Sevgili okurlarım,
“Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?” diye sorulmuştu yıllar önce.
Ben bugün başka bir soru sormak istiyorum:
Bana evliliğin resmini çizebilir misin Abidin?
Nasıl bir resim olurdu acaba?
Bir gelinlik…
Bir damatlık…
İki yüzük…
Gülümseyen iki insan…
Belki deniz kenarında bir gün batımı…
Peki ya resmin arka planında neler olurdu?
Ödenmemiş faturalar…
Uykusuz geceler…
Çocukların hastalıkları…
Kaybedilen yakınlar…
İş stresi…
Kırgınlıklar…
Affedişler…
Birbirini yanlış anlamalar…
Tekrar yeniden konuşabilmeler…
Çünkü evlilik sadece düğün fotoğraflarından ibaret değildir.
Biz evliliği çoğu zaman mutlu anların albümü gibi hayal ediyoruz. Oysa gerçek evlilik, birlikte çözülen sorunların tarihidir.
İyi evlilik hiç kavga etmeyen iki insanın hikâyesi değildir.
İyi evlilik, kavga ettikten sonra birbirine yeniden dönebilen iki insanın hikâyesidir.
Bugün birçok çift evliliğin yükünü değil, hayalini yaşıyor.
Sosyal medyada kusursuz görünen ilişkiler, gerçek hayatta ilk anlaşmazlıkta dağılıyor.
Çünkü insanlar eş aramaktan çok, kendilerini hiç zorlamayacak bir ilişki arıyor.
Oysa sevgi bazen sabretmektir.
Bazen susmaktır.
Bazen konuşmaktır.
Bazen de haklı olmayı bırakıp ilişkiyi seçmektir.
Psikoloji bize şunu gösteriyor:
Bir evliliği ayakta tutan şey aşkın şiddeti değildir.
Güvenin sürekliliğidir.
Çünkü aşk zaman zaman yorulur.
Tutku azalabilir.
Heyecan değişebilir.
Ama güven varsa insanlar yeniden birbirine yaklaşabilir.
John Gottman, uzun yıllar süren araştırmalarında mutlu evliliklerin sırrını büyük romantik jestlerde değil, her gün yapılan küçük davranışlarda buldu.
Kapıyı açarken gülümsemek…
“Geçmiş olsun.” diyebilmek…
Bir fincan çay koymak…
Dinliyormuş gibi değil, gerçekten dinlemek…
İnsanlar çoğu zaman büyük ihanetlerle değil, küçük ihmallerle birbirinden uzaklaşıyor.
Evlilik aynı zamanda iki insanın çocukluk hikâyesinin aynı evde buluşmasıdır.
Birinin sevgi dili sarılmaktır.
Diğerinin sessizlik.
Biri konuşarak rahatlar.
Diğeri içine kapanarak.
Ve yıllarca birbirlerini değiştirmeye çalışırlar.
Belki de mesele değiştirmek değildir.
Anlayabilmektir.
Çünkü evlilik, aynı olmaya çalışmak değil; farklılıklarla birlikte yaşayabilmeyi öğrenmektir.
Eğer bana evliliğin resmini çiz deselerdi…
Ortada tek bir kalp çizmezdim.
İki ayrı kalp çizerdim.
Aralarında da ince ama sağlam bir köprü…
Çünkü sağlıklı evlilikte insanlar birbirinin içinde kaybolmaz.
Birbirine ulaşabilecek kadar yakın, kendisi olabilecek kadar özgür kalırlar.
Belki de en güzel evlilik resmi budur.
Ne kusursuz…
Ne eksiksiz…
Sadece bütün fırtınalara rağmen yan yana yürümeye devam eden iki insanın resmi.
Hayatın Reçetesi
Evlilik, aynı yöne bakan iki kusursuz insanın değil; birbirinin kusurlarını gördüğü hâlde elini bırakmamayı seçen iki olgun insanın ortak eseridir.












