Hata yaptığınızı düşündüğünüz, sonucunda pişmanlık duyduğunuz şeyler vardır. Biraz daha düşününce bunların ilk kez başınıza gelmediğini hatırlarsınız. Geçmişinizde de benzer olaylar olmuş; benzer nedenler, benzer sonuçları doğurmuştur. Hata olarak kodladığınız şeylerin bir davranış kalıbına, kişiliğinizin ayrılmaz bir parçasına dönüşme olasılığı nedir?
Neden benzer pişmanlıkları yaşayıp duruyorsunuz?
Ruhunuzun, benliğinizin, bundan beslenen gizli bir tarafı var mı? Bu soruları kişiliğinizle yüzleşmek adına kendinize sormalısınız. Çünkü hatalarınızdan ders çıkaramıyor ve aynı döngüyü tekrarlıyorsanız, bu durum onaylamasanız da benliğinizin “mütemmim cüzü” olmuş demektir. Hataları birer “öznel kimlik etiketi” olmaktan çıkarıp, altındaki gizli güdüleri çözülecek birer şifre olarak ele almalısınız. Bunu yapmak, hatalarınızla yüzleşmek kolay değildir. İnsan zihni, kendine zarar veren bir durumdan bile ikincil bir kazanç elde edebilir. Bu bazen bir mağduriyet konforu, bazen tanıdık bir acının sunduğu sahte güvenlik hissi, bazen de bastırılmış suçluluk duygularını ceza yoluyla rahatlatma ihtiyacıdır. Psikanalizin de işaret ettiği gibi insan, çözemediği geçmiş travmaları farklı zaman ve mekanlarda aynı ortamı kendi elleriyle hazırlayarak yeniden sahneleme eğilimindedir.Gerçekten de istediğiniz, yineleyen pişmanlık ve suçluluk duygusundan kurtulmaksa kendinize dürüst olun. Farklı zaman ve mekanlarda ortamını aslında sizin hazırladığınız yahut müsait olan ortamdan faydalandığınız olaylar zincirini hatırlayın.”Neden hep aynı şey başıma geliyor?” edilgenliğinden sıyrılıp, “Sonunda zarar göreceğimi bilsem de tekrarlamaktan kendimi alıkoyamadığım bu döngüyü besleyen gerçek neden ne ve ben bu ortamın oluşmasına nasıl katkıda bulundum?” sorularını sorun. Ancak bu cesur sorgulamayı yapabildiğinizde, suçluluk duygusunun edilgen yükünü taşımak yerine o davranışın altındaki gerçek güdüyü fark edebilir; kendi hayatınızın edilgen bir kurbanı değil, aktif öznesi haline gelebilirsiniz.
Temel soru, “hata olarak kodladığınız yahut kendini tekrarlayan benzer pişmanlıkların davranış kalıbınız ya da kişilik özelliğiniz olma olasılığı nedir?” dir. Ruhunuzun, benliğinizin, bundan beslenen tarafı var mı sorularını kişiliğinizle yüzleşmek adına kendinize sormalısınız.
Bu durum hiç de kolay olmasa da…
Kendinize muhtemelen size zarar veren, benliğinizi inciten, neticesinde sizi üzen hatayı yapmaktan ve tekrarlamaktan neden kendinizi alıkoyamadığını sormanız da başka bir zorunluluktur. Gerçekten de istediğiniz “yineleyen pişmanlık ve suçluluk duygusundan kurtulmaksa” kendinize dürüst olun. Bu davranışı farklı zamanlarda mümkün kılan, faydalandığınız ya da öznesi olduğunuz olaylar zincirini hatırlayarak, aynı pişmanlık veren duruma düşmemek için kendinizi telkin edin. Benliğinizi “sonunda pişman olacağımı bilsem de tekrarlamaktan kendimi alıkoyamadığım, son kertede zarar gördüğüm bu olaylar silsilesinden nasıl kaçınabilirim?” diyerek sorgulayın. Ancak siz; sizin için biricik nitelikte olan, kendinizi hatalı gördüğünüz belki pişmanlık ya da utanç duyduğunuz, size zarar veren davranışlarınızın nedenini, bilinçaltınızda da olsa sizi bu olaylardan besleyen gerçek motivasyon kaynağını sorgulayarak, bu durumdan kaçınabilirsiniz.
Kendinizle gireceğiniz bu hesapsız ve yalın yüzleşme, geçmişin yüklerini geleceğe taşımayı durduracak tek anahtardır. Çünkü insan, tekrarladığı hataların temel nedenini cesaretle aydınlattığı an, kader sanılan o döngü kırılır. Ancak o zaman zihin; acının sağladığı sahte konforu değil, özgürlüğün getirdiği sorumluluğu seçmeye hazır hale gelir. Nihayetinde kendi hikayenizin edilgen bir izleyicisi değil, kalemi elinde tutan gerçek yazarı olmak, yalnızca bu yüzleşmeyi göze alabilenlerin imtiyazıdır.












