• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Devletler kelimelerden mi korkar?

Aşkım Tan by Aşkım Tan
24 Mayıs 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Siyasette hafıza yok sananlar, en büyük hatayı yapıyor
0
SHARES
7
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Bir kavram duyulduğunda öfke patlıyorsa, sorun kelimede mi, toplumsal hafızada mı?

Bazı toplumlar düşünerek tepki verir.

Bazıları yalnızca refleks gösterir.

Türkiye bu konuda hangisi?

Çünkü bazı kelimeler vardır.

Sözlükte birkaç harften ibarettir.

Ama bir ülkenin sinir sistemine dokunur.

Bir anda tansiyon yükselir.

Ses tonları sertleşir.

Akıl geri çekilir.

Refleks öne çıkar.

Türkiye’de bu kelimelerden biri de hiç kuşkusuz “Kürdistan”.

Bu kelime telaffuz edildiğinde toplumun bir kesiminde anında alarm çalıyor.

Peki neden?

Gerçekten kelimenin kendisi mi tehdit?

Yoksa bu kelimeye yüklenen tarih, travma, korku ve siyasal hafıza mı?

Çünkü meseleye sloganla değil, akılla yaklaşmak gerekir.

Önce dürüst olalım.

Bu ülkede PKK terörü diye ağır bir gerçek yaşandı.

On yıllar boyunca.

Binlerce insan öldü.

Asker.

Polis.

Sivil.

Öğretmen.

Çocuk.

Analar mezarlıklarda ağladı.

Kentler boşaldı.

Köyler yandı.

Hayatlar parçalandı.

Bu nedenle bazı kelimelerin nötr kalmasını beklemek gerçekçi değildir.

Travma yaşayan toplumlarda kelimeler yalnızca kelime değildir.

Sembol haline gelir.

Korku çağrıştırır.

Tehdit algısı üretir.

Bunu yok sayan herkes sahicilikten uzaklaşır.

Ama tam burada başka bir soru başlıyor:

Travma yaşayan toplumlar düşünmeyi tamamen bırakmalı mı?

Çünkü burada çok kritik bir ayrım vardır:

Travma açıklamadır. Haklılık belgesi değildir.

Şimdi kavramın kendisine bakalım.

“Kürdistan” kelimesi sanki dün icat edilmiş gibi davranılıyor.

Öyle değil.

Tarihsel olarak bu kelimenin kullanımı vardır.

Osmanlı döneminde farklı bağlamlarda bu ifade geçmiştir.

16. yüzyıldan itibaren çeşitli idari ve coğrafi kayıtlarda benzer kullanımlar görülür.

Daha sonra “Kürdistan Eyaleti” adıyla idari yapılanma örnekleri tarih kayıtlarında yer alır.

Bu gerçek, kelimenin bugünkü siyasal anlamıyla birebir aynı şey olduğu anlamına gelmez.

Ama tarihsel varlığı inkâr etmek de gerçekle kavga etmektir.

Gerçekleri beğenmeyince silmek mümkün olsaydı tarih kitapları çok daha ince olurdu.

Gelelim Ahmet Türk tartışmasına.

Burada kişilerden çok ilkeleri konuşmak gerekir.

Ama isim ortadaysa kaçmak da gazetecilik değildir.

Ahmet Türk Türkiye siyasetinin uzun yıllardır bilinen aktörlerinden biridir.

Seveni vardır.

Sert biçimde eleştireni vardır.

Bu doğaldır.

Demokrasi steril laboratuvar değildir.

Asıl mesele şudur:

Rahatsız edici bulunan bir söz, saldırganlığın gerekçesi olabilir mi?

İtiraz etmek haktır.

Eleştirmek haktır.

Karşı çıkmak haktır.

Siyasi hesap sormak da haktır.

Ama düşünceye refleksle saldırmak başka bir şeydir.

Çünkü demokratik olgunluk, sevdiğiniz cümleleri alkışlamakla değil; sevmediğiniz cümlelere verdiğiniz tepkiyle ölçülür.

Şimdi sosyal medyada sık yapılan kıyasa gelelim.

“İngiltere’de İskoçya var, Galler var, Kuzey İrlanda var. O halde burada neden benzer kavramlardan korkuluyor?”

İlk bakışta zekice gibi görünüyor.

Ama yüzeysel.

Çünkü anayasal gerçeklik Facebook görselleriyle öğrenilmez.

Birleşik Krallık’ın yapısı Türkiye ile aynı değildir.

Birleşik Krallık, tarihsel olarak birleşmiş farklı siyasi yapıların oluşturduğu özgün bir sistemdir.

