Modern Türk öykücülüğünün kurucu isimlerinden biri olan, öykülerinde insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatan, her şeyin merkezine insan sevgisini koyan Sait Faik Abasıyanık’ın iki kitabı temmuz ayında Can Yayınları’nda: dostluk, aşk, ada kültürü, adada yaşam, aylaklık gibi temaları barındıran Kumpanya ve Az Şekerli…
Şehrin kalabalığında unutulan sesleri duyan, kahvehaneleri, iskeleleri ve kıyıları edebiyatın en unutulmaz mekânlarına dönüştüren benzersiz anlatıcı Sait Faik Abasıyanık iki öykü kitabıyla okurla buluşuyor: Kumpanya ve Az Şekerli.
Bir martının kanadında, bir balıkçının ağında
İnsanların ve onların ruhlarına, hislerine ait hiçbir tekâmül olmayacak mıydı? O halde beyhude yere niçin şiirler ve romanlar yazılıyordu? Edebî eserler insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel dünyaya götürmeye, kurmaya yardım etmiyorlarsa neye yarardı?
“Kökü kendinden olan” bir yazar olarak Cumhuriyet sonrası edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atan Sait Faik Abasıyanık, Kumpanya’da İstanbul’u karış karış arşınlayan, ara sokaklarda kaybolan hikâyelerle okura dokunuyor.
Sıradan insanların görünmeyen hayatları
Aşk nedir, diye düşünüyorum. Galiba Stendhal, insanların en mühim, en büyük icadı diyor. Zaman zaman herkes bir şeye benzetmiş. Üstüne ciltlerle kitap yazılmış. Halledilmiş bir mesele değil. Var mı yok mu o da meçhul. İnsandan başka hiçbir hayvanda yok… Ben de onu bir şeye benzetmeye çalışsam, olur mu dersiniz?
Sait Faik Abasıyanık’ın kitaplarına girmeyen, farklı dönemlerde çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan öyküleri Az Şekerli’de bir araya geliyor.












