Tanrılar taraf tutmaz, sadece zamanını beklerler…
Çünkü zaman, hakikatin müttefikidir, maskeleri düşüren en sesiz ve en zalim gerçeklerin Tanrısıdır. Khronos karanlığın değil her zaman aydınlığın yanındadır. Ve her karanlık gece er ya da geç sabaha ulaşacaktır.
Hades’in karanlığında bir ölüm sessizliği gibidir iftira. Oysa tek bir ışık hüzmesiyle aydınlığa ulaşır bütün yollar. Zeus’un yıldırımları bile hakikatin yanında titrek bir ışık gibi kalır zamanla.
Birkaç yüksek ses, birkaç yalancı tanık ve birkaç gölgenin susturamadığı aydınlığın gürültüsü, gün gelecek tüm yalanları temelinden sarsan bir çığlığa dönüşecektir. Bu Tanrıların adaletinin sesidir. Oysa etten kemikten yaratılmıştır insan. Tanrıların ışığının yakıcı varlığından habersiz… Tanrıların kurallarını unutmuş ve kibirli…
Themis’in beklediğini bilmeden yaşar gider, Nemesis’in sessizliğini kazancı sayar, Aletheia’nın gelişinden habersizdir.
Vicdanın terazisiyle ölçer Themis, sessizce yürür Nemesis ve hakikati güneş gibi aydınlatır Aletheia.
Görülmeyenin görüldüğü gün kader diye adlandırılsa da Tanrıların ilahi yansımasıdır dengelerin yeniden kurulduğu bu aşama. Görülmeyenin görüldüğü, söylenmeyenlerin duyulduğu, yalanın ve iftiranın üzerine kurulan her yapının çöktüğü bu zaman, Khronos’un zamanının gelişidir. Biri diğerinden eksik çalışmaz, evren yasalarıyla birbirine bağlıdır.
Oysa yanlışın tarafında duranlar, hakikatin zamanından habersiz yaşarlar. Karanlığa gömüldüğünü zannettikleri gerçeklerden kendileri bile habersizdirler. Ve zamana uyanan hiçbir gerçeğin yeniden karanlığa gömülemeyeceğini bilmezler.
Kendi karanlığını erdem zannedenler, elbet bir gün Tanrıların ışığıyla yüzleşirler. Ama gün çoktan yeniden doğmuştur. Artık ne incittikleri yaraları sarabilecek ne de zamanı geriye çevirebileceklerdir. İşte o an, ilahi hakikatin ışığında, kendi ördükleri karanlığın dağılışını izlemekten başka çareleri kalmayacaktır.
Tanrılar acele etmez. Bazen sessiz, bazen uzun bir yol olsa da hakikatin yolu asla değişmez. Hakikat yürümeye başladığında, ona sırt çevirenler elbet kendi gölgeleriyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Çünkü hakikat, görünen ile kendi arasındaki duvarları indirmek için yürür.












