• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

Duygu Şengül by Duygu Şengül
9 Eylül 2026
in Yazarlar
0
Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme
0
SHARES
11
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş
İnsan kendini anlatmaya kalktığında genelde vitrine koyduğu başarılarından ya da toplumun alkışladığı meziyetlerinden bahseder. Oysa hayatın gerçek sınavı, vitrin ışıkları söndüğünde başlar. Kendi adıma, hayatım boyunca hamasi nutuklara, boş övgülere ve çıkara dayalı dostluklara hep mesafeli durdum. Bir masada haksızlık yapılıyorsa, sessiz kalmanın o haksızlığa ortak olmak anlamına geldiğini bilirim. Bu yüzden lafımı dolandırmadan, bedeli neyse ödemeyi göze alarak söylerim. Yanlışa yanlış demek bana dost kazandırmamış olabilir; aksine birçok kapıyı yüzüme kapatmış, yalnızlığın sınırlarını genişletmiştir. Yine de sırf bir grubun onayını almak ya da eğreti bir kabul görmek için kendi sözümü, kendi doğrumu inkar etmedim. Omurgalı durmak, benim için bir süs değil; yaşamanın tek geçerli varoluş biçimidir.
​
Fakat dışarıdan bakıldığında bu derece net, sert ve sarsılmaz görünen bu duruş, içeriye dönüldüğünde bambaşka bir manzara sunar. Dışarıda her soruya verecek bir cevabı olan ben, içimdeki aynaya baktığımda derin bir belirsizliğin ortasında kalırım. Bazen öfkeyle verdiğim bir kararın, bir anda arkamı dönüp gittiğim bir ortamın, terkedişlerimin ya da içimde aniden büyüyen bir suskunluğun kaynağını kendim bile çözemem. Tıpkı Büyük İskender’in kılıcıyla kesip atmaktan başka çare bulamadığı Gordion düğümü gibi; zihnimin derinlikleri de dolaşmış düğümlerle doludur. İnsanların beni “sert”, “tavizsiz” ya da “ulaşılmaz” olarak etiketlemesi bu yüzdendir; çünkü onlar sadece dışarıdaki kaleyi görürler, kentin içindeki karmaşık sokakları ve sisli havaları bilmezler.
​
İşte bu tezat, hayatımın ana aksını oluşturur. Bir yanda dünyadaki eğrilere karşı dikleşen bir gövde; diğer yanda kendi varoluşunun gizemini çözemeyen, bilinmeze sürüklenen bir gölge…
Jungian psikolojide gölge; bireyin kendi kişiliğinde kabul etmek istemediği, bastırdığı, utandığı veya bilincinden uzaklaştırdığı tüm karanlık ve ilkel yönlerin biriktiği bilinçdışı katmandır. Gölge çoğunlukla kıskançlık, öfke, bencillik gibi olumsuz kabul edilen nitelikleri içerir; ancak toplumun ya da bireyin yetiştirilme tarzı nedeniyle bastırılmış yaratıcılık, cesaret veya tutku gibi olumlu potansiyelleri de barındırabilir. Birey kendi gölgesiyle yüzleşmediğinde, kendi içindeki bu karanlık nitelikleri başkalarında görerek onlara karşı aşırı tepki, nefret veya yargılama geliştirir. Jung’a göre psikolojik olgunlaşma gölgeyi yok etmekle değil, onu bilinç düzeyine çıkarıp kabullenmekle mümkündür. Gölge ile bütünleşilmediği sürece insan eksik kalır ve yaratıcı enerjisini tam olarak kullanamaz.
Benim nihai amacım da gölgem ile bütünleşmek. 
Eylemin ortasındayken “Neden böyle yaptım?” sorusuna bazen verecek net bir yanıtım olmayabilir; ama “Neden eğilmedim?” sorusunun cevabı hep nettir. Kendimi tam olarak keşfedememiş olmak bir eksiklik gibi görünebilir; ancak ilkelerimden ödün vermeden, bükülmeden bu belirsizliğin içinde yürüyebilmek, belki de kendime dair bulabildiğim tek ve en hakiki cevaptır.
İnsan kendinden söz ederken nedense hep iyi taraflarını anlatır. Başardıklarını, vazgeçmediklerini, gerektiğinde nasıl dik durduğunu… Ben de bundan bütünüyle farklı değilim. Fakat haksızlığı ve yalanı gördüğümde susmayı hiçbir zaman beceremedim. Bir ortamda birinin hakkı yeniyorsa, herkes susarken benim de susmam bana hep daha ağır geldi. Konuştum. Söylediğim sözün nereye varacağını düşünmediğim zamanlar oldu. Bazen bir dostluğu, bazen bir ilişkiyi, bazen de yalnızca o günün huzurunu kaybettim. Yine de sonradan dönüp baktığımda, sırf kabul görmek için  bir şeyi söylemiş olmaktan çok, söylemem gerekeni söylemediğim zamanlara üzüldüm.
Belki dışarıdan bakıldığında bunun adı sertliktir. Taviz vermemek, insanları kolay kolay hayatına almamak, gerektiğinde çekip gitmek… Beni tanıyanların hakkımda kullandığı kelimeler arasında bunlar var. Ben de zaman zaman kendimi böyle görüyorum. Fakat insanın kendisiyle baş başa kaldığı yerde başkalarının verdiği sıfatların pek hükmü kalmıyor.
Çünkü kendime karşı aynı açıklıktayım.
Bazen bir şeye neden bu kadar öfkelendiğimi kendime sorduğumda verdiğim yanıt; “yalan dolan, riya, gerçekleri saptırma, bencillik, haksızlık ve aptallık” oluyor. Bana ya da çevremdekilere yapılan ayak oyunlarına, karşımdakinin beni aptal yerine koymaya çalışmasına, tahammül edemiyorum. Bir insanın söylediği küçücük bir söz içinde kinaye ya da art niyet barındırıyorsa, bende hiç beklemediğim kadar büyük bir karşılık bulabiliyor. Bazen de hiçbir şey söylemeden uzaklaşıyorum. Muhatap olup, o kişinin seviyesizliğine inmek istemiyorum, verilecek bir cevabım olsa da biliyorum o kişi beni anlayamacak. O anda bunun doğru olduğuna inanıyorum; sonra günler geçiyor ve kendime aynı soruyu soruyorum: Ben neden böyle yaptım? Neden sessiz kaldım? Bu pişmanlıkla karşılaşmamak için çoğu kez elimi taşın altına koyuyorum.
İşin tuhafı, bazı soruların cevabını başkalarına vermek kendi sorularımıza cevap vermekten daha kolay.
Gordion düğümünü kılıçla kesmek kolay bir hikâye. İnsan kendi içindeki düğümlere aynı cesaretle davranamıyor. Çünkü orada kesip atılacak tek bir ip yok. Birbirine dolanmış öfkeler, aldatılışlar, eski kırgınlıklar, terk edişler, pişmanlıklar, korkular, gurur, alışkanlıklar var. Hangisinin nereden başladığını çoğu zaman insan kendisi bile bilmiyor.
Belki de benim asıl çelişkim burada. Dışarıda neye karşı duracağımı biliyorum. Haksızlığa, yalana, sırf kalabalık öyle istiyor diye doğru kabul edilene karşı sesimi çıkarmaktan çekinmiyorum. Fakat kendi içime döndüğümde aynı kesinliği bulamıyorum. Bir kararımın arkasında durabiliyorum ama o kararı neden verdiğimi her zaman tam manasıyla açıklayamıyorum.
Bunu bir eksiklik olarak görmeyi de bıraktım artık.
İnsanın kendisini bütünüyle tanıması mümkün mü, ondan bile emin değilim. Belki kendimizi tanımak dediğimiz şey, yıllar içinde kendimizle ilgili bazı cevaplar bulmaktan çok, cevabını hâlâ bilmediğimiz sorularla yaşamayı öğrenmek.
Benim için değişmeyen tek şey şu: Kendimi henüz bütünüyle anlamamış olabilirim. Bazen kendi davranışlarıma bile şaşırabilirim. Ama hangi noktada geri adım atmayacağımı biliyorum.
Neden böyle yaptığımı her zaman bilmiyorum.
Ama neden eğilmediğimi biliyorum.
Belki insanın kendisi hakkında söyleyebileceği en dürüst şeylerden biri de budur: Kendini tam olarak çözemeden de kendi hayatının sorumluluğunu taşıyabilmek.
Önceki Yazı

