Çiçekli Perdelerin Gölgesinde…
Bir zamanlar evler birbirine benzerdi ama her evin kokusu başkaydı.
Pencerelerde turuncu, sarı ve kırmızı çiçeklerle dolu perdeler sallanırdı. Aynı desenler masa örtülerine, mutfaklara, çocukluğumuza kadar uzanırdı. Güneş o çiçeklerin arasından süzülür, duvarlara küçük bir yaz bırakırdı.
O perdeler yalnızca ışığı süzmezdi; telaşı da yumuşatırdı.
Masanın üzerindeki çay bardağı, emaye demlik, radyodan yükselen bir şarkı… Hepsi o desenlerin içinde daha sıcak görünürdü.
Bugün evler daha sade, daha modern. Belki daha düzenli… Ama bazen düşünüyorum; o çiçekli perdelerle birlikte biraz da evlerin hikâyeleri çekildi pencerelerden. Çünkü bazı desenler kumaşa değil, insanın hafızasına işlenir.
Ve yıllar geçse de, bir turuncu papatya deseni gördüğümüzde içimizde eski bir pencere usulca yeniden açılır.












