Yazayım bir şeyler diyorum, her an gündem değişiyor, olaylar inanılmaz hızda akıyor ve sahneler çok üzücü…
Siyaset bu denli çalkantılı oldu mu bilemiyorum fakat tutuklanan belediye başkanları, parti değiştiren belediye başkanları, butlan kararları, cinayet izlerini gizleyen vali ve saz arkadaşları, kapatılan üniversite, kayyımlar, daha ne yazayım…
Bütün çirkinlikler görünür oluyor ve artık neye şaşıracağımız şaşırdık!
Neden tepki göstermediğimizi soruyorlar, halkımız neden bu kadar sessiz diye veryansın ediyorlar.
Neden mi sessiz kalıyoruz?
Çünkü savunacağımız kişi ya da kurum kalmadı. Savunalım dediğimiz kişilerin yaptıkları ortaya dökülünce söyleyecek söz kalmıyor bizlere.
Benim gibi bizim gibi sessizce izleyenler olarak bekliyoruz daha ne kadar ileri gidilecek diye…
Geçmiş yıllarda siyaseti çok yakından izleyen biri olarak çok yazdım, çok şeyler anlattım. Şimdi at izinin it izine karıştığı günlerde ne yazsak boş, ne konuşsak boş!
İki yıl önce Atatürk’ü görmüştüm rüyamda. Bana seslenip;
“El ele tutuşun güneşi batıracağız!” dedi.
Günlerce bu bir mesaj mı diye düşünmüştüm.
Bugünlerde yaşananları izledikçe evet mesajmış diyorum ve hatta şaşırıyorum. Mustafa Kemal Atatürk, iki yıl öncesinden bugünlerin yaşanacağını biliyordu ve bir şekilde haber iletiyordu.
Parti binasında yaşananları gördükçe Atatürk’ün maneviyatı sızlamıştır.
Bu rüyadan uzun zaman sonra yine rüyamda Atatürk, bu kez Florya köşkünde sahilde oturuyor, ben arkasında elimde kâğıt kalemle bekliyorum. Denize uzun uzun baktıktan sonra kısık bir sesle:
“Yaz kızım yapılacakları!” dedi
Ve ben bir kâğıda yapılacakları yazdım, tam sayfayı yapılacaklar listesiyle doldurdum. Yani o kadar yapılacak iş vardı. Uyandığımda neler yazdırdığını hatırlamadım tabi fakat eminim ruhum biliyordur.
Öyle sahneler yaşanıyor ki, Atatürk’ün kurduğu parti sanırım siyasi hayatı boyunca ilk kez bu kadar kötü görüntüler veriyor. Partili partiliye düşman oldu.
Bundan sonra ne olur derseniz; Kılıçdaroğlu CHP başkanı olarak kalırsa parti bölünür. Özel-İmamoğlu ikilisi yeni parti kurar. Önümüzdeki Mart’ta yerel seçimler yapılır. Kılıçdaroğlu tarafı ve Özel-İmamoğlu tarafı her belediyeye kendi adaylarını gösterir. CHP oyları bölünür. Yerel seçimde büyük hezimet yaşayan Ak Parti rövanşı açık ara ile kazanır ve belediyelerin büyük çoğunluğunu alır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın stratejik hamleler yapan ekibi kim bilmiyorum ama bu ekipteki zekâ öyle sıradan bir zekâ değil.
Astrolojiyi dahi kullandıklarını fark ettim. Önemli kararları açıkladıkları tarihleri bilinçli seçiyorlar.
Ve ortaya şöyle bir görüntünün çıkmasına neden oluyorlar;
İktidar tarafı, kendinden emin adım adım hamleler yaparak ilerliyor.
Muhalefet tarafı, gece gündüz birbiriyle kavga ediyor, çözüm üretmeyip tuzağa çekiliyor ve halkın gözünde, “bunlar mı ülke yönetecek” algısının oluşmasına neden oluyor.
Atatürk’ün dahi ruhu sızlıyor ve rüya kanalıyla uyarmaya çalışıyor.
Manzara bu!
Sonuç ne olacak hep birlikte izliyoruz.
Neden mi tepki göstermiyoruz?
Çünkü ortada düzeltilecek bir şey kalmadı!
ÜLKE YIKILACAK DİYE KENDİ YIKTIKLARI YIKINTILARININ ÜZERİNDEN HAYKIRANLARI İZLİYORUZ.
MERAK ETMEYİN ÜLKE YIKILMAZ!
Çünkü biz Türk’üz!
YENİDEN KURMASINI BİLİRİZ!
Büyük Hun İmparatorluğu (MÖ 3. yy – MS 1. yy)
Göktürk Kağanlığı (552–744)
Uygur Kağanlığı (744–840)
Karahanlı Devleti (840–1212)
Anadolu Selçuklu Devleti (1077–1308)
Osmanlı İmparatorluğu
Türkiye Cumhuriyeti
Bu zincir Türklerde DEVLET kurma yeteneğini dünyaya gösterdi.
Fakat siyasette ve yönetimde dik duruşun ne demek olduğunu öğretemedi.













