
Çanakkale: Hatırlamak değil, taşımak zorunda olduğumuz yük
Çanakkale’de yalnızca toprak yarılmadı.
İnsanın içi açıldı.
Bir kurşun bir bedeni değil,
bir ömrü ikiye böldü.
O gün ölüm sıradanlaştı.
Vazgeçmek hiçbir zaman sıradan olmadı.
Bir asker düşünün.
Adını bilmiyorsunuz.
Yüzünü hatırlayan yok.
Ama bugün nefes alabiliyorsanız,
onun son nefesi hâlâ bu havanın içinde.
Çanakkale’de kimse kahraman olmak için savaşmadı.
Çünkü kahramanlık,
geri dönmeyi göze alıp gitmek değildir.
Kahramanlık, geri dönemeyeceğini bilip yürümektir.
Bir millet en çok ne zaman büyür biliyor musunuz?
Toprak kazandığında değil.
Kaybetmeyi göze aldığında.
Çanakkale bir kazanım hikâyesi değildir.
Çanakkale bir vazgeçmeme biçimidir.
O gün orada kimse tarihe geçmek istemedi.
Kimse bir marşın içinde anılmayı düşünmedi.
Yapılan tek şey şuydu:
Bir adım geri atılmadı.
Bazen tarih,
tam da o atılmayan adımda yazılır.
Tam o anda,
bir ses yükseldi:
“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.”
Bu bir askeri emir değildi.
Bu, bir milletin kaderine yazılmış cümleydi.
O cümleyi kuran kişi,
henüz bir devlet kurmamıştı.
Ama bir milleti ayağa kaldıracak
iradeyi çoktan kurmuştu.
Mustafa Kemal Atatürk,
o gün yalnızca bir cepheyi yönetmedi.
Bir milletin korkuyla kurduğu ilişkiyi kökünden söktü.
Bugün Çanakkale anılıyor.
Ama gerçek şu:
Çanakkale anılacak bir şey değildir.
Çanakkale, insanın omzuna bırakılmış bir ağırlıktır.
Taşırsanız anlamlıdır.
Taşımazsanız sadece bir tarih olur.
HESAPLAŞMA
Bugün 111 yıl sonra,
artık hatırlamak yetmez.
Bugün,
dünün bugüne bakıp hesap sorduğu gündür.
Henüz bıyığı terlememiş çocuklar,
bir sabah uyandıklarında asker oldular.
Henüz sıralarında oturması gereken çocuklar,
siperlerde toprağa uzandı.
Bazı okullar vardı…
sınıfları boş kaldı.
Yoklama alınamadı.
İsimler okunamadı.
Çünkü o sıralarda oturması gereken çocuklar,
toprağın altında yan yana yatıyordu.
Bir ülke,
bazen mezun veremeyen sınıfların omzunda yükselir.
Defterleri yarım kaldı.
Hayalleri yarım kaldı.
Hayatları yarım bırakıldı.
Siz bugün tamam mısınız?
Bu topraklar bir zamanlar barut kokuyordu.
Şimdi başka şeyler kokuyor.
İhmal kokuyor.
Sessizlik kokuyor.
Unutma kokuyor.
O çocuklar bu ülkeyi yaşamak için değil,
yaşatmak için bıraktı.
Siz bugün ne yapıyorsunuz?
Koruyor musunuz?
Sahip çıkıyor musunuz?
Yoksa sadece konuşuyor musunuz?
Bugün rahatça susuluyorsa,
o gün can vererek konuşanlara borç büyüyor demektir.
Bugün kolay vazgeçiliyorsa,
o gün asla vazgeçmeyenlerin hatırası eksiliyor demektir.
Bu yüzden Çanakkale yalnızca gurur değildir.
Çanakkale aynı zamanda bir mahcubiyettir.
İnsan başını öne eğmeden okuyamıyorsa bu tarihi,
orada bir eksiklik vardır.
Eğer bugün bu ülke,
o gün dökülen kanın ağırlığını taşımıyorsa,
sorun geçmişte değil, bugündedir.
Bir millet bazen kazanarak değil, vazgeçmeyerek var olur.
Çanakkale, kazanılmış bir savaş değil; teslim edilmemiş bir iradedir.
Bu ülkeyi bize bırakanlara,
başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,
bu topraklarda can veren herkese
minnet ve saygıyla…
Çanakkale geçilmedi.
Çünkü orada bir millet,
kendini kendine teslim etmedi.
Şimdi mesele şu:
Siz kendinizi neye teslim ediyorsunuz?












