The Basic Laws of Human Stupidity, İtalyan iktisat tarihçisi Carlo M. Cipolla tarafından yazılmış kısa ama çarpıcı bir deneme. Kitap yarı mizah, yarı sosyoloji, yarı da karanlık bir insanlık gözlemi gibi ilerliyor.
Aziz Nesin’in yıllardır en çok tartışılan sözlerinden biri, toplumdaki “aptallık oranı” üzerine yaptığı sert ve provokatif çıkışlardı. Çoğu zaman yanlış, eksik ya da sloganlaştırılmış biçimde dolaşsa da aslında onun derdi halkı aşağılamak değil; düşünmeyen, sorgulamayan, kolay yönlendirilen toplumsal yapıya duyduğu öfkeydi.
Cipolla’nın temel iddiası şu:
İnsan topluluklarını asıl tehdit eden şey kötülük değil, “akılsızca zarar veren insanlar”. Çünkü kötü insanlar en azından çıkar hesabı yapar; aptal insanlar ise hem kendilerine hem başkalarına zarar verebilir.
Kitabın omurgasını oluşturan “5 temel yasa” şöyle:
1.Herkes aptal insan sayısını küçümser.
Yani ne kadar çok olduklarını düşündüğümüzde bile aslında daha fazladırlar. Cipolla’ya göre insanlığın kronik yanılgılarından biri budur.
2. Aptallık eğitim, sınıf, statü, meslek tanımaz.
Profesör, sanatçı, banker, aristokrat ya da sıradan biri… Aptallık her gruba eşit dağılmıştır. Diplomalar insanı otomatik olarak akıllı yapmaz.
3. Aptal insan başkasına zarar verirken kendine de zarar verir.
Kitabın en önemli noktası bu. Cipolla “aptal”ı IQ düşüklüğüyle değil, davranış biçimiyle tanımlar.
Mesela bir insan:
* hem kendine hem başkasına fayda sağlıyorsa “zeki”,
* kendisi kazanıp başkasını eziyorsa “haydut”,
* kendine zarar verip başkasına fayda sağlıyorsa “saf”,
* herkesi batırıyorsa “aptal”dır.
4. Akıllı insanlar aptalların vereceği zararı sürekli hafife alır.
Cipolla’ya göre en büyük hata şudur:
“Bu kadar saçma davranamaz herhalde.”
Ama davranır. Ve tam da bu yüzden tehlikelidir. Çünkü öngörülemezdir.
5. Aptal insan en tehlikeli insan tipidir.
Yazar burada çok serttir. Ona göre çıkarcı bir kötüyle pazarlık yapılabilir; ama aptal insan mantık dışı hareket ettiği için sistemi çökertebilir. Bu yüzden toplumların çöküşünde büyük rol oynarlar.
Cipolla ayrıca toplumların yükseliş ve çöküşünü de buna bağlar:
* Eğer “zeki insanlar” çoğunlukta ve etkiliyse toplum ilerler.
* Aptalların etkisi artınca ise sistem içten çürür.
Kitap aslında insan doğasına dair ironik bir aynadır. Okurken insanın aklına sürekli iş yerleri, siyaset, ilişkiler, sosyal medya ve günlük hayattan örnekler geliyor. Bir noktadan sonra kitap “teori” olmaktan çıkıp kalabalık bir meydanı yukarıdan izlemek gibi hissettiriyor.
Cipolla’nın kitabı laboratuvar ışığı gibi beyaz ve soğuksa, Aziz Nesin’in dili mangal kömürü gibi sıcaktır; yakar, is bırakır, güldürürken utandırır.












