
Sorun biliniyor.
Süreç işliyor.
Sonuç değişmiyor.
Anlatılacak bir şey kalmamıştır.
Hüküm başlar.
Bir sistem
en zayıf olanı koruyamıyorsa,
güçlü değildir.
Bir mekanizma
işleyen değil, oyalayan bir yapıya dönüşmüşse,
çözüm değildir.
Koruma yoksa,
güç vardır.
Güç varsa,
suistimal vardır.
Suistimal varsa,
mobbing vardır.
Bu bir tesadüf değildir.
Bu bir sonuçtur.
Şimdi durup şunu sormak gerekir:
Bir insan
mobbinge uğradığında
Neden susar?
Neden bekler?
Neden geri çekilir?
Çünkü bilir.
Konuştuğunda
korunmayacağını.
Başvurduğunda
yalnız kalacağını.
Direndiğinde
daha fazla hedef olacağını.
İşte kırılma noktası burasıdır.
İnsan yalnız kalacağını bildiği yerde susar.
İnsan susmaz.
Susturulur.
İnsan vazgeçmez.
Vazgeçmek zorunda bırakılır.
Mobbing burada büyür.
Sistemin içinde değil,
sistemin boşluğunda.
Mobbing konuşuluyor.
İnsan korunmuyor.
Başvuru anlatılıyor.
Sonuç alınmıyor.
Kanun yazılıyor.
Hayat değişmiyor.
Bu tablo bir eksiklik değildir.
Bu bir tercihtir.
Bir ülkede
hak aramak cesaret gerektiriyorsa,
sistem yoktur.
Bir insan
korunmak için değil, dayanmak için yaşıyorsa,
adalet yoktur.
Adalet yoksa,
güven yoktur.
Güven yoksa,
toplum susar.
Toplum sustuğunda,
şiddet büyür.
Mobbing bir davranış değildir.
Bir düzenin sonucudur.
Bu düzen değişmeden
hiçbir şey değişmez.
Mesele mobbing değildir.
Mesele sistemdir.
Bir sistem
insanı koruyamıyorsa,
meşruiyeti yoktur.
Bu yazı dizisi bir anlatım değildir.
Bir kayıttır.
Görülmeyenin kaydı.
Söylenip yapılmayanın kaydı.
Korunmayanın kaydı.
Herkesin bildiği,
kimsenin üstlenmediği bir gerçeğin kaydı.
Bu bir ihmal değildir.
Bu bilinçli bir tercihtir.













