Matmazel’in ölümü bir kaza değil; bir zihniyetin suçudur.
Emel Yalın’ın “Matmazel’in Anısına” sergisi, yalnızca bir sanat etkinliği değil — bu ülkenin vicdanıyla yüzleşmesidir.
Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği’nden (BRHD) çıktığımda elimde bir davetiye yoktu; içimde ağır bir soru vardı:
Bu ülkede insan kalmak hâlâ mümkün mü?
Dün bir sergi gezmedim; bir vicdanın içine girdim.
Dün tablo görmedim; bir hafızayla karşılaştım.
Emel Yalın’ın “Matmazel’in Anısına” sergisi, estetik bir deneyim değil — ahlaki bir sınavdı.
HUKUKTAN TUVALE: BİR VİCDAN YOLCULUĞU
Eskişehir doğumlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Emel Yalın’ın hikayesi, adalet arayışının başka bir boyuta geçişinin hikâyesidir.
Bir noktada şunu görmüş olmalı:
Adalet bazen dosyalarda değil, gözlerde saklıdır.
Bu yüzden cübbesini bıraktı, fırçayı eline aldı.
Devlet Sanatçısı Kayıhan Keskinok’un öğrencisi oldu; Hacettepe ve Bilkent’te resim eğitimi aldı.
Ama onu gerçek anlamda “usta” yapan şey akademi değil, sokaktaki bir kedi, bir köpek, bir yaralı kuştu.
Onun kedileri süs değildir.
Onlar tanıktır.
Onlar hafızadır.
Onlar soru işaretidir.
…ve bu yüzden Emel Yalın’ın resimlerindeki gözler, doğrudan bizim vicdanımıza bakar.
MATMAZEL: BİR KÖPEĞİN DEĞİL, BİR ZİHNİYETİN ÖLÜMÜ

Serginin adı tesadüf değil: “Matmazel’in Anısına”
Demetevler metrosunda ısınmaya çalışan yaşlı bir sokak köpeği…
Mahallenin “Kirli”si…
Çocukların dostu, esnafın arkadaşı, sokağın hatırası…
…ve bir gün: kovalamaca, korku, şiddet.
Sonuç: ölüm.
Bu bir talihsizlik değildi.
Bu bir politika sonucuydu.
7527 sayılı yasa değişikliğiyle meşrulaştırılan “topla–hapset” zihniyeti, Matmazel’in bedeninde ete kemiğe büründü.
İşte Emel Yalın bu yüzden Matmazel’i resmetti:
Bir ağıt için değil — bir isyan için.
Bir anma için değil — bir yüzleşme için.
OSMANLI’DAN BUGÜNE: MERHAMETTEN TEL ÖRGÜYE
Osmanlı İstanbul’unda kediler için vakıflar vardı.
Sokaklara su kapları bırakılırdı.
Hamile bir köpeği gören atından iner, altına saman sererdi.
Mancacılar hayvanlar için sakatat pişirirdi.
Yabancı elçiler, İstanbul’da kedilerin ev sahibi gibi yaşamasına şaşırırdı.
Ama aynı tarih, Hayırsız Ada’ya sürülen köpeklerin açlıktan birbirini yemesine de tanıklık etti.
“Modernleşme” adına yapılan bu kıyım, merhametin nasıl kolayca yok edilebildiğini gösterdi.
Bugün tablo daha da acı:
- Osmanlı’da vakıf vardı — bugün barınak
- Osmanlı’da su kabı vardı — bugün tel örgü
- Osmanlı’da birlikte yaşam vardı — bugün toplama
Yani ilerlemiyoruz; geriliyoruz.
EMEL YALIN NEDEN ÖNEMLİ?
Çünkü o sadece resim yapmıyor — ahlak çağrısı yapıyor.
Çünkü o sadece kedi çizmiyor — toplumsal hafıza inşa ediyor.
Onun kedileri, köpekleri ve sokak hayvanları bize tek bir soru soruyor:
“Biz insan olarak nerede duruyoruz?”
Matmazel’i anmak, bir köpeği anmak değildir.
Matmazel’i anmak, kendi insanlığımızı savunmaktır.
Bir toplumun büyüklüğü, yollarının genişliğiyle değil; sokaktaki savunmasız cana gösterdiği merhametle ölçülür.
Eğer bugün bir metro çıkışında ısınmaya çalışan bir köpek kovalanarak ölüme sürükleniyorsa, bu bir “görev hatası” değil — ahlâk ve politika hatasıdır.
Matmazel yalnızca bir köpek değildi; birlikte yaşama sınavımızdı.
…ve biz bu sınavı kaybettik.
İşte bu yüzden Emel Yalın’ın sanatı değerlidir:
O, susan vicdanın yerine konuşan fırçadır.












