• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Başkent kimin?

Aşkım Tan by Aşkım Tan
9 Haziran 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Başkent kimin?
0
SHARES
30
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

DÜNYAYA ANKARA’YI GÖSTERECEĞİZ. ÖNCE ANKARA’YI ANKARALILARDAN SAKLAYARAK.

BU BİR NATO YAZISI DEĞİLDİR.

Bu bir güvenlik karşıtlığı yazısı da değildir.

Bu, bir başkentin ne için var olduğunu sorgulama yazısıdır.

Bu, devlet ile vatandaş arasındaki görünmez sözleşmenin yazısıdır.

Bu, güvenlik ile hayat arasındaki denge üzerine bir yazıdır.

NATO Zirvesi yapılacak.

Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri Ankara’ya gelecek.

Güvenlik önlemleri alınacak.

Alınmalıdır da.

Bir devlet misafirlerini korumak zorundadır.

Bir devlet vatandaşlarını korumak zorundadır.

Bir devlet uluslararası sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır.

Bunların hiçbiri tartışma konusu değildir.

Tartışılması gereken başka bir şeydir.

Ankara yalnızca bir şehir değildir.

Ankara bir başkenttir.

Başkent yalnızca içinde yaşayanların değildir.

Bütün ülkenindir.

Bir vatandaş bakanlıktaki işi için Ankara’ya gelir.

Bir hasta tedavisi için Ankara’ya gelir.

Bir öğrenci sınavı için Ankara’ya gelir.

Bir yatırımcı görüşmesi için Ankara’ya gelir.

Bir girişimci projesi için Ankara’ya gelir.

Bir yabancı diplomat Ankara’ya gelir.

Bir turist Ankara’ya gelir.

Başkent, ülkenin ortak çalışma masasıdır.

Soruyorum:

Bir ülkenin ortak çalışma masası ne kadar süreyle erişilemez hale getirilebilir?

Bir şehir ne zaman durur?

Depremde.

Pandemide.

Savaşta.

Afette.

Çünkü hayatın olağan akışı bozulmuştur.

Bugün Ankara’da ise ortada farklı bir tablo var.

Ne savaş var.

Ne deprem var.

Ne pandemi var.

Ne olağanüstü hâl var.

Yalnızca bir zirve var.

Yalnızca ağırlanacak misafirler var.

Buna rağmen milyonlarca insan günlük hayatını yeniden planlamak zorunda kalıyor.

İşte sorulması gereken soru burada başlıyor:

Bir başkentin şalteri hangi koşullarda indirilebilir?

İroni tam da burada başlıyor.

Dünyaya Ankara’yı göstereceğiz.

Önce Ankara’yı Ankaralılardan saklayarak.

Dünyaya güçlü bir başkent göstereceğiz.

Önce başkentin günlük ritmini askıya alarak.

Güveni konuşacağız.

İnsanlar hangi yolların açık olduğunu öğrenmeye çalışacak.

Hayatı koruyacağız.

Hayat yavaşlayacak.

İlk bakışta tuhaf geliyor.

Biraz düşününce daha da tuhaf geliyor.

İşte tam da bu nedenle mesele yalnızca trafik değildir.

Mesele bir başkentin ne için var olduğudur.

Başkent devletin vatandaşa en yakın olduğu yerdir.

Vatandaşın devlete ulaşabildiği yerdir.

Vatandaşın işini çözebildiği yerdir.

Vatandaşın kapısını çalabildiği yerdir.

Peki bir başkent erişilmesi zor bir yere dönüşürse…

Başkent olma işlevini ne kadar sürdürebilir?

Çünkü başkentlerin görevi kapılarını kapatmak değildir.

Kapılarını açık tutmaktır.

Bir başkentin büyüklüğü ağırladığı lider sayısıyla ölçülmez.

Vatandaşına sunduğu erişimle ölçülür.

Soruyu doğru yerde sormak gerekiyor.

Tartışılan şey NATO değildir.

Tartışılan şey güvenlik de değildir.

Tartışılan şey güvenlik ile hayat arasındaki dengenin nasıl kurulduğudur.

