
Bu bir sempozyum yazısı değil.
Bu, bir sistem fotoğrafıdır.
Saatlerce konuşuldu.
Mobbing dendi.
Şiddet dendi.
Taciz dendi.
Kanunlar sayıldı.
Maddeler okundu.
Uluslararası sözleşmeler anlatıldı.
Hiçbiri yeni değildi.
Sorun bilinmiyor değil.
Sorun, korunmuyor olması.
Bir ülkede bir sorun sürekli anlatılıyorsa,
insanlar hâlâ aynı sorunla baş başa kalıyorsa,
orada bilgi eksikliği yoktur.
Orada sistem yoktur.
Toplantıda herkes doğruyu söyledi.
Hak temelli yaklaşımlar anlatıldı.
Uluslararası sözleşmeler hatırlatıldı.
İşverenin sorumluluğu konuşuldu.
Devletin yükümlülüğü hatırlatıldı.
Her şey yerli yerindeydi.
Ama bir şey eksikti.
Karşılığı.
Bu ülkede:
Kanun var.
Genelge var.
Yönetmelik var.
Başvuru mekanizmaları anlatılıyor.
Yaptırımlar konuşuluyor.
Bir insan mobbinge uğradığında:
Gideceği yer var deniyor.
Karşılığı yok.
Alo 170 var deniyor.
Peki sonra?
Kaç kişi o hattı aradı?
Kaçı sonuç aldı?
Kaçı korunabildi?
Bu soruların cevabı yok.
Çünkü veri yok.
Şeffaflık yok.
Hesap yok.
Eğitim verildiği söyleniyor.
Ama oran ortada:
yüzde 9,5.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Her 10 kişiden 9’unun
neye uğradığını bilmeden
o sistemin içinde bırakılması demektir.
Bir ülkede eğitim yoksa,
bilinç yoktur.
Bilinç yoksa,
hak da yoktur.
Toplantıda bir başka gerçek daha söylendi.
Mobbing sadece işyerinde başlamıyor.
Evde başlıyor.
Hayatta büyüyor.
Sistemde kalıcı hale geliyor.
Kadınlar…
Milyonlarca kadın…
İş gücüne dahil bile sayılmıyor.
Çünkü “ev işiyle meşgul.”
Bu ne demek?
Ekonomik bağımlılık demek.
Görünmez emek demek.
Sessiz şiddet demek.
Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir insanın
kendini koruma gücü yoktur.
Korunamayan insan,
sistemin en zayıf halkasıdır.
Mobbing konuşulurken
bu gerçek görmezden gelinirse,
o konuşma eksiktir.
Eksik olan her şey,
bir gün zarar olarak geri döner.
Toplantıda örnekler verildi.
Bir doktor.
Bir öğretmen.
İntihar eden insanlar.
Yetişmiş, eğitimli, nitelikli insanlar.
Bu bir tesadüf değildir.
Bu bir sonuçtur.
Bir ülke,
en iyi yetiştirdiği insanları
koruyamıyorsa,
orada sorun bireysel değildir.
Sistemiktir.
Devlet dediğiniz şey:
Sadece kanun yazan değil,
uygulayan yapıdır.
Denetlemeyen bir sistem,
çalışmaz.
Sorumluluk almayan bir yapı,
koruyamaz.
Bugün Türkiye’de sorun şu:
Sorumluluk var.
Yetki var.
Ama sonuç yok.
O noktada ne oluyor biliyor musunuz?
İnsan kayboluyor.
Bir kurum diyor ki:
“Benim görevim buraya kadar.”
Diğeri diyor ki:
“Bu benim alanım değil.”
Sonuç:
Top ortada.
Ama hayat gerçek.
Bir insanın hayatı
kurumlar arasında paslaşılacak bir konu değildir.
Mobbing bir “kişisel sorun” değildir.
Bir “işyeri problemi” de değildir.
Bu bir yönetim meselesidir.
Yönetilemeyen her şey:
Büyür.
Yayılır.
Normalleşir.
Bugün geldiğimiz nokta budur.
Şiddet konuşuluyor.
Taciz konuşuluyor.
Mobbing anlatılıyor.
Ama insanlar hâlâ yalnız.
Bu nedenle açık söylemek gerekiyor:
Bu bir bilgi sorunu değil.
Bu bir uygulama sorunudur.
Daha açık söylemek gerekirse:
Bu bir mobbing meselesi değil.
Bu bir sistem meselesidir.
Bir sistem,
en zayıf olanı koruyamıyorsa,
o sistem güçlü değildir.
Hiçbir ülke,
koruyamadığı insanla
gelecek kuramaz.
Devam edecek.













