HASTANEDEKİ SON İZ
Bir baba oğlunun hastaneye götürüldüğünü anlatıyor.
Resmî yanıtta çocuğun hâlâ arandığı yazıyor.
Aradaki zamanı kim açıklayacak?
İlk bölümde bulunan çocuklara ilişkin olay sayısının hâlâ aranan çocukların sayısı olmadığını gördük.
İkinci bölümde bir çocuğun bulunmasının, tek başına güvende olduğu anlamına gelmediğini sorduk.
Şimdi 6 Şubat depremlerinde akıbeti belirlenemeyen çocuklara dönüyoruz.
Burada ailelerin sorusu daha ağır:
Çocuk en son nerede görüldü?
Sonra ne oldu?
Deprem günlerinde ailelerin yakınlarına ulaşabilmesi için lojistik olarak yardım etmeye çalıştım.
Kimi yakınlarına ulaştırabildik.
Bir çocuğun izini arayan babanın çabasına da tanık oldum.
Aile, çocuğunu arıyordu.
İlanlarla.
Paylaşımlarla.
Gelen her bilgiye tutunarak.
O arayışın içinde bir soru tekrar tekrar önümüze çıktı:
Bir çocuk ortada yoksa, ailesi nereden başlayacak?

Hastaneden mi?
Ambulans kayıtlarından mı?
Kimliği bilinmeyen hastalardan mı?
Defin kayıtlarından mı?
O babanın ve çocuğun adını burada vermeyeceğim.
Sonraki akıbetleri hakkında elimde doğrulayabileceğim bir kayıt olmadan hüküm de kurmayacağım.
Tanık olduğum şey başka:
Bir ailenin, çocuğuna ilişkin tek bir kesin bilgiye ulaşabilmek için kaç ayrı kapıyı çalmak zorunda kaldığı.
Şimdi adı resmî bir belgede geçen başka bir çocuğa bakalım.
Furkan Alp Alsan.
Deprem sırasında üç buçuk yaşındaydı.
Babası Uğur Alsan, oğlunun enkazdan çıkarıldıktan sonra Adıyaman’da hastaneye götürüldüğünü anlatıyor.
Ailenin anlatımına göre aynı gün ikinci depremin ardından hastane tahliye edildi.
Furkan Alp’e sonrasında ulaşılamadı.
Bunlar ailenin anlatımları.
Resmî belgenin söylediğine bakalım.
İçişleri Bakanlığının TBMM’ye gönderdiği 2024 tarihli yanıtta, Furkan Alp’in 2023/2679 sayılı soruşturma kapsamında kayıp şahıs olarak arandığı yazıyor.
İki hastanenin güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği belirtiliyor.
Tanık araştırmasından söz ediliyor.
DNA sonuçlarında eşleşme bulunmadığı bildiriliyor.
Yanıtta şu bilgi de var:
Furkan Alp’in bulunmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Çocuk bulunmuş mu?
Yanıtın verildiği tarihte hayır.
Akıbeti belirlenmiş mi?
Resmî yanıt böyle bir sonuç bildirmiyor.
Kamera incelenmiş.
Tanıklarla görüşülmüş.
DNA karşılaştırılmış.
Bir baba yine oğlunun nerede olduğunu bilmiyor.
Burada dikkatli olmak zorundayız.
DNA eşleşmesi çıkmaması, çocuğun yaşadığının kanıtı değildir.
Öldüğünün kanıtı da değildir.
İncelenen örneklerle eşleşme bulunmadığını söyler.
O kadar.
Ailenin aktardığı tahliye sırasında ne yaşandığını da bu sonuç tek başına açıklamaz.
Hastaneye kim teslim aldı?
Hangi kayıt açıldı?
Tahliyede hangi araca bindirildi?
Araç nereye gitti?
Orada kim teslim aldı?
Bu soruların her biri bir kurumun elindeki kayda uzanıyor.
Birindeki boşluk, ötekindeki kayıtla giderilebilir mi?
Giderilemiyorsa aileye hangi aşamada, hangi gerekçeyle açıklanıyor?
Bakanlığın aynı TBMM yanıtında deprem bölgesi için daha geniş bir tablo var.
161 çocuk hakkında kayıp ihbarı yapılmış.
Yanıt tarihinde bunların 53’ü için arama çalışmasının sürdüğü bildirilmiş.
Bu sayı, 2024’te verilen yanıtın sayısıdır.
Bugünün sayısı diye sunulamaz.
O 53 çocuğun her birinin sonraki durumunu da bu belge söylemiyor.
Tam da bu yüzden soruyoruz:
Kaçı bulundu?
Kaçının akıbeti hâlâ belirlenemedi?
Her aileye kendi çocuğunun dosyasında hangi son işlem bildirildi?
Bir sayı yayımlanıp ardından güncellenmiyorsa ailelerin bekleyişi o sayının içinde donup kalır.
Oysa çocuklar bir tabloda beklemiyor.
Aileleri bekliyor.
Çözüm, bir çocuğun yaşadığını ya da öldüğünü belgesiz ilan etmek değil.
Afet gününe ait kabul, tahliye, ambulans ve sevk kayıtlarını aynı zaman çizelgesinde buluşturmak.
Kimliği belirsiz hasta ve cenaze kayıtlarıyla karşılaştırmanın kapsamını aileye açıklamak.
Her dosyada son yapılan işlemi, bir sonraki adımı ve sorumlu kurumu yazılı olarak bildirmek.
Furkan Alp’in babasına yalnızca “arama sürüyor” deniyorsa şu soru eksik kalır:
En son hangi izi aradınız?
Deprem günlerinde karşılaştığım babanın arayışında da duyduğum soru buydu.
Adı konulsun.
Tarihi yazılsın.
Hangi kapının açıldığı söylensin.
Bir çocuk soruşturma dosyasında aranıyorsa, aileye yalnızca dosya numarası gösterilemez.
Bir aileye belirsizliği tekrar etmek cevap değildir.
BİLGİ NOTU
İçişleri Bakanlığının TBMM’ye gönderdiği 2024 tarihli yazılı yanıtta Furkan Alp Alsan’ın 2023/2679 sayılı soruşturmada kayıp olarak arandığı, iki hastanenin kamera görüntülerinin incelendiği ve DNA eşleşmesi bulunmadığı belirtiliyor.
Aynı yanıt, 6 Şubat depremlerinden sonra 161 çocuk için kayıp ihbarı yapıldığını, yanıt tarihinde 53 çocuk için aramanın sürdüğünü bildiriyor.
Bu belge, çocukların 29 Eylül 2026 itibarıyla durumunu göstermiyor.
Yazarın deprem günlerindeki arayışa ilişkin tanıklığı, bu resmî verilerden ayrı bir kişisel anlatımdır.
Kaynak: İçişleri Bakanlığının TBMM’ye yazılı yanıtı
DEVAM EDECEK













