Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte su içme alışkanlığı geri plana atılabiliyor. Oysa susama hissinin azalması, vücudun su ihtiyacının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Gün boyunca yeterli, doğal mineralli ve doğal kaynak suları tüketmek, vücut sıcaklığının düzenlenmesi, böbreklerin normal işlevlerini sürdürmesi ve sindirim sisteminin desteklenmesi açısından önem taşıyor. Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, kış aylarında su tüketiminin neden ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Kapalı ortamlarda geçirilen uzun saatler ve susama hissinin yaz aylarına kıyasla daha az fark edilmesi, günlük su tüketiminin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yoğun iş temposunda çalışanlar, evden çıkarken veya gün içinde su içmeyi unutabiliyor. Yeterli su tüketimi; vücut sıcaklığının düzenlenmesine, besin öğelerinin taşınmasına, sindirimin normal şekilde ilerlemesine ve böbreklerin işlevlerini yerine getirmesine katkıda bulunuyor. Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, kış aylarında su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek günlük alışkanlıkların mevsime göre değişse de vücudun su ihtiyacının devam ettiğini vurguluyor.
“Susama hissini beklemeden su içmeyi alışkanlık haline getirin”
Kış aylarında yeterli su tüketmenin önemine değinen Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, “Soğuk havalarda susama hissi, yaz aylarına göre daha az belirgin hale geliyor. Bu durum, gün boyunca ne kadar su içtiğimizi fark etmememize ve tüketimimizin azalmasına yol açabilir. Oysa su; vücut sıcaklığının düzenlenmesi, dolaşımın desteklenmesi, sindirimin sürdürülmesi ve böbreklerin normal işlevlerini yerine getirmesi için gereklidir. Yetersiz sıvı alımı bazı kişilerde yorgunluk, baş ağrısı, ağız kuruluğu ve idrar miktarında azalma gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bu nedenle su içmek için mutlaka susamayı beklememeli, gün içine yayılan düzenli bir tüketim alışkanlığı geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Su tercihlerinde kalite ve güvenilirlik de önemli”
Su tüketiminde miktarın yanı sıra suyun kaynağına ve güvenilirliğine de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Aktepe, “İçme suyunun güvenilir olması ve ilgili mevzuata uygun şekilde tüketiciye sunulması önem taşıyor. İçtiğimiz suyun miktarı kadar kalitesi de sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Doğal kaynak ve doğal mineralli sular, vücudumuzun kış aylarında ihtiyaç duyduğu mineralleri geri kazanmasına yardımcı olur. Bu yüzden içeriğinde mineralleri barındıran doğal kaynak ve mineralli suları tercih etmek sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır.” dedi.
“Su tüketimini gün içine yayın”
Su içmeyi hatırlamakta zorlanan kişilerin günlük rutinlerinden yararlanabileceğini belirten Aktepe, “Sabah uyandıktan sonra, işe veya okula gitmeden önce, öğün aralarında ve fiziksel aktivite sonrasında su içmeyi hatırlatıcı bir alışkanlık oluşturabiliriz. Çalışma masasında veya çantada kişisel bir su şişesi bulundurmak da tüketimi takip etmeyi kolaylaştırır. Burada önemli olan, kısa sürede çok miktarda su içmek yerine ihtiyacı gün içine yaymaktır.” ifadelerini kullanıyor. Günlük sıvı ihtiyacının yalnızca tek bir miktarla açıklanamayacağını belirten Aktepe, su tüketiminin kişinin ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini ifade ederek, “Önemli olan, hava sıcaklığı ne olursa olsun vücudun sıvı ihtiyacını göz ardı etmemek ve su tüketimini günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak görmek. Bu nedenle günde 8-10 bardak su tüketimi muhakkak gerçekleştirilmelidir” dedi.













