• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Büyükada; Tarihin kıyıya vurduğu yer

Aşkım Tan by Aşkım Tan
14 Ağustos 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Büyükada; Tarihin kıyıya vurduğu yer
0
SHARES
15
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

İstanbul’un içinde, İstanbul’dan ayrı bir dünya Büyükada.

Denizin birkaç mil ötesinde değil yalnızca; yüzyılların ötesinden bugüne ulaşmış bir hafıza gibi.

İstanbul’a bu kadar yakın olup İstanbul’un telaşından bu kadar uzak kalabilmek belki de Ada’nın ilk ayrıcalığı.

Ama asıl ayrıcalığı geçmişinde.

Büyükada, İstanbul açıklarındaki Prens Adaları’nın en büyüğü.

Eski adıyla Prinkipos.

Yüzyıllar boyunca İstanbul’un hemen yanı başında ama kendine ait hayatıyla var olmuş bir Ada.

“Prens Adaları” adı da bu tarihin içinden geliyor.

Bizans döneminde bu adalar, taht mücadelelerinde gözden düşen hanedan mensuplarının, prenslerin, prenseslerin ve kimi din adamlarının sürgün edildiği yerler arasındaydı.

İktidar İstanbul’daydı.

Sürgün birkaç mil ötesinde…

Ada bazen saraya bu kadar yakın, hayata bu kadar uzak bir yerdi.

Yüzyıllar geçti.

İmparatorluklar değişti.

Cumhuriyet kuruldu.

Bu kez dünyanın en tanınmış siyasi sürgünlerinden biri geldi Büyükada’ya:

Lev Troçki.

Tarih, farklı yüzyıllarda aynı Ada’nın kıyısına yine sürgünü bıraktı.

Ama Büyükada’yı yalnız sürgünlerle anlatmak da ona haksızlık olur.

Çünkü burası aynı zamanda birlikte yaşamanın adasıydı.

Rumuyla…

Ermenisiyle…

Yahudisiyle…

Türküyle…

Kiliseleriyle, sinagoguyla, camileriyle, köşkleriyle, bahçeleriyle, sokaklarıyla, sofralarıyla…

Farklı kültürlerin, farklı inançların ve farklı hayatların aynı Ada’da bıraktığı izlerdi bunlar.

1923’te Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen zorunlu nüfus mübadelesi milyonlarca insanın hayatını yerinden ederken İstanbul’un yerleşik Rumları mübadelenin dışında bırakıldı.

Büyükada bu nedenle Rum yaşamının ve kültürünün güçlü izlerini taşımaya devam etti.

Sonra başka kırılmalar yaşandı.

6-7 Eylül yaşandı.

Göçler oldu.

Gidenler oldu.

Kalanlar oldu.

Ada değişti.

Ama hafıza bütünüyle gitmedi.

Bugün Büyükada’nın sokaklarında yürürken eski bir köşkün önünden geçiyorsanız yalnızca güzel bir binaya bakmıyorsunuz.

Bir kilisenin kapısına, bir sinagoga, bir camiye, eski bir bahçeye baktığınızda yalnızca yapılara bakmıyorsunuz.

Birlikte yaşanmış hayatların izlerine bakıyorsunuz.

Bugün bütün bu geçmiş, Büyükada’nın ortak hafızasında ve aynı bayrağın altında yaşamaya devam ediyor.

Belki Büyükada’nın gerçek zenginliği de burada.

Geçmişini tek bir kimliğe sığdıramıyorsunuz.

Tek bir döneme de…

Tek bir hikâyeye de…

Milano Restaurant’ta otururken önümde Marmara Denizi, elimde Milano’nun menüsü vardı.

Kapağında:

Since 1960.

Ama birkaç satır aşağı indiğimde hikâyenin 1960’tan da eski olduğunu gördüm.

Milano Restaurant’ın kendi tarihçesine göre buradaki gastronomi yolculuğu 1930’lu yılların başında, aynı adreste fakat farklı bir isimle başlamış.

1960’tan itibaren Milano adıyla devam etmiş.

Bir anda önümdeki menü yalnızca ne yiyeceğimi seçtiğim bir şey olmaktan çıktı.

Çünkü Büyükada’da geçmişi 1930’lara uzanan bir mekânda oturuyorsanız, ister istemez bulunduğunuz yerin geçmişine de bakıyorsunuz.

İşte o geçmişte yalnızca bir restoran yok.

Bir ülkenin değişimi var.

1930’ların Türkiye’si geçti bu masaların önünden.

İkinci Dünya Savaşı yılları geçti.

6-7 Eylül geçti.

Darbeler geçti.

Göçler geçti.

