Theodor W. Adorno’nun “Normallik ölümdür” tespiti, insanı sıradanlaştıran, konforlu toplumsal düzene çekilmiş en sert uyarıdır. Adorno’nun dediği gibi; herkes gibi olmak ve düzene tamamen uymak, insanın özgün yanını öldürür. Normallik, uysal kitlelerin icat ettiği sessiz bir intihardır. Adorno’nun o sert uyarısı, konforlu hücrelerimizin kapısını çalar. Herkesleşmek, henüz nefes alırken ölmek demektir.
Sistem tarafından bize sürekli bir kalıba girmemiz, sivri taraflarımızı törpülememiz öğütleniyor. Sistem, çarkların pürüzsüz dönmesi için öngörülebilir ve uysal kitleler istiyor; bunun adına da “uyum sağlamak” deniyor. Oysa bu uyum, insanın özgünlüğünü ve dönüştürme gücünü yavaşça boğan bir tuzaktır. Normlara sığınmak yapay bir güvenlik vaat eder ama karşılığında zihinsel canlılığımızı çalar. Bizi tektipleştirerek, yaşayan ölülere dönüştürür.
Tarihe baktığımda insanlığa yön veren hiçbir kırılmanın, toplumsal normları koşulsuzca benimseyen vatandaşların elinden çıkmadığını görüyorum. Kendi çağında “anormal” sayılmayı, dışlanmayı göze alanlar dünyayı değiştirenler olmuş. Sokrates, Galileo ya da Van Gogh… Bu isimlerin ortak noktası, dönemin “sağduyu” kabul ettiği sınırları çiğneme cüreti göstermeleri. Tarihsel kırılmalar ve neticesinde ilerleme normal olanların değil, düzeni bozanların açtığı o çatlaklardan sızarak geleceği şekillendirenleri yaratmış. Sanatta, bilimde ve düşüncede gerçek ilerleme; hizayı bozan, soru soran ve risk alan insanların sayesinde gerçekleşmiş.
Herkesle aynı yöne yürümek güvenli gelebilir ama zamanla düşünme yetimizi yok eder. Sıradanlığa teslim olmak sessizlik ve varoluşumuzda felç etkisi yaratan bir durumdur. İnsanı gerçek anlamda hayatın öznesi kılan şey verili olanla yetinmeyen arayışıdır.
Çoğunluğun yürüdüğü patika ne kadar güvenli görünürse görünsün, kişisel özgürlük ancak o hizadan çıkmayı göze aldığımızda başlar. Kendi hikayesini yazmak isteyen herkes, toplumun çizdiği sınırların ötesine geçmek zorundadır. Gerçek canlılık, düzenin sunduğu rahatlık ve güven hissi veren huzurda değil; kendi sesini bulma cesaretinde gizlidir.













