
YÜREKLER YANDI.
EVLATLAR ÖLDÜ.
ÖLDÜREN DE EVLATTI.
BU BİR OLAY DEĞİL.
BU, BİR ÇÖKÜŞTÜR.
OKUL NEDİR?
Bilginin kapısı mı?
Güvenin çatısı mı?
Devletin çocuğa verdiği teminat mı?
Öyleyse cevap verin:
Bir okul kapısından silah nasıl geçer?
Bir genç, koridoru nasıl infaz hattına çevirir?
Bu ülke, çocuklarını sınıfta mı büyütür…
yoksa mezarda mı?
BU BİR SAYI DEĞİL
Siverek’te “16 yaralı” deniyor.
O sayının içinde:
Bir öğrenci var.
Bir öğretmen var.
Bir polis var.
Bir emekçi var.
Yani o kurşun…
insana değil, doğrudan sistemin kalbine sıkıldı.
Kahramanmaraş’ta ölenler “rakam” değil.
Bir öğretmen düştü.
Bir sınıf sustu.
Bir çocuk öldü.
Bir anne ömründen koparıldı.
BU, GELECEĞİN TOPRAĞA DÜŞMESİDİR.
SORUYORUM:
Bu çocuklar bu noktaya nasıl geldi?
Bu öfke nerede büyüdü?
Bu nefret kimlerin ihmaliyle serpildi?
Hiçbir çocuk sabah kalkıp katil olmaz.
Arada ne vardır?
Görmezden gelinen işaretler vardır.
Ciddiye alınmayan çöküşler vardır.
Susturulan uyarılar vardır.
Evde ne oldu?
Okul neyi fark etti?
Rehberlik neyi kaçırdı?
Devlet neyi görmedi?
BUNLAR SORULMADAN HİÇBİR DOSYA KAPANMAZ.
ASLA TEK FAIL YOKTUR
Tetiği çeken birdir.
Ama o tetiğe giden yol…
tek kişinin eseri değildir.
Aile vardır.
Okul vardır.
Sistem vardır.
Denetimsizlik vardır.
Bir çocuk silahla okula giriyorsa,
orada sadece suç yoktur.
Orada boşluk vardır.
Orada ihmal vardır.
Orada gecikmiş bir çöküş vardır.
ASIL SKANDAL
Okullardan güvenlik çekiliyor.
Adına ne deniyor?
Tasarruf.
Bir çocuğun hayatı, hangi bütçe kaleminden daha ucuzdur?
Soruyorum:
Devlet nereden tasarruf eder?
Çocuktan mı?
Güvenlikten mi?
Hayattan mı?
Bir okulda:
güvenlik yoksa,
kontrol yoksa,
önleme yoksa…
sonra ne olur?
Bir gün biri silahla girer.
Sonra herkes şaşırır.
Oysa bu, sürpriz değil; göz göre göre gelen bir sonuçtur.
Hayır.
Bu şaşkınlık değil.
Bu öngörüsüzlüktür.
Bu ihmalin sonucudur.
BU MÜNFERİT DEĞİL
İki gün.
İki şehir.
İki okul.
Aynı sonuç.
Aynı zafiyet.
Aynı gecikme.
Aynı suskunluk.
Bu artık “olay” değildir.
Bu bir uyarıdır.
Bu bir kırılmadır.
Bu bir sistem alarmıdır.
EN AĞIR GERÇEK
Öldüren de evlattı.
İşte burası en karanlık yer.
Bu ülke sadece çocuklarını koruyamamıştır.
Bazı çocuklarını, başka çocukların ölümüne yürüyen karanlığın içine bırakmıştır.
Soruyorum:
O çocuk ne zaman kaybedildi?
Kim görmedi?
Kim sustu?
Kim “bir şey olmaz” dedi?
BU SORULARIN CEVABI VERİLMEDEN
HİÇ KİMSE BU DOSYAYI KAPATAMAZ.
BİR UTANÇ DAHA
Ölü sayısı net değil.
Yaralı sayısı değişiyor.
Bir kurum başka diyor.
Diğeri başka.
Çocukların öldüğü bir yerde…
hakikat bile net değilse,
orada yönetim de güven vermez.
Bu ülkede çocukları sadece silah öldürmüyor.
İhmal öldürüyor.
Denetimsizlik öldürüyor.
Güvenlikten tasarruf eden akıl öldürüyor.
Şiddeti zamanında görmeyen sistem öldürüyor.
Bir çocuk okulda ölüyorsa…
Bu kader değildir.
Bu sadece cinayet değildir.
Bu, önlenmemiş bir felakettir.
Önlenebilen bir felaketin adı:
Sorumluluktur.
Bugün toprağa düşenler evlattı.
Tetiği çeken de evlattı.
O halde bu ülke şunu cevaplamak zorundadır:
Nasıl bir düzen kurduk ki…
çocuklarımızı koruyamadık…
bazı çocuklarımızı da birbirinin katiline dönüştürdük?
Cevap verilmeden kimse konuşmasın.
Bugün bu yazıyı okuyan herkes şunu bilsin:
Bu mesele kapanmadı.
Bu mesele kapatılamaz.
Bu mesele kapatılırsa, yenileri açılır.
Çünkü gerçek şudur:
Gereği yapılmış olsaydı…
bu çocuklar bugün hayatta olurdu.
Demek ki gereği yapılmadı.