İstanbul değişti.

Büyükada değişti.

Kuşaklar değişti.

O adresteki sofra geleneği sürdü.

Bir işletmenin değerini bazen kaç yıldır açık olduğu değil, kaç yılın içinden geçerek bugüne gelebildiği gösteriyor.

Üstelik mutfak da hafızadan bağımsız değil.

Milano bugün menüsünde hâlâ Rum mezelerinden söz ediyor.

Bunu yalnızca bir yemek tercihi olarak görmüyorum.

Çünkü kültür her zaman kitaplarda yaşamıyor.

Bazen bir tarifte yaşıyor.

Bir kokuda…

Bir sofrada…

Bir kuşaktan diğerine geçen küçücük bir mutfak alışkanlığında…

Milano’nun yıllar içinde pek çok tanınmış ismi ağırladığı anlatılıyor.

Ama tarih yalnızca ünlü insanların bıraktığı izlerden oluşmuyor.

Kim bilir bu masalarda kaç insan sevdi?

Kaçı ayrıldı?

Kaçı yıllar sonra aynı masaya yeniden oturdu?

Kaç doğum günü kutlandı?

Kaç dostluk başladı?

Kaç hayat birbirine değdi?

Tarih biraz da adı hiç yazılmayan insanların bıraktığı izlerin toplamıdır.

Bugün şehirler hızla değişiyor.

Eski binalar gidiyor.

Eski işletmeler kapanıyor.

Yerlerine birbirine benzeyen mekânlar geliyor.

Her kayıpla birlikte hafıza biraz daha eksiliyor.

Bu nedenle Milano gibi geçmişi olan yerlerin hâlâ kapılarını açabilmesini yalnızca ticari bir devamlılık olarak görmüyorum.

Bir kentin tarihi yalnız saraylarını, anıtlarını ve müzelerini koruyarak yaşatılamaz.

Sokaklarını…

Evlerini…

Sofralarını…

İnsanlarını…

Hafızasını taşıyan mekânlarını da korumak gerekir.

Bugün Milano’da otururken bunları düşündüm.

Karşımda Marmara…

Arkamda 1930’lara kadar uzandığı anlatılan bir gastronomi hikâyesi…

Etrafımda ise yüzyılların Büyükada’sı.

Belki beni buraya yeniden yeniden getiren de bu.

Büyükada geçmişini anlatmak için insanın karşısına dikilmiyor.

Bir sokakta çıkıyor karşınıza.

Bir köşkte…

Bir sofrada…

Bazen tanıştığınız bir insanda…

Bazen yıllardır burada yaşayan birinin anlattığı küçücük bir hatırada…

Bazen yıllardır aynı yerde duran bir mekânda…

Bazen ilk kez girdiğiniz bir kapının ardında…

İstanbul’a bakıyorsunuz.

İstanbul hemen orada.

Ama burada hayat başka türlü akıyor.

Belki de insanın aklından bu yüzden şu soru geçiyor:

Bir gün buraya yalnızca gelmek için değil, kalmak için gelir miyim?

Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

Bazı yerlere gidersiniz.

Fotoğrafınızı çekersiniz.

Yemeğinizi yersiniz.

Vapura binip dönersiniz.

Bazı yerlerden ise döndüğünüzü sanırsınız.

Büyükada biraz öyle.

Ada’dan ayrılırsınız.

Ada sizden ayrılmaz.

 

 

 

Önceki Yazı

Duygu Şengül: Hesap kitap

Sonraki Yazı

Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Sonraki Yazı
Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Menderes’te Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele

Menderes’te Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele

14 Ağustos 2026
Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

14 Ağustos 2026
Aşkım Tan: Büyükada; Tarihin kıyıya vurduğu yer

Aşkım Tan: Büyükada; Tarihin kıyıya vurduğu yer

14 Ağustos 2026
Duygu Şengül: Hesap kitap

Duygu Şengül: Hesap kitap

14 Ağustos 2026

Son Yazılar

Menderes’te Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele

Menderes’te Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele

14 Ağustos 2026
Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

14 Ağustos 2026
Aşkım Tan: Büyükada; Tarihin kıyıya vurduğu yer

Aşkım Tan: Büyükada; Tarihin kıyıya vurduğu yer

14 Ağustos 2026
Duygu Şengül: Hesap kitap

Duygu Şengül: Hesap kitap

14 Ağustos 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Menderes’te Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele

Menderes’te Akdeniz meyve sineğine karşı biyoteknik mücadele

14 Ağustos 2026
Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

Çorlu Matbaa Hizmetlerinde Kaliteli ve Profesyonel Baskı Çözümleri

14 Ağustos 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.