Türk hazır giyim sektörü akıllı üretime hazırlanıyor

Sonraki Yazı

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

Duygu Şengül

Duygu Şengül

Sonraki Yazı
Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

9 Eylül 2026
Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

9 Eylül 2026
Türk moda endüstrisi ihracattaki kötü gidişe dur demek için Almanya yolcusu

Türk hazır giyim sektörü akıllı üretime hazırlanıyor

9 Eylül 2026
Dr. Dilek Dalkıran Erdem’den okul çağındaki çocuklara öneriler

Dr. Dilek Dalkıran Erdem’den okul çağındaki çocuklara öneriler

9 Eylül 2026

Son Yazılar

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

9 Eylül 2026
Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

9 Eylül 2026
Türk moda endüstrisi ihracattaki kötü gidişe dur demek için Almanya yolcusu

Türk hazır giyim sektörü akıllı üretime hazırlanıyor

9 Eylül 2026
Dr. Dilek Dalkıran Erdem’den okul çağındaki çocuklara öneriler

Dr. Dilek Dalkıran Erdem’den okul çağındaki çocuklara öneriler

9 Eylül 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

Dr. Öğretim üyesi Melek Çaylak: İstihdam alanıyla bu meslekler öne çıkıyor!

9 Eylül 2026
Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

Duygu Şengül: Gölge ve irade: Bir iç yüzleşme

9 Eylül 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.