Çünkü aynı soruyla dünyanın başka başkentleri de karşılaştı.

Dünyanın başka başkentleri de NATO Zirvelerine ev sahipliği yaptı.

Washington yaptı.

Brüksel yaptı.

Madrid yaptı.

Vilnius yaptı.

Lahey yaptı.

Elbette oralarda da yollar kapatıldı.

Elbette oralarda da güvenlik koridorları oluşturuldu.

Elbette liderler korundu.

Kimse bunun aksini iddia etmiyor.

Tartışılan şey hiçbir zaman güvenliğin gerekliliği olmadı.

Tartışılan şey güvenliğin nasıl yönetildiğiydi.

Çünkü mesele yolu kapatmak değildir.

Mesele hayatı durdurmadan güvenliği sağlayabilmektir.

Ankara’da her gün EGO otobüsleriyle 600 binden fazla yolcu taşınıyor.

Metro, özel halk otobüsleri, dolmuşlar, servis araçları ve şehir dışından gelen günlük hareketlilik bu sayının çok daha üzerine çıkıyor.

Milyonlarca insan metro, otobüs ve dolmuş hatlarıyla işine, okuluna, hastanesine ulaşıyor.

Başkent yalnızca Ankaralıların kullandığı bir şehir de değildir.

Türkiye’nin dört bir yanından insanlar işlerini çözmek için Ankara’ya geliyor.

Sorulması gereken soru budur:

Alınan tedbirlerin sosyal ve ekonomik etkisine ilişkin kamuoyuyla paylaşılmış kapsamlı bir etki analizi var mıdır?

Ankara Ticaret Odası’nın görüşü alınmış mıdır?

Ankara Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin değerlendirmesi kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?

Çünkü modern devletin başarısı yalnızca güvenliği sağlamasında değil…

Güvenliği sağlarken hayatı da sürdürebilmesindedir.

Bir esnaf düşünün.

Kirası devam ediyor.

Vergisi devam ediyor.

SGK’sı devam ediyor.

Personel maaşı devam ediyor.

Ama müşteri gelmiyor.

Bir doktor düşünün.

Hastasına ulaşmaya çalışıyor.

Bir hemşire düşünün.

Nöbetine yetişmeye çalışıyor.

Bir hasta düşünün.

Tedavisine ulaşmaya çalışıyor.

Bir öğrenci düşünün.

İş görüşmesine gitmeye çalışıyor.

Bir kurye düşünün.

Teslimat yapmaya çalışıyor.

Bir taksici düşünün.

Müşteri bekliyor.

Bir düğün düşünün.

Aylar öncesinden planlanmış.

Ödemeleri yapılmış.

Davetiyeleri dağıtılmış.

Hayat devam ediyor.

Ama şehir yavaşlıyor.

Pandemi günlerinde bütün dünya aynı soruyu sordu:

Kapanmanın maliyeti nedir?

Kaybedilen iş günlerinin maliyeti nedir?

Duran ticaretin maliyeti nedir?

Bugün aynı soru Ankara için de sorulmalıdır.

Bu kısıtlamaların ekonomik maliyeti hesaplandı mı?

Kaç iş günü kaybedilecek?

Kaç rezervasyon iptal edilecek?

Kaç müşteri gelmeyecek?

Kaç toplantı ertelenecek?

Kaç teslimat yapılamayacak?

Kaç işletme zarar yazacak?

Bu faturayı kim ödeyecek?

Belki de mesele ekonomi bile değildir.

Belki mesele güvendir.

Çünkü güven yalnızca bariyerlerle oluşmaz.

Güven yalnızca polis sayısıyla oluşmaz.

Güven yalnızca kapatılan yollarla oluşmaz.

Güven, hayatın devam edebilmesiyle oluşur.

Bir başkent çalışıyorsa güven verir.

Bir başkent işliyorsa güven verir.

Bir başkent vatandaşına açıksa güven verir.

Bir başkent vatandaşını görünmez kılmadan güvenliği sağlayabiliyorsa güven verir.

Bir başka soru daha var.

Bu bir hüküm değil.

Bir algı sorusu.

Devletler uluslararası zirvelerde yalnızca toplantı yapmaz.

