
Dosyada yapılan hesaplamaya göre:
282.965 TL ağaç zararı tespit edilmiştir.
Bir ağaç bazen kesilmez.
Bazen yalnız bırakılır.
Kamuya yapılan açıklamalar vardır:
“Ağaç kesilmedi.”
Dosyada teknik veriler vardır.
Bir yerde hem “kesilmedi” denip hem kökler yerinde duruyorsa,
orada tartışma değil, çelişki vardır.
Dosyada daha ağır bir başlık bulunmaktadır.
“Öncesi” olarak sunulan bazı görsellerde ağaçların görünmediği,
aynı alanın farklı fotoğraflarında ağaçların bulunduğu,
tanıtım görsellerinde doğanın olduğundan farklı yansıtıldığı iddia edilmektedir.
Bu iddia bu metinde iddia olarak yer almaktadır.
Ama bu iddia,
bu dosyanın içinde durmaktadır.
Bu dosyada yalnızca doğa yoktur.
İnsan vardır.
Muhtar vardır.
Muhtarın beyanı:
Alanın siteye ait olduğu,
görüşülmesi gerektiği,
alternatif alan önerildiği yönündedir.
Mahalleli itiraz etmiştir.
Pankart açmıştır.
Başvuru yapmıştır.
Bir noktada şu cümle kurulmuştur:
“Bizi duymuyorlar.”
Dosyada başka başlıklar da vardır.
Gece saatlerinde alana girildiği,
tellerin kesildiği,
pankartların indirildiği yönünde beyanlar bulunmaktadır.
Bu başlıklar iddiadır.
Kesin hüküm değildir.
Ama bu dosyada yer almaktadır.
Alan park statüsündedir.
Kullanım kamusaldır.
Sahadaki yapı:
Erişimi sınırlı,
üyelik esasına dayalı bir kullanım üretmektedir.
Bu durum, yalnızca plan meselesi değildir.
Bu, bir hak meselesidir.
Bu dosya yalnız değildir.
Türkiye’de ve dünyada hukuk aynı şeyi söylemektedir.
Anayasa’nın 56. maddesi:
“Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi – Lopez Ostra / İspanya (1994):
Çevreye verilen zarar, bireyin özel hayatına ve yaşam hakkına müdahaledir.
Avrupa Kentsel Şartı:
Kentlilerin yeterli yeşil alanlara erişimi temel haktır.
İstanbul Validebağ Korusu kararları:
Yeşil alanların yapılaşmaya açılması kamu yararına aykırıdır.
Bu tablo tek bir şeyi göstermektedir:
Bu dosya yalnız değildir.
Hukuk aynı sonucu tekrar etmektedir.
Bugün dosya yeniden yargıdadır.
Ankara 21. İdare Mahkemesi,
2025/961 Esas sayılı dosyada süreci incelemektedir.
Ortada üç gerçek vardır:
Kesinleşmiş hüküm,
fiilî uygulama,
devam eden dava.
Soru nettir:
Mahkeme kararı mı geçerlidir,
yoksa sahadaki uygulama mı?
Bu metin taraf değildir.
Bu metin susmaz.
Tarafsızlık, görmezden gelmek değildir.
Tarafsızlık, gördüğünü olduğu gibi yazmaktır.
Bu dosyada:
karar vardır,
rapor vardır,
tanıklık vardır,
itiraz vardır.
Eksik olan tek şey:
Açık cevaptır.
Hukuk yazıldı.
Plan çizildi.
Karar verildi.
Şimdi geriye tek bir soru kalmıştır:
Bu şehir kararlarla mı yönetilmektedir,
yoksa uygulamalarla mı?
Bu dosya kazanıldı.
Mahkeme konuştu.
Hukuk yazıldı.
Şimdi sıra uygulamada.
Karar ya uygulanacak,
ya da bu şehir gerçeği bir kez daha tartışmak zorunda kalacak.













