriyetiyle gidermeye çalışıyorsak bunun adı gerçekten dayanışma olabilir mi?

Olamaz.

Burada fail olduğu iddia edilen kişiye yönelik tepkiyi bir milim dahi azaltmıyorum.

Tam tersine.

Hesabın doğru kişiden, sonuna kadar sorulmasını istiyorum.

Şikâyet üzerine gözaltına alınan eczacının hâkimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bildirildi.

Adli, idari ve mesleki süreçler devam ediyor.

O halde takip edilmesi gerekenler belli.

Telefonun dijital incelemesi.

Varsa silinen kayıtlar.

Olası aktarımlar.

Soruşturmanın kapsamı.

Mesleki disiplin süreci.

İdari süreç.

Sonuç.

Burada çözüm öfkeyi büyütmek değil, denetimi büyütmektir.

Böyle bir iddiada dijital materyalin kapsamlı biçimde incelenmesi soruşturmanın temel parçalarından biri olmalı.

Meslek örgütleri disiplin mekanizmalarını gecikmeden işletmeli.

Sağlık hizmeti verilen alanlarda mahremiyet ihlallerine karşı mesleki yaptırımlar tavizsiz uygulanmalı.

Toplumsal tepki fail olduğu iddia edilen kişiye ve sorumluluğu bulunan kurumlara yönelmeli.

Üçüncü kişiler, yalnızca yakınlıkları nedeniyle peşinen suçlu ilan edilmemeli.

İki adaletsizlikten bir adalet çıkmaz.

Şimdi başladığımız yere dönelim.

Bir kadın eczaneye girdi.

İlaç almaya.

Kendi bedenini korumaya değil.

Bir telefonu fark etmek zorunda kaldı.

Bir başka kadın, eşinin yaptığı iddia edilen eylemin ardından kendi emeğini korumak zorunda kaldı.

Ortada bütün bu tartışmayı başlatan bir erkek var.

O halde faturayı kadınlar arasında dolaştırmayı bırakalım.

Birinci kadının hesabını failden soralım.

İkinci kadına fail olmadığı bir eylemin hesabını ödetmeyelim.

O telefonun dijital geçmişini de sonuna kadar araştıralım.

Bu dosyada cevap bekleyen soru hâlâ orada:

O telefon ilk kez mi uzandı?

Yoksa ilk kez mi fark edildi?

Cevabı ne çıkarsa çıksın hüküm değişmez:

Bir kadının bedeni kimsenin arşivi değildir.

Bir başka kadının hayatı da bir erkeğin eyleminin ödeme makbuzu değildir.

 

 

Önceki Yazı

Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

3 Eylül 2026
Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

3 Eylül 2026
Ayşegül Ekti: Sonbahar ve yeni başlangıçlar

Ayşegül Ekti: Sonbahar ve yeni başlangıçlar

3 Eylül 2026
Türkiye’nin ilk “Brave Miller”i Funoli zeytinyağları

Türkiye’nin ilk “Brave Miller”i Funoli zeytinyağları

3 Eylül 2026

Son Yazılar

Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

3 Eylül 2026
Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

3 Eylül 2026
Ayşegül Ekti: Sonbahar ve yeni başlangıçlar

Ayşegül Ekti: Sonbahar ve yeni başlangıçlar

3 Eylül 2026
Türkiye’nin ilk “Brave Miller”i Funoli zeytinyağları

Türkiye’nin ilk “Brave Miller”i Funoli zeytinyağları

3 Eylül 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

Aşkım Tan: Mahremiyete uzanan telefon

3 Eylül 2026
Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

Semah Tuğsel: Oyunculuk ya da “Sahne Tozu”

3 Eylül 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.