Düğün sezonunun açılmasıyla birlikte, albümlerde ve sosyal medyada kusursuz görünmek isteyenler estetik kliniklerinin yolunu tuttu. Artık sadece gelin ve damatlar değil, kayınvalidelerden görümcelere tüm aile topluca operasyon sırasına giriyor. Ancak uzmanlar düğüne birkaç gün kala yapılan son dakika uygulamalarının büyük risk taşıdığı, geri dönüşü olmayan hataların en mutlu günü kâbusa dönüştürebileceği konusunda uyarıyor.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte düğün organizasyonları hız kazandı. Hayatlarının en özel gününde kameralar karşısında güzel görünmek isteyenler ise güzellik salonları ve estetik merkezlerinin yolunu tuttu. Kimi saç ve cilt bakımı gibi temel işlemler yaptırırken, kimileri ise botokstan yüz gerdirmeye, gıdı aldırmadan ameliyatsız gençleşme uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede işlemler tercih ediyor. Üstelik klinikleri sadece gelin ve damatlar değil; kayınvalideler, görümceler ve tüm aile üyeleri birlikte dolduruyor.
Düğünlerde “en iyi versiyonuyla” yer almak isteyen ailelerin yarattığı bu yoğunluk, kliniklerde adeta bir “düğün mesaisi” başlattı.
En çok ‘flaş patlaması’ korkutuyor
Yaşanan bu yoğunluğu ve “toplu estetik” trendini değerlendiren Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, ailelerin en çok fotoğraf karelerinde kusursuz çıkma dürtüsüyle hareket ettiğini belirtti. Kliniklerde en çok talep gören işlemleri sıralayan Dr. Bal, şu bilgileri verdi:
“Fotoğraflarda flaş patladığında ya da ters ışıkta cildin mat, yorgun ve sarkık görünmesini engellemek için inanılmaz bir talep var. Gelinler ve damatlar daha çok dinamik bir yüz hattı için botoks, dudak dolgusu ve cilde canlılık veren gençlik aşılarını tercih ederken; anneler, kayınvalideler ve görümceler ise daha çok lifting (yüz kaldırma) etkili ameliyatsız işlemler, göz çevresi gençleştirme ve derin kırışıklık tedavilerine yöneliyor.”
Son dakika işlemleri kâbusa dönüşmesin
Düğün telaşı içinde zamanın daralması nedeniyle birçok kişinin aceleci davrandığını ve bunun büyük riskler barındırdığını vurgulayan Dr. Asel Seda Bal, “altın zamanlama” uyarısında bulundu: “En büyük risk, panikle ve hızlıca karar verip kulaktan dolma işlemler yaptırmak. Düğün gününe sayılı günler kala, cildin reaksiyon gösterme, morarma veya ödem riskini hesaba katmadan yapılan agresif uygulamalar, en mutlu günü bir kâbusa dönüştürebilir. Bu tarz medikal estetik işlemlerinin düğünden en az 3 ila 4 hafta önce tamamlanmış olması gerekir ki oturma süresi sağlansın, olası bir yan etki varsa hızla müdahale edilebilsin.”
‘Trende değil, hekime güvenin’
Estetiğin bir moda akımı veya düğün öncesi alelacele yapılacak bir makyaj uygulaması gibi görülmemesi, aksine kişiye özel bir tedavi süreci olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Asel Seda Bal, “Her yüz yapısı, her cilt tipi birbirinden farklıdır. Gelin için harika sonuç veren bir uygulama, kayınvalide ya da görümce için doğru tercih olmayabilir. Bu süreçte en doğrusu, sosyal medyadaki akımlara bakarak hızlı karar vermekten ziyade, doğru tedavinin kişiye özel olarak planlanması ve mutlaka uzman bir hekim kontrolünde yapılmasıdır. Doğru zamanda, uzman ellerde yapılan minimal dokunuşlar, düğün fotoğraflarında yapaylıktan uzak, doğal ve kusursuz bir görünümün anahtarıdır” ifadelerini kullandı.












