Dün gece rüyamda kitap kulübümüzdeki arkadaşlarla bir araya geldiğimizi gördüm. Yaz boyunca ara verdiğimiz etkinliğimizi, arkadaşlarımı nasıl özlediysem artık… Herkes tatillerini bitirdi, şehre döndü veya dönmenin hazırlıkları içinde yani kavuşmaya az kaldı…
Tiyatrolar sezonu açtı, yeni oyunlarını duyuruyor… Şehri Contemporary İstanbul heyecanı sardı… Konser takvimleri, gösteriler, turneler birbiri ardınca şehre enerji vermeye geliyor.
Sanat tutkumla tüm bunlarla heyecanlanıyor, diğer taraftan da şehir dışındaki evimden halen tam olarak kopamıyorum. İstanbul’a arada insem de sonrasında kendimi yine İstanbul’un en batıdaki ilçesi Silivri’deki yazlığımda buluyorum. Çünkü “Silivri’de Yaşamak Güzeldir.”
Hele hafta sonları bir başka güzel yaşanıyor buralarda… Bu cumartesi güneşin keyfini çıkartmak için sitemizin sahilindeydik mesela… Tüm komşular evlerinden bir şeyler yapıp getirdiler. Benim havuçlu/tarçınlı/muzlu, fit kekim ise pek bir sükse yaptı. O kadar çok tarifini isteyen oldu ki… Hemen anlatıyorum…
1 orta boy havuç, 1 muz, 1 yumurta, 4 yemek kaşığı süzme yoğurt, 6 yemek kaşığı tam buğday unu, 1 tatlı kaşığı tarçın, 1 çay kaşığı kabartma tozu, 4 ceviz.
Yapılması da son derece pratik… Havuçları rendeleyin, muzu ezin ve diğer tüm malzemelerle karıştırın. Sonra da önceden ısıtılmış fırına. Pişerken de kokusu o kadar enfesti ki… Evi tarçın ve havuç kokusu sardı. Tam bir sonbahar keki oldu. Ben kekin üzerini süzme yoğurt ve bal ile süsledim.
Sonra bu sonbahar kekim ile deniz kıyısına yaz mevsimine geçiş yaptım. Komşularla yazın son günlerinin tadını çıkarttık, güneşlendik, denize giren bir kaç kişi de oldu ve denizin sıcak olduğunu söylediler… Ama ben kıyıda manzara seyrederken pek bir mutluydum.
Yarın ise pazar… Tam bir keyif günü… Ben pazarları dolu dolu yaşamayı sevenlerdenim. Çoğunlukla pazar programım çok önceden dolmuştur. Tarihi/turistik yerlere geziler, akraba/arkadaş buluşmaları, sanat etkinlikleri, yabancı dil konuşma veya kitap klübü…
Bu pazar önce güzel bir kahvaltı yaparım. Sebzeli omlet favorim… Biraz göz kararı ve evdeki malzemelerle şekillenen bir tarif bu… 1 havucu ve 1 patatesi soyma bıçağıyla doğruyorum, biraz maydonozla tavaya alıyorum. 2 yumurta, 1 yemek kaşığı tam buğday unu, biraz peynir ve süt ilave edip iyice karıştırıyorum. Sonra hafif yağladığım tavada arkalı önlü karıştırıyorum. Mis gibi oluyor.
Kahvaltıdan sonra Silivri merkeze gideceğim. Elime kitabımı alıp, doğru sahile çay bahçelerine… Kitap klübümüzde Ekim ayının kitabı Eldivenler, Hikayeler… Murathan Mungan’ın öykülerinin her biri birbirinden güzel… Son bir kaç hikaye kaldı kitabı bitirmeme…
Ardından Silivri sahilde uzun bir yürüyüş yaparım. Ve güzel bir öğlen yemeğini hak etmiş olurum. Silivri’nin meşhur köftesi, yine çok meşhur ayranı ile pek güzel gider. Buralar küçük yerler olduğundan tanıdıkla karşılaşma ihtimali çok yüksektir. Öyle büyük şehirdeki gibi “orada mı buluşsak, burada mı” seçenekleri pek geniş değildir. Zaten merkeze inilip sahilde biraz dolaşmak karşılaşmak için yeterlidir.
Pekiyi ya sizin Pazar günü ile aranız nasıldır? Tercihiniz benim gibi planlı, aktif bir pazar mıdır? Yoksa mümkünse evden çıkmam diyenlerden misinizdir?
Seçiminiz hangisi olursa olsun, pazarınız güzel olsun…