İskoçya’nın ayrı hukuk geleneği vardır.

Galler’in farklı yetki alanları vardır.

Kuzey İrlanda’nın çok özel politik geçmişi vardır.

Bu yapı “dört ayrı bağımsız devlet” anlamına gelmez.

Bu yapı Türkiye’ye kopyala-yapıştır anayasal model de değildir.

Dolayısıyla şu kıyas eksiktir:

“Orada varsa burada da aynısı olur.”

Bu analiz değildir.

Bu kolaycılıktır.

Elmayla armudu kıyaslamak bile bazen daha mantıklıdır.

Çünkü burada elmayla anayasal tarih kıyaslanıyor.

Belçika örneği de sık kullanılır.

Evet.

Flamanlar vardır.

Valonlar vardır.

Alman dil topluluğu vardır.

Federal model vardır.

Ama aynı sorun burada da geçerlidir.

Bu ülkenin kuruluş mantığı farklıdır.

Toplumsal sözleşmesi farklıdır.

Kurumsal evrimi farklıdır.

Batı’dan tek örnek çekip Türkiye’ye yapıştırmak düşünce değildir.

Kolajdır.

Fransa’ya bakalım.

Çünkü Avrupa tek model değildir.

Bretonlar vardır.

Korsikalılar vardır.

Basklar vardır.

Kimlik talepleri vardır.

Ama Fransız devlet refleksi farklıdır.

Demek ki “Batı’da böyle” cümlesi zaten eksik cümledir.

Hangi Batı?

Hangi model?

Hangi tarih?

Şimdi en rahatsız edici yere gelelim.

Türkiye neden kimlik meselesini hâlâ soğukkanlı biçimde konuşamıyor?

Çünkü bu ülkede kimlik ile güvenlik meselesi aynı torbaya atıldı.

Bilerek.

İsteyerek.

Siyasi çıkarla.

Bir taraf her kimlik tartışmasını güvenlik tehdidi gibi sundu.

Diğer taraf zaman zaman güvenlik travmasını küçümsedi.

Bu tartışmada başka bir itiraz daha var.

Onu yok saymak dürüstlük olmaz.

Şu soru soruluyor:

Eğer tarihsel kimlik referansları üzerinden coğrafi/siyasal aidiyet dili meşrulaştırılacaksa, sınır nerede çizilecek?

Bugün bir etnik kimlik üzerinden coğrafi siyasal aidiyet dili normalleştiriliyorsa, yarın benzer taleplerin önüne hangi anayasal ilke konulacak?

Lazlar?

Zazalar?

Boşnaklar?

Çerkesler?

Araplar?

Gürcüler?

Arnavutlar?

Türkiye’nin dokusu zaten çok katmanlıdır.

Tek renk yoktur.

Tek etnik köken yoktur.

Tek inanç geçmişi yoktur.

Ama Cumhuriyet’in kurucu iddiası tam burada başlar:

Farklı kökenleri ortak vatandaşlık çatısı altında buluşturmak.

Tam da bu nedenle mesele yalnızca bir kelime meselesi değildir.

Devlet mimarisi meselesidir.

Çünkü çok etnili toplumlarda kimlik hakkı ile siyasal parçalanma korkusu arasındaki çizgi son derece hassastır.

Bu kaygıyı bütünüyle irrasyonel görmek de doğru değildir.

Bir başka ağır gerçek daha var.

Bu ülkede terör yalnızca Türkleri öldürmedi.

Kürtleri de öldürdü.

Sivilleri öldürdü.

Öğretmenleri öldürdü.

Çocukları öldürdü.

Bölge insanını da travmatize etti.

Bu nedenle meseleyi yalnızca “Türk-Kürt” eksenine sıkıştırmak eksiktir.

Acıyı etnik kimliğe göre sınıflandırmak vicdani değildir.

Kanın etnik aidiyeti olmaz.

Sonuç?

Akıl ortadan kayboldu.

Çünkü korku siyaseti kolaydır.

Düşünce üretmek zordur.

Bağırmak kolaydır.

Çözüm üretmek zordur.

Etiket yapıştırmak kolaydır.

Toplumsal onarım zordur.

Bir halkın tarihsel geçmişini kabul etmek başka şeydir.

Şiddetle ilişkilendirilmiş siyasal projeleri meşrulaştırmak başka şeydir.

Kürtlerin Mezopotamya’ya uzanan tarihsel geçmişi inkâr edilerek sağlıklı tartışma kurulmaz.

