Global Wellness Day fikri, aslında hayatımın en kırılgan ama aynı zamanda en dönüştürücü dönemlerinden birinde doğdu.
2004 yılında tiroid kanseri teşhisi aldığımda yeni anne olmuştum. Hayatımın en güzel dönemlerinden birini yaşamayı beklerken, bir anda kendimi korku, belirsizlik ve yalnızlıkla baş başa buldum. Tedavi sürecinde geçirdiğim günler bana hayatın ne kadar kıymetli, sağlığın ise ne kadar kolay unuttuğumuz bir armağan olduğunu çok derinden hissettirdi.
Hastane odasında yalnız kaldığım o günlerde kendime çok temel ama çok güçlü bir soru sordum: “Ben gerçekten iyi yaşıyor muyum?”
Bu soru, zamanla içimde başka bir sese dönüştü: “Ben iyileştim. Peki şimdi dünya için ne yapabilirim?”
Global Wellness Day’in tohumu tam da bu soruyla atıldı.
İnsanların sağlıklı yaşamı hatırlamak için bir hastalıkla, kayıpla ya da hayatlarını sarsan büyük bir olayla yüzleşmek zorunda kalmalarını istemedim. Çünkü iyi yaşamın bir lüks değil, herkesin temel hakkı olduğuna inandım. Wellness kavramının yalnızca spa, spor ya da beslenmeden ibaret olmadığını; zihinsel, fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halini kapsayan bütüncül bir yaşam farkındalığı olduğunu anlatmak istedim.
Global Wellness Day’i ilk hayal ettiğimde, bunun bu kadar büyüyeceğini açıkçası hiç düşünmemiştim. Başlangıçta sadece insanlara bir günlüğüne de olsa durup kendi hayatlarına bakmaları için ilham vermek istedim. “Bir gün, tüm yaşamınızı değiştirebilir” derken, aslında herkesin kendi içinde küçük ama anlamlı bir başlangıç yapabileceğine inanıyordum.
İlk yıllarda her şey çok daha küçük ve çok daha kişiseldi. Bazen tek tek insanlara anlatmak, kurumları ikna etmek, bu fikrin ticari bir kampanya olmadığını; tamamen iyi niyetle, insanlığın daha iyi yaşaması için ortaya çıkmış sosyal bir hareket olduğunu göstermek gerekiyordu. Ama içimde çok güçlü bir inanç vardı. Çünkü bu fikir sadece bana ait değildi; insan olmanın en temel ihtiyacına, iyi olma arzusuna dokunuyordu.
Zamanla bu küçük fikir büyüdü. Önce Türkiye’de, sonra farklı ülkelerde, ardından dünyanın dört bir yanında insanlar Global Wellness Day’i sahiplenmeye başladı. Bugün milyonlarca insanın, yüzlerce şehirde, binlerce ücretsiz etkinlikle aynı gün “iyi yaşam” için bir araya geldiğini görmek benim için tarif edilmesi çok zor bir duygu.
Her yıl dünyanın farklı noktalarından gelen fotoğrafları, videoları, çocukların gülümsemelerini, toplulukların bir araya gelişini gördüğümde aynı şeyi hissediyorum: Umut. Çünkü Global Wellness Day bana şunu gösterdi; insanlar iyiliğe, sağlığa, neşeye ve birbirine bağlanmaya hazır. Bazen sadece bir kıvılcıma ihtiyaç duyuyorlar.
Global Wellness Day’in topluma en büyük katkılarından biri, wellness ya da iyi yaşam kavramını daha erişilebilir ve daha insani bir yere taşıması oldu. İyi yaşamak için mükemmel şartlara sahip olmak gerekmiyor. Bazen daha fazla su içmek, sevdiklerimize zaman ayırmak, doğada yürümek, nefesimizi fark etmek, şükretmek, hareket etmek ya da birine içtenlikle gülümsemek bile bir başlangıç olabilir.
Bizim amacımız, insanlara hayatlarını bir günde tamamen değiştirmelerini söylemek değil. Onlara, değişimin bir günle başlayabileceğini hatırlatmak.
Global Wellness Day bugün yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda bir farkındalık çağrısı. Daha sağlıklı bireyler, daha bilinçli toplumlar, daha mutlu çocuklar ve daha şefkatli bir dünya için atılmış kolektif bir adım.
Geleceğe baktığımda en büyük hayalim, Global Wellness Day’in daha fazla çocuğa, gence, aileye ve topluluğa ulaşması. İyi yaşam kültürünün yalnızca yetişkinlerin hayatında değil, çocukların eğitiminde, ailelerin gündelik yaşamında, şehirlerin planlamasında ve kurumların değerlerinde daha güçlü bir yer edinmesini diliyorum.
Çünkü iyi ve sağlıklı yaşam yalnızca bireysel bir seçim değil; aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk. Bir insanın kendine iyi bakması, ailesine, çevresine ve dünyaya da daha iyi bakabilmesinin ilk adımıdır.
Bugün geriye dönüp baktığımda, hastane odasında doğan o küçük fikrin dünyanın dört bir yanında karşılık bulmuş olmasına büyük bir minnet duyuyorum. Ama en az onun kadar güçlü bir sorumluluk da hissediyorum. Çünkü bu yolculuk henüz bitmedi.
Global Wellness Day’in önümüzdeki yıllarda daha fazla insana ilham vermesini, daha fazla hayatın içinde küçük ama kalıcı değişimler yaratmasını ve dünyanın neresinde olursa olsun herkese şu mesajı ulaştırmasını istiyorum:
İyi yaşamak bir lüks değil, her bireyin temel hakkı.
Ve bazen, gerçekten de “Bir gün, tüm yaşamını değiştirebilir!”
Belgin Aksoy
Global Wellness Day Kurucusu













