Futbolla ilgim, küçük taraftarlara futbolun tarihçesini, sevdikleri takımlarının kuruluş öykülerini anlatmaktan ibarettir. Bu köşe yazısını yazmamın nedeni ise Samsun’a olan sevgimdir.
Son günlerde sosyal medyaya her baktığımda karşıma Samsunsporlu taraftarların kontrolsüz öfkesi çıkıyordu. Neler olduğunu merak edip biraz araştırınca olayın farklı bir yönü dikkatimi çekti.
Bazı olaylarda bakış açısını geniş tutarsak hiç aklımıza gelmeyen konuların nasıl arka planda üzerimize oynandığını fark edebiliriz. Fakat görünen; taraftar Samsunspor başkanını hedef almış kontrolsüzce saldırıyor. Başkan da taraftarı önemseyip cevaplar verince ortalık savaş meydanına dönmüş.
Dışardan izleyen birisi olarak yazayım; sevgili Samsunlu hemşerilerim, Samsunspor başkanı sizlere cevap veriyorsa, muhatap alındığınız için bence sevinmelisiniz. Diğer takımların başkanları cevap vermiyor, cevap yazacak kadar kısacık vaktini dahi ayırmıyor. Cevapları, asistanları bir basın açıklamasıyla iletiyor.
Sizler en azından sosyal medyalarda karşılıklı atışabiliyorsunuz. Karşınızda bir muhatabınız var! Bence bu çok değerli bir durum!
İkinci dikkatimi çeken konu; Samsunspor başkanı, Anadolu takımlarının yaşadığı zorluklara ve dört büyük takımın gördüğü ayrıcalıklara dikkati çekmek istiyor, bunu net ve açık açık ifade edemiyor. İş hayatına olumsuz yansımaları olur diye haklı olarak konuya yalnızca üstten değinebiliyor. Fakat hiçbir taraftar bu bölüme değinmiyor.
YİNE AYNI TARAFTAR ŞU SORULARI DA SORMUYOR;
Bu şehrin valisi, belediye başkanları, emniyet müdürü ve diğer üst düzey yöneticileri, milletvekilleri kaç kez Samsunspor maçlarını izlemeye geldiler?
Bu üst düzey yetkililer, kaç kez Kuzeyin Kralına desteklerini açıkladılar?
Kaç tanesi, üzerinde Atatürk’lü formayla basın karşısına çıkıp bir fotoğraf verdi?
Canım şehrimi yöneten yetkilerin kaç tanesi, takımın sorunlarını dert edip çözüm için devreye girdi?
Samsunsporla özdeşleşen Nuri Asan tesisleri taşınacak dendiğinde kaç taraftar harekete geçti, kaç yönetici çözüm için ne yapabiliriz dedi?
Bu kişilerin Samsunsporla ilgili hiçbir söylemi ya da eylemi benim dikkatimi çekmedi. Varsa da söylem ya da eylemleri, dikkat çekecek kadar etkili olamamış demek ki!
Canım şehrimin takımı biraz başarılı olunca içimizdeki Samsunlu görünümlü İrlandalılar, hemen taraftar kılıfı altında çeşitli söylemlerle saldırmaya başlamış olabilir mi?
Büyük takımlar, Anadolu’dan bir takımın daha rakip olarak karşılarına çıkmasını istemez elbette, onların da alttan altta ateşi harladıklarını, takımla taraftarı birbirine düşman ederek rakibi ortadan kaldırabileceğini görmüyor mü hiç kimse?
Karadeniz’den iki güçlü takım çıkmasını, sizce en başta kimler asla istemez? Ve o istemeyenler sessiz bir ittifak içinde olabilirler mi?
Sevgili hemşerilerim, sevgili taraftarlar öyle oyuna geliyorsunuz ki, sizler aranızda kavga ederek, enerjinizi öfkenize kurban ederek canım şehrimi geriye düşürüyorsunuz!
UYANIN!
Samsunspor başkanı düşmanınız değil, yanlış hedefe odaklandınız!
Doğruyu yanlışı bir kenara bırakıp takım için birlik beraberlik içinde olmalısınız.
Asıl bu şehre ve takıma zarar verenler, bu şehrin takımına sahip çıkmayanlardır. Samsunluyum deyip, Samsunsporu desteklemeyenlerdir!
Top yuvarlaktır, yenmekte vardır yenilmekte, bugün kazanırsın, yarın kaybedersin. Futbolun doğasında bu var.
Bir mağlubiyetten sonra öfkeyle Samsunspor’a saldırmak kolay…
Öfke, gerçeği görmeyi engelleyen en büyük perdedir.
Peki zor olan ne?
Bu şehrin takımına gerçekten sahip çıkmak!
Çünkü aidiyetin skoru olmaz!
Şu yukarda sorduğum soruları, sorduğum kişilere; taraftar olarak lütfen sizler de sorar mısınız?
Cevabını çok merak ediyorum çünkü!
Eleştiri mi?
Elbette olacak.
Yanlış mı var?
Elbette konuşulacak.
Ama bütün bunları yaparken Samsunspor’u yıpratmanın, Samsun’u birbirine düşürmenin kime faydası var?
İşte asıl sorulması gereken soru budur!
Bu kavga kime ya da kimlere yarıyor?
Samsunspor yalnızca 90 dakikadan ibaret değildir.
Bir arma…
Bir tarih…
Bir şehir…
Bir aidiyet…
Ve nesilden nesile aktarılan büyük bir sevdadır.