Ama tarihsel köklerin varlığı, modern siyasal projelerin otomatik meşruiyet belgesi değildir.

Kimlik hafızası vardır.

Dil geçmişi vardır.

Kültürel süreklilik vardır.

Ama tarihsel kimlik gerçeği ile modern siyasal ayrışma projelerini aynı kefeye koymak analitik hatadır.

Şimdi açık konuşalım.

Terör başka şeydir.

Kimlik başka şeydir.

Bu iki başlığı bilinçli biçimde birbirine yapıştırmak düşünsel tembelliktir.

Ama kimlik söylemini kullanarak şiddeti romantize etmeye kalkmak da başka bir sorumsuzluktur.

İkisi de yanlıştır.

İkisi de topluma zarar verir.

Peki çözüm ne?

Türkiye artık refleksle değil, özgüvenle yönetilmek zorunda.

Bir kavram duyuldu diye toplumsal nabız fırlıyorsa burada siyasal eğitim sorunu vardır.

Kimlik konuşuluyor diye ülke bölünecek paranoyasıyla yaşanmaz.

Şiddeti romantize eden söylemlerle de toplumsal barış kurulmaz.

Devletin gücü yasak listesiyle ölçülmez.

Özgüveniyle ölçülür.

Toplumun gücü bağırmasıyla ölçülmez.

Düşünebilmesiyle ölçülür.

Şimdi son soruya gelelim:

Gerçekten korktuğumuz şey bir kelime mi?

Yoksa o kelimeyle birlikte açılan tarihsel hesaplaşma mı?

Çünkü güçlü devletler kelimelerden titremez.

Güçlü toplumlar duydukları her sözcüğü tehdit ilan etmez.

Travma anlaşılırdır.

Ama travmayı sonsuza kadar siyasal yakıta çevirmek ülkeye iyilik değildir.

Bir kelimeden korkuyorsanız sorun kelimede değildir.

Bir kelime duyunca öfkeye teslim oluyorsanız sorun hafızanızdadır.

 Hafızayı iyileştirmeyen siyaset çözüm üretmez.

Yalnızca yeni krizler üretir.

Kelimelerden korkan devlet güçlü görünmez.

Sadece tedirgin görünür.

Tedirgin siyaset akıl üretmez.

Refleks üretir.

Refleks çözüm üretmez.

Yalnızca yeni yaralar üretir.

Gerçek tehdit bazen kelimeler değil; düşünmeyi bırakan toplumdur.

 

 

Önceki Yazı

Vivin İnşaat’a 3 ayrı ödül

Sonraki Yazı

Türkiye’nin İlk Robot Tiyatrosu “Neci’nin Diji Maceraları” Perdelerini açıyor

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Sonraki Yazı
Türkiye’nin İlk Robot Tiyatrosu “Neci’nin Diji Maceraları” Perdelerini açıyor

Türkiye’nin İlk Robot Tiyatrosu “Neci’nin Diji Maceraları” Perdelerini açıyor

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Paribu Cineverse Akasya’da özel etkinlikle vizyona girdi

Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Paribu Cineverse Akasya’da özel etkinlikle vizyona girdi

24 Mayıs 2026
İstanbul Modern, bayramda ziyaretçilerini sanatla buluşturuyor

İstanbul Modern, bayramda ziyaretçilerini sanatla buluşturuyor

24 Mayıs 2026
Brand Week Istanbul 2026 Teması belli oldu

Brand Week Istanbul 2026 Teması belli oldu

24 Mayıs 2026
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Programı açıklandı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Programı açıklandı

24 Mayıs 2026

Son Yazılar

Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Paribu Cineverse Akasya’da özel etkinlikle vizyona girdi

Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Paribu Cineverse Akasya’da özel etkinlikle vizyona girdi

24 Mayıs 2026
İstanbul Modern, bayramda ziyaretçilerini sanatla buluşturuyor

İstanbul Modern, bayramda ziyaretçilerini sanatla buluşturuyor

24 Mayıs 2026
Brand Week Istanbul 2026 Teması belli oldu

Brand Week Istanbul 2026 Teması belli oldu

24 Mayıs 2026
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Programı açıklandı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Programı açıklandı

24 Mayıs 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Paribu Cineverse Akasya’da özel etkinlikle vizyona girdi

Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Paribu Cineverse Akasya’da özel etkinlikle vizyona girdi

24 Mayıs 2026
İstanbul Modern, bayramda ziyaretçilerini sanatla buluşturuyor

İstanbul Modern, bayramda ziyaretçilerini sanatla buluşturuyor

24 Mayıs 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.