Brand Week Istanbul kapsamında beşinci kez düzenlenen Healing Hall’de sağlığın geleceği; antibiyotik direnci, biyoteknoloji yatırımları, yapay zekâ, longevity ve sürdürülebilir yaşam ekseninde ele alındı. Etkinlikte konuşan uzmanlar, sağlık alanındaki dönüşümün bilimsel bilgi, disiplinler arası iş birliği ve yenilikçi çözümlerle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Brand Week Istanbul, 4-6 Kasım tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen beşinci Healing Hall ile sağlık, bilim, iş dünyası ve iyi yaşam alanlarını bir araya getirdi. Bu yıl ‘Türbülans’ temasıyla düzenlenen platformda, değişen dünyada sağlığın geleceği farklı disiplinlerin perspektifinden değerlendirildi.
‘Türbülans Geçecek, Denge Kalacak’
Pharmatopia Vizyoner Eczacılar Derneği Kurucu Başkanı Eczacı Adile Özdağ, Healing Hall’un beş yıllık yolculuğuna ve bu yılın temasına ilişkin değerlendirmesinde sağlık alanındaki dönüşümün bilim, teknoloji ve farklı disiplinlerin iş birliğiyle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Healing Hall’un beş yıl önce bir fikir olarak yola çıktığını ve bugün farklı disiplinleri, bilim insanlarını, sağlık profesyonellerini, iş dünyasını ve yaratıcı zihinleri buluşturan bir platforma dönüştüğünü belirten Özdağ, “Bu yılın teması olan türbülans, yalnızca yaşadığımız dalgalanmaları değil, değişimi doğru okuma ve birlikte yönetme ihtiyacını da anlatıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise sağlık var. Healing Hall’de bu yıl değişen ekonomik ve toplumsal dengelerden sürdürülebilir yaşama, GLP-1 çağının tüketici ve markalar üzerindeki etkilerinden metabolik sağlığa, longevity ve pozitif yaşlanmadan biyoteknolojiye, yapay zekâdan sağlıkta güvene, cilt ve saç sağlığından kadın sağlığına kadar geleceğin önemli başlıklarını konuştuk” dedi.
Yaşam süresini uzatmaya yönelik bilimsel çalışmaların yanı sıra sağlıklı, üretken ve konforlu bir yaşam sürmenin önemine dikkat çeken Özdağ, “Ömrü uzatmak için dünyada çok büyük çalışmalar yürütülüyor. Sürekli yeni moleküller geliştiriliyor. Ancak bütün bunlarda ömrü uzatmanın yanında asıl önemli olan sağlıklı yaşam. Yani o ömür içerisinde ne kadar üretken ne kadar hareketli ne kadar faydalı ve konforlu bir yaşam sürdüğünüz önemli. Bilimin, teknolojinin, aklın ve sevginin bir arada olduğu yenilikleri sağlığa aktarmak hepimizin görevi. Türbülans geçecek, denge kalacak. Hepimiz dengeli olmak için çaba sarf ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Eczacılığın Sağlık Ekosistemindeki Rolü Güçleniyor
Pharmatopia Vizyoner Eczacılar Derneği Başkanı Akgün Özen ise ‘Türbülans İçinde Dengede Kalmak’ başlıklı değerlendirmesinde derneğin kuruluş amacına, eczacılığın değişen sağlık ekosistemindeki yerine ve sağlık profesyonellerinin toplumsal fayda yaratmadaki rolüne odaklandı.
Pharmatopia’yı eczacılık mesleğinin değişen sağlık ekosistemindeki rolünü güçlendirmek, farklı disiplinler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını artırmak ve mesleğin toplumsal faydasını daha görünür kılmak amacıyla hayata geçirdiklerini belirten Özen, sağlık alanındaki dönüşümün ortak çözümler geliştirmeyi zorunlu kıldığını söyledi. Özen, “Sağlık alanında yaşanan dönüşüm, hiçbir meslek grubunun tek başına yanıtlayamayacağı kadar kapsamlı. Bu nedenle birlikte düşünmeye, üretmeye ve ortak çözümler geliştirmeye ihtiyacımız var. Türbülanslı dönemlerde dengede kalmanın yolu da değişimi doğru okumaktan, bilimsel yaklaşımı korumaktan ve insan sağlığını merkeze alan iş birliklerinden geçiyor” diye konuştu.
Antibiyotik Direncine Karşı Biyoteknoloji Yatırımları
Etkinliğin öne çıkan gündemlerinden biri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da ‘sessiz pandemi’ olarak tanımlanan antibiyotik direnci oldu. Anatolia Biotech Kurucusu Resul Yeşilyurt, antibiyotik direncinin yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek biyoteknolojinin bu mücadelede üstlenebileceği role değindi. Yeşilyurt, “Antibiyotik direnci, bütün dünyanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu, özellikle gelecek kuşakları tehdit eden bir sağlık sorunu. Dünya Sağlık Örgütü bunu ‘sessiz pandemi’ olarak adlandırıyor. Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı, antibiyotik direncini besleyen en önemli konular arasında yer alıyor. Biyoteknoloji ise yeni nesil ve farklı bakış açılarıyla geliştirilen tedavi yaklaşımları ortaya koyabilir” dedi.
Siklamen Özütünden Geliştirilen Yaklaşım, Biyoteknoloji Yatırımının Örneklerinden Biri
Antibiyotik direnciyle mücadelede bilimsel temelli ve yenilikçi çözümlerin önemine değinen Yeşilyurt, biyoteknolojik üretimle sağlık alanına kazandırılan bitkisel kaynaklı ürünlerin de bu alandaki gelişmelerin bir parçası olduğunu belirtti. Sinüzit gibi günlük yaşamı doğrudan etkileyen yaygın bir sağlık sorununda siklamen özütünün biyoteknolojik üretimle sağlık alanına kazandırılmasını örnek gösteren Yeşilyurt, bilimsel altyapısı ve klinik çalışmaları bulunan ürünlerin bu alandaki potansiyeline dikkat çekti. Anatolia Biotech Geliştirme Sermayesi Yatırım Fonu kapsamında antibiyotik direnciyle mücadeleye katkı sunabilecek biyoteknolojik çözümlere yatırım yaptıklarını belirten Yeşilyurt, söz konusu fonun Türkiye’de bu alanda kurulan ilk yatırım fonu olduğunu, global ölçekte de benzer örneklerin oldukça sınırlı kaldığını ifade etti.
Yeşilyurt, “Yatırım yaklaşımımızı yalnızca finansal getiri üzerinden şekillendirmiyoruz. Bilimsel bilgi ve biyoteknolojik üretim gücünü bir araya getirerek ülkemizde ve dünyada sağlık alanındaki önemli ihtiyaçlara yenilikçi çözümler sunmayı amaçlıyoruz. Sinüzit gibi günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir sağlık sorununda, siklamen özütünü biyoteknolojik üretimle sağlık alanına kazandıran yaklaşımımız bunun somut örneklerinden biri. Bu alana yapılan yatırım, Türkiye’de bir ilk olmasının yanı sıra global ölçekte de oldukça sınırlı sayıdaki örnek arasında yer alıyor” diye konuştu.
Beşinci yılında farklı disiplinleri aynı platformda buluşturan Healing Hall, sağlık alanındaki dönüşümü yalnızca bilimsel ve teknolojik gelişmeler üzerinden değil; toplumsal fayda, sürdürülebilirlik, yatırım ve sağlık profesyonellerinin değişen sorumlulukları açısından da gündeme taşıdı.












