Gecenin karanlığında kaybedilen insanların şaşkınlığı.
Farklı bir renge tahammülsüz o derin, suskun güruh.
Vesayet altındaki mutluluk,
utanç duvarı.
Tahakküm;
bir mıknatıs gibi çekerken herkesi kendi kabuğuna,
Güce tapanların dünyasında, sessizliğin rahatına sığınır vicdansızlık.
Ağırlaşan yüreğim,
hangi cümlenin parantezine sığar?
Bir dipnot düşemezken çaresizliğime,
kaybolur sesimin yankısı.
Merhamet, unutulmuş bir dilin tozlu harflerinde tutsak;
aklın tutulduğu, insanlığın esir düştüğü bu anda.
Cebren dikilen kumaş; giydiremez zamanı,
dikiş tutmaz bu kumaş.
Parçalanan hayatlar;
tutsaklıkta yitirilenlerin ağırlığı lekedir vicdanda,
sızısı olur çöker içime ortak coğrafyanın.
Tepede sallanırken Demokles’in kılıcı,
insanlık yine de kucak açacak özgür yarınlara.
Bilirim;
her karanlığın bağrında bükülür çaresizlik,
İçimizde biriken sessiz adımlar,
yeni bir şafağın ışığında kavuşur sokaklara.












