İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 18-35 yaş arası genç oyun yazarlarını metinleriyle birlikte seyirciyle buluşturan yeni bir programı hayata geçirdi.
Muhsin Ertuğrul Okumaları adını taşıyan program henüz sahnelenmemiş oyun metinlerini görünür kılmayı, metinler üzerine birlikte düşünmeyi ve yazarlara gerçek bir geri bildirim alanı açmayı amaçlıyor.
Dördüncü Okuma Tiyatrosunun Konuğu Gizem Alukan’ın Kaleme Aldığı “Mavi Metal Yığını” Oldu
Dördüncü ve son okuma tiyatrosu, 4 Mayıs 2026 tarihinde 20.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde seyirciyle buluştu.
Yazar Gizem Alukan kendi hayatı ve oyun hakkında şunları söyledi:
“Ben Gizem Alukan, İzmirliyim. 3 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Çok küçük yaşta tiyatroyla tanıştım. 7, 8 yaşlarında İzmir Şehir Tiyatrosu’nun kapısından girdim. Aynı yıl Devlet Opera ve Balesi’ni kazandım. Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun oldum. Aynı yıllarda sinema hayatıma girdi. Yaşayan bütün sanat dallarının tiyatroda birleştiğini keşfettim. 7 yıldır tiyatroya odaklandım. Eğitmenlik ve oyunculuk yapıyorum. Farklı disiplinlerde kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
Bir kadın oyunu yazmak istedim ama zamanım da 3 haftaydı. Son 10 gün Şehir Tiyatroları’nın zamanı bitene kadar gece gündüz çalıştım ve bitirdim. İçimden geldiği gibi yazmak istedim.
Ben kara mizahı, acıyla tatlıyı bir arada çok severim. Acıyı göğüslemek, mizahla yumuşatmak ve o şekilde direnmek bir savunma şeklidir bende. Ben hep bir mizah olsun isterim oyunumda. Bu kadınların bence bir savunma şekli.”
Okumanın ardından; Dramaturg Dilek Tekintaş moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, yazar, oyuncular ve seyircilerle birlikte oyuna dair düşünceler paylaşıldı.
Okumanın Oyuncuları:
Funda – Bensu Orhunöz
Ayşe – Betül Kızılok Bavli
Hüseyin – Cem Baza
Küçük Kız – Ceren Hacımuratoğlu
Mavi Metal Yığını
Funda, köyünden koparılıp İstanbul’un baskıcı ortamına getirildiğinde, kendisini sadece tanımadığı bir adamla değil, kadınlara dayatılan asırlık bir sessizlik geleneğiyle karşı karşıya bulur. Mavi Metal Yığını, aynı evin içinde birbirine yabancılaştırılan iki kadının —Funda ve Ayşe’nin— kesişen trajedisini ve bu kapalı dünyadan çıkış yollarını anlatır.
Oyun, yaşadıkları ağır travmalara rağmen başka bir hayatın mümkün olduğuna inananların öyküsüdür. Funda’nın küçük bir kıza okuma yazma öğreterek başlattığı sessiz direniş, kurulu düzenin çarklarını aksatacak kararlı bir hamleye dönüşür. Şiddetin ve kuşatılmışlığın ortasında yeşeren kadın dayanışması, bilginin gücüyle birleşerek bu karanlık döngüyü kırmayı hedefler.













