Psikolojik Şiddet Büyüyor
Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, okul koridorlarından iş dünyasına uzanan görünmez psikolojik şiddete dikkat çekti. Zorbalık, mobbing ve mikroagresyonun farklı göründüğünü ancak aynı psikolojik hasarı doğurduğunu belirten Henden, “Sessiz kalan sözler, insanların aidiyet duygusunu ve kariyerini derinden etkileyebiliyor” dedi.
İş hayatında psikolojik güvenlik giderek daha kritik hale geldi. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden’e göre zorbalık, mobbing ve mikroagresyon farklı şekillerde ortaya çıksa da ortak noktaları çalışanlarda aidiyet kaybı ve tükenmişlik yaratmaları.
Küçük sözler, büyük psikolojik etkiler yaratıyor
Günlük hayatın sıradan görünen bazı sözleri, bireylerin hayatında derin izler bırakabiliyor. Okullarda yaşanan zorbalık, iş hayatındaki mobbing ve son yıllarda giderek daha fazla konuşulan mikroagresyonlar; farklı ortamlarda ortaya çıksa da aynı psikolojik yaralara neden olabiliyor.
Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, bu üç davranış biçiminin çoğu zaman birbirine karıştırıldığını ancak aslında farklı dinamiklere sahip olduğunu belirterek, “Zorbalık, mobbing ve mikroagresyon farklı bağlamlarda ortaya çıkan davranışlar olsa da ortak noktaları güç dengesizliği ve psikolojik zarar üretmeleridir. İnsanlar çoğu zaman büyük travmaların büyük olaylarla oluştuğunu düşünür. Oysa birçok psikolojik yara, küçük görünen ama tekrar eden sözlerden doğar.” dedi.
Okul koridorlarından başlayan bir sorun
Uzmanlara göre zorbalık çoğunlukla okul ortamlarında ortaya çıkan ve açık biçimde görülebilen bir saldırganlık biçimi. Alay etmek, dışlamak, lakap takmak ya da küçük düşürmek gibi davranışlar zorbalığın en yaygın örnekleri arasında yer alıyor. Araştırmacı Dan Olweus’un tanımına göre zorbalığın üç temel özelliği bulunuyor: kasıtlı zarar verme, tekrarlayan davranış ve güç dengesizliği.
Dr. Elgiz Henden, zorbalığın görünür olduğu için müdahale edilmesinin görece daha kolay olduğuna dikkat çekerek, “Zorbalık çoğu zaman açık bir davranıştır. Bu nedenle öğretmenler, aileler veya yöneticiler sorunu fark edebilir ve müdahale edebilir. Ancak sorun çoğu zaman burada bitmez; bireyler bu deneyimi yetişkinlik hayatlarına da taşır.” Şeklinde konuştu.
İş hayatında görünmeyen psikolojik baskı: Mobbing
İş yaşamında ise saldırgan davranışlar çoğu zaman daha sofistike ve dolaylı biçimde ortaya çıkıyor. Örgütsel psikoloji literatüründe bu durum “mobbing” olarak adlandırılıyor.
Mobbing; bir çalışanı sistematik biçimde yalnızlaştırma, itibarsızlaştırma ve kurumdan dışlama süreci olarak tanımlanıyor. Sürekli eleştirilmek, toplantılardan dışlanmak, kariyer fırsatlarının engellenmesi veya dedikodular yoluyla itibar zedeleme bu sürecin en sık görülen örnekleri arasında.
Dr. Elgiz Henden’e göre mobbing yalnızca bireysel bir sorun değil aynı zamanda kurum kültürünün bir yansıması:
“Çoğu mobbing vakasında saldırı tek bir kişiden gelmez. Zamanla bir ekip davranışına dönüşür. Bu nedenle mobbing, bireysel bir çatışmadan çok organizasyon kültürünün sağlığıyla ilgilidir.”
En sinsi davranış: Mikroagresyon
Son yıllarda organizasyon psikolojisinde giderek daha fazla konuşulan bir diğer kavram ise mikroagresyon. Mikroagresyonlar çoğu zaman bilinçsiz şekilde dile getirilen, ancak alt mesajlarında dışlayıcı veya değersizleştirici anlamlar barındıran ifadeler olarak tanımlanıyor.
“Beklediğimden iyiymiş”, “Sen aslında oldukça analitiksin”, “Kadınlar genelde bu kadar teknik düşünmez” gibi cümleler ilk bakışta bir saldırı gibi görünmeyebilir. Ancak bu tür ifadeler bireylere “normun dışında” olduklarını hissettirebilir.