Kendilerini de gösterir.

Kurumsal kapasitelerini gösterir.

Özgüvenlerini gösterir.

Yönetim anlayışlarını gösterir.

Peki Ankara’dan ayrılan bir yabancı diplomat ne görecek?

Yaşayan bir başkent mi?

Çalışan bir başkent mi?

Kendine güvenen bir başkent mi?

Yoksa bariyerlerle çevrilmiş bir başkent mi?

Bu sorunun cevabı yalnızca Türkiye’nin değil, Türkiye hakkında oluşacak algının da parçasıdır.

Hiç kimse güvenlik önlemlerine karşı çıkmıyor.

Sorulan soru çok daha basit:

Bu kadar kısıtlama gerçekten gerekli mi?

Daha akılcı yöntemler mümkün değil mi?

Daha dengeli çözümler üretilemez mi?

Çünkü güçlü devlet vatandaşını durduran devlet değildir.

Güçlü devlet vatandaş günlük hayatını yaşarken güvenliği sağlayabilen devlettir.

Oysa yapılabilecekler vardır.

Kısıtlamaların kapsamı daraltılabilir.

Saat bazlı uygulamalar tercih edilebilir.

Ekonomik etki raporları açıklanabilir.

Etkilenen işletmeler için vergi ve SGK ertelemeleri getirilebilir.

Sağlık çalışanları ve hastalar için özel ulaşım planları hazırlanabilir.

Zirve sonrasında sosyal ve ekonomik etki raporları kamuoyuyla paylaşılabilir.

Çünkü modern devlet yalnızca karar alan devlet değildir.

Kararlarının sonuçlarını da hesaplayan devlettir.

Zirve bitecek.

Konvoylar gidecek.

Barikatlar kalkacak.

Yollar açılacak.

Hayat normale dönecek.

Peki sonra?

Kaybedilen müşterileri kim geri getirecek?

İptal edilen randevuları kim geri verecek?

Boş geçen iş günlerini kim geri verecek?

Kaybedilen gelirleri kim ödeyecek?

Kaybedilen zamanı kim ödeyecek?

Kaybedilen motivasyonu kim ödeyecek?

En önemlisi…

Bir başkentin sahibi gerçekten kimdir?

Orada yaşayan vatandaşlar mı?

O başkente işi için gelen milyonlar mı?

Yoksa birkaç günlüğüne gelenler mi?

Başkentlerin görevi kapılarını kapatmak değildir.

Başkentlerin görevi kapılarını açık tutmaktır.

Çünkü bir ülkenin gerçek gücü ağırladığı lider sayısıyla değil…

Vatandaşının hayatını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.

Önceki Yazı

Gökçeada koşucuları ağırladı

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aşkım Tan: Başkent kimin?

Aşkım Tan: Başkent kimin?

9 Haziran 2026
Gökçeada koşucuları ağırladı

Gökçeada koşucuları ağırladı

9 Haziran 2026
Milli Yüzücü Meriç Uygun’dan Türkiye şampiyonluğu

Milli Yüzücü Meriç Uygun’dan Türkiye şampiyonluğu

9 Haziran 2026
Natasa Theodoridou’dan Harbiye’de unutulmaz gece

Natasa Theodoridou’dan Harbiye’de unutulmaz gece

9 Haziran 2026

Son Yazılar

Aşkım Tan: Başkent kimin?

Aşkım Tan: Başkent kimin?

9 Haziran 2026
Gökçeada koşucuları ağırladı

Gökçeada koşucuları ağırladı

9 Haziran 2026
Milli Yüzücü Meriç Uygun’dan Türkiye şampiyonluğu

Milli Yüzücü Meriç Uygun’dan Türkiye şampiyonluğu

9 Haziran 2026
Natasa Theodoridou’dan Harbiye’de unutulmaz gece

Natasa Theodoridou’dan Harbiye’de unutulmaz gece

9 Haziran 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aşkım Tan: Başkent kimin?

Aşkım Tan: Başkent kimin?

9 Haziran 2026
Gökçeada koşucuları ağırladı

Gökçeada koşucuları ağırladı

9 Haziran 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.