Bazı gruplar müzik yapar.
Bazıları bir hafızayı sahneye taşır.
Kapı, ikinci olanlardan.
Ankara’da bir Perşembe gecesi.
Işıklar yanıyor.
Davulun ilk vuruşu geliyor.
Gitar sahneyi açıyor.
Bir kapı aralanıyor.
Bu kapıdan içeri yalnızca müzik girmiyor.
Bir dönem giriyor.
Bir hafıza giriyor.
Bir kuşak giriyor.
Sahnede dört müzisyen var:

Vokal ve gitarda bir dönem Cem Karaca ile de çalışmış olan Eray Kihtir.
Klavye başında Barış Yaman.
Basta Güngör Karakaş.
Davulda bir dönem Pilli Bebek’te de çalmış olan Gürcan Konanç.
Bu yalnızca bir sahne değil.
Bu, Türk Rock müziğinin dolaşımı.
BİR ARAYIŞIN BAŞLANGICI
Kapı bir anda kurulmuş bir grup değil.
Bir fikrin, bir arayışın sonucu.
Eray Kihtir anlatıyor:

“Kapı aslında çok eskiye dayanan bir projeydi. Ne kadar eski? 2001’lere kadar. 2001–2002 diyelim. O dönemlerde ben gitar çalıyordum, solistlik yapıyordum. Arada böyle ufak tefek birkaç şarkılık böyle katkıda bulunma diyelim ona. Ama o dönemler hep aklımda kendi grubumu kurup kendi istediğimiz müziği yapma hayali vardı bende.
Kendi istediğim müziği yapma.
Bu görüş bir müzik insanı için çok önemli. Bir müzikçi için çok önemli. Yani bir müzikçi gerek bu işlerin… bu müziklerden iş demiyorum… bu bir yaşam biçimi aslında.
İnsanın kendi sesini bulma meselesi.”
Bu bir başlangıç değil.
Bu, yıllarca taşınmış bir niyet.
Devam Edecek…