Dr. Elgiz Henden bu durumun etkisini şöyle açıklıyor:
“Mikroagresyonlar tek başına büyük bir olay gibi görünmez. Ancak tekrar eden küçük deneyimler zamanla kişinin aidiyet duygusunu zedeler. Bu nedenle bazı araştırmacılar mikroagresyonları ‘binlerce kâğıt kesiğinden oluşan yara’ olarak tanımlar.”
En görünür, en sistematik ve en sinsi saldırı
Uzmanlara göre bu üç kavram arasındaki farklar oldukça belirgin.
Zorbalık çoğunlukla açık ve görünür bir saldırı biçimi. Mobbing daha sistematik ve uzun süreli bir süreç. Mikroagresyon ise çoğu zaman görünmeyen ama sürekli tekrarlanan mesajlardan oluşuyor.
Dr. Elgiz Henden bu farkı şu sözlerle özetledi:
“Zorbalık gürültülüdür, mobbing sistematiktir, mikroagresyon ise sessizdir. Ama üçü de bireyin psikolojik güvenliğini zedeler. Kurumların ve eğitim sistemlerinin bu davranışları yalnızca bireysel sorunlar olarak değil, kültürel bir mesele olarak ele alması gerekiyor.”
En büyük yaralar bazen en küçük sözlerden doğar
Uzmanlar, psikolojik şiddetin çoğu zaman dramatik olaylarla değil, küçük ama tekrarlanan davranışlarla oluştuğunu vurguluyor. Okul koridorlarında başlayan dışlama davranışları, yıllar sonra iş hayatında farklı biçimlerde karşımıza çıkabiliyor. Bu nedenle hem eğitim kurumlarında hem de iş dünyasında psikolojik güvenliğin güçlendirilmesi giderek daha kritik bir konu haline geliyor.
Çözümün ilk adımının farkındalık olduğunu belirten Dr. Elgiz Henden, “Toplum olarak çoğu zaman yalnızca açık saldırıları konuşuyoruz. Oysa sessiz davranışlar da en az onlar kadar yaralayıcı olabilir. İnsan ilişkilerinde saygı ve psikolojik güvenlik kültürü oluşturulmadıkça bu döngü devam eder.” diyerek sözlerini tamamladı.
Dr. Elgiz Henden, MCC Hakkında: Dr. Elgiz Henden, eğitim ve öğrenci koçluğu alanında uluslararası düzeyde tanınan bir uzman, yazar ve akredite koçtur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Henden, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden yüksek lisansını, Okan Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamlamıştır.
Henden 10000 saatin üzerinde bireysel koçluk deneyimine ve Master Certified Coach MCC-ICF, Registered ICF Mentor Coach, akreditasyonlarına sahiptir. Ayrıca 2012-2014 yılları arasında ICF – Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi yönetim kurulunda araştırmadan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak ve Avrupa Koçlar ve Mentorlar Derneğinde -EMCC K12 Eğitim Kurulunda aktif olarak görev yapmıştır.
2004 yılında koçlukla tanışan Elgiz Henden, koçluğun kendi üzerindeki pozitif etkilerini deneyimlemiş ve 2009 yılında eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere İz Koçluk Eğitim ve Danışmanlık merkezini kurmuştur. Henden hem bireyler hem de kurumlarda özel projelerde bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunmaktadır. Özellikle gençlerin meslek seçiminde, performans arttırmasında, İş hayatına yeni başlayan bireylerin koçluk ihtiyaçlarının karşılanmasında ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite nedeniyle eğitim ve iş yaşamında zorluk çeken bireylerle çalışmaktadır. “Başarabilirim Çünkü…” adlı kitabın yazarı olan Henden Koçluk çalışmalarında Pozitif psikoloji, Pozitif eğitim, Bilişsel Davranışçı Koçluk yaklaşımlarını kullanmaktadır.
Hem profesyonel hem de kişisel gelişim eğitimlerine devam ederken 2010 yılında JST Coaching ile yaptığı iş birliği sonucu Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Türkiye’de ki İlk “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçluğu” programını gerçekleştirmiştir. Henden’in hazırlayıp sunduğu “Eğitim ve Öğrenci Koçluğu” programı yerel kültür ve global koçluk bilgisi ile geliştirmiş gençlerin akademik performanslarını arttırmaya yönelik Türkiye’deki ilk programdır.













