Bulundu. Sonra?
Bir çocuk bulunduğunda kayıp kaydı kapanabilir. Çocuğu kaybolduğu koşullara geri göndermek, tehlikeyi de kapatır mı?
İlk bölümde şu ayrımı yaptık:
TÜİK’in “kayıp (bulunan)” tablosu, hakkında kayıp başvurusu yapıldıktan sonra bulunan çocukların karıştığı olayları sayıyor. Hâlâ aranan tekil çocukların sayısını vermiyor. Bir ailenin “Çocuğum nerede?” sorusu o tabloda cevap bulmuyor.
Bu kez başka bir sorunun peşindeyiz.
Bulunan çocuğa ne oluyor?
Emniyetin tanımına göre ailesinin yerini bilmediği çocuk da kayıp.
Koruma altında bulunduğu kurumdan ayrılıp dönmeyen çocuk da kayıp.
Başvuru yapılıyor.
Arama başlıyor.
Çocuk bulunuyor.
Dosyaya bir sonuç işleniyor.

Çocuğun hayatında ne değişiyor?
Evden neden ayrıldı?
Kurumdan neden çıktı?
Birinden mi korktu?
Bir yere mi gitmek istedi?
Başına bir şey mi geldi?
Bilmiyorsak soracağız.
Bilmeden “kaçtı” demeyeceğiz.
Bilmeden “kaçırıldı” da demeyeceğiz.
Bir çocuğu bulmak, onun neden kaybolduğunu açıklamaz.
Bir çocuğu eve götürmek, evin güvenli olduğunu kanıtlamaz.
Bir çocuğu kuruma döndürmek, kurumdan neden ayrıldığını ortadan kaldırmaz.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, risk altındaki çocuklar için sosyal inceleme, yönlendirme ve izleme çalışmalarını anlatıyor.
Bu mekanizmalar var.
Asıl soru da burada başlıyor.
Kayıp başvurusundan sonra bulunan çocukların kaçına sosyal inceleme yapıldı?
Kaçı yeniden kayboldu?
Kaçı aynı evden yeniden ayrıldı?
Kaçı aynı kurumdan yeniden çıktı?
Çocuk neden gittiğini bir uzmana anlatabildi mi?
Anlattıysa onu koruyacak hangi karar alındı?
Emniyetin sayfasında kayıp başvurusu yapılan çocukların yüzde 98’inin bulunduğu yazıyor.
Bu oran ilk bakışta güven veriyor.
Kalan yüzde 2 kim?
Bu oran hangi döneme ait?
Kaç başvurunun içinden hesaplandı?
Bulunanların kaçının tekrar kayıp başvurusuna konu olduğu biliniyor mu?
“Bulundu” sözcüğü bir arama sonucudur. Bir çocuk koruma sonucu değildir.
Aradaki farkı görmezden gelirsek aynı çocuğu defalarca arayabiliriz.
Her seferinde bulabiliriz.
Her seferinde aynı yere bırakabiliriz.
Sonra aynı dosyayı yeniden açarız.
Buna başarı mı diyeceğiz?
Çözüm, çocuğun adını kamuoyuna açmak değil.
Her bulunan çocuk için risk incelemesinin yapılıp yapılmadığını kaydetmek.
Tekrar kaybolma olaylarını tekil çocuk sayısından ayırmak.
Alınan koruma kararlarının uygulanıp uygulanmadığını izlemek.
Bu sonuçları çocukların kimliğini açıklamadan yayımlamak.
Bir çocuk geri döndüğünde yalnızca “Neredeydin?” diye sorulmaz.
“Seni oradan uzaklaştıran neydi?” diye de sorulur.
Bu soruyu sormayan sistem çocuğu bulmuş olabilir.
Onu koruduğunu söyleyemez.
BİLGİ NOTU
Emniyet Genel Müdürlüğü, kayıp çocuk tanımına izinsiz ayrıldığı koruma kurumuna dönmeyen çocukları da dâhil ediyor; başvuru için 24 saat beklenmemesi gerektiğini belirtiyor.
Aynı sayfada yer alan yüzde 98 bulunma oranının dönemi ve hesaplama ayrıntıları belirtilmiyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, risk altındaki çocuklar için sosyal inceleme ve izleme çalışmalarını açıklıyor.
Bu genel açıklamalar, kayıp başvurusundan sonra bulunan çocukların kaçının tekrar kaybolduğu sorusunu cevaplamıyor.
Kaynaklar: Emniyet Genel Müdürlüğü – Kayıp şahıs/çocuklar · Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Çocuklar Güvende · TÜİK bilgi notu
DEVAM EDECEK













