
Sözün bittiği yerden ziyade, adaletin en gür sesle konuşması gereken yerdeyiz. Artık taziye mesajlarının ötesine geçip, somut ve tavizsiz adımlar atılmasını talep eden, “yeter artık” diyen bir nokta burası.
Dün sadece bir öğretmenimizi toprağa vermedik; adalete olan güvenimizi, okullarımızın dokunulmazlığını ve geleceğimize dair umutlarımızı da o tabuta koyduk. Kınama mesajlarının, içi boş vaatlerin ve geçici öfkelerin bu kanayan yarayı durdurmadığını artık biliyoruz.
Bir eğitimcinin hayatı, “suça sürüklenen çocuk” kavramının arkasına sığınılarak ya da cezasızlık algısıyla karartılamaz. Bugün buradan açıkça haykırıyoruz:
Caydırıcı Yasalar Hemen Şimdi: Eğitimde şiddet yasası, hiçbir hafifletici sebep gözetmeksizin, en ağır ve ertelenemez yaptırımlarla derhal hayata geçirilmelidir.
Silah Değil Kalem: 17 yaşındaki bir elin silaha bu kadar kolay uzanabildiği bir düzende, bireysel silahlanmaya karşı en sert denetimler ve cezai işlemler uygulanmalıdır.
Okullar Kale Olmalı: Okullarımız şiddetin uğrayamadığı, öğretmenin can güvenliğinin devlet güvencesinde olduğu kutsal alanlar haline getirilmelidir.
Okulların birer “güvenli liman” olma özelliğini kaybettiği bu noktada, savunmasız alanlar olmaktan çıkarılması şarttır.













