
Bir kayıp vakasında telefon, en önemli delillerden biridir.
Kiminle konuşulduğunu gösterir.
Mesajları gösterir.
Baz istasyonu bağlantılarını gösterir.
Dijital hesaplara erişim sağlayabilir.
Bir insanın son temaslarını, son hareketlerini ve son ilişkilerini ortaya çıkarabilir.
Bu nedenle Gülistan Doku’ ya ait SIM kartın hangi makam tarafından, ne zaman ve kimden teslim alındığı; ardından kime verildiği basit bir teslim işlemi değildir.
Bu, delil zinciridir.
Delilin ilk kim tarafından bulunduğu…
Kim tarafından muhafaza edildiği…
Hangi tutanakla teslim edildiği…
Üzerinde işlem yapılıp yapılmadığı…
Hangi incelemelerden geçirildiği…
Bunların tamamı kayıt altında olmak zorundadır.
Çünkü delil zincirindeki tek bir kopukluk bile o delilin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirir.
Peki Gülistan’ın SIM kartı neden resmî soruşturma makamları yerine bir koruma polisine gönderildi?
Koruma polisinin bu delille ilgili görevi neydi?
Kart üzerinde herhangi bir işlem yapıldı mı?
Kartın içeriğine erişildi mi?
Erişildiyse hangi hukuki kararla erişildi?
Bütün işlemler tutanak altına alındı mı?
Bu soruların cevapları yalnızca bir SIM kartın başına ne geldiğini açıklamayacaktır.
Soruşturmanın neden yıllarca karanlıkta kaldığını da açıklayabilecektir.
Devam edecek…













