• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

Aydan Baktır by Aydan Baktır
8 Kasım 2026
in Yazarlar
0
Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası
0
SHARES
5
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Dün sevgili kardeşim Dün sevgili artık alışkanlık haline sevgili artık gezimiz için Arter ve İstanbul Modern “e gittik . Ben sergilenen eserlerin arasında dolaşmaktan çok kendi içimde dolaştığımı hissettim. Her sergi, insanın daha önce hiç okumadığı bir kitabın sayfalarını açıyor sanki. Bazen bir renk, bazen bir yüzeydeki küçücük bir çatlak, bazen de bir bedenin bıraktığı iz; bize kendimiz hakkında unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor.

Sanatın ilk bakışta görünen tarafı vardır: teknik, malzeme, kompozisyon, renk bilgisi, elin disiplini… Bunların hepsi önemlidir. Ama bir yapıtın karşısında uzun süre kalmamıza sebep olan şey, çoğu zaman tekniğin ötesinde başlar. Sanatçı, içindeki henüz adı konmamış bir duyguyu, bir korkuyu, bir hatırayı, bir hayreti biçime dönüştürmüştür. Biz de o biçimin karşısında kendi görünmeyenimize rastlarız.

Arter’de Tayfun Erdoğmuş’un Atlas 1/137,035999 sergisi beni özellikle bu nedenle çok etkiledi. Bitkiler, mineraller, el yapımı kâğıtlar, kimyasal süreçler ve zaman… Bunların hepsi resmin yalnızca malzemesi değil; resmin bizzat hafızası gibi duruyordu. Erdoğmuş doğayı resmetmiyor yalnızca; doğanın oluşumuna, çürümesine, rastlantısına ve sessiz bilgisine alan açıyor. Yüzeyde gördüğümüz şey, sanki görünmeyen büyük bir düzenin küçük bir parçası.

Serginin başlığındaki sayı bile bana bunu düşündürdü: İnsan, evreni anlamaya çalışıyor; sayılarla, bilimle, ölçüyle, akılla… Ama her açıklamanın kıyısında hâlâ bir sır kalıyor. Tayfun Erdoğmuş’un işleri o sırrı çözmeye uğraşmıyor. Tam tersine, ona saygıyla yaklaşıyor. Maddelerin birbirine değmesini, renklerin kendiliğinden yayılmasını, bir yaprağın zamanla başka bir varlığa dönüşmesini izliyor. Sanatçının eli kontrol eden tek el değil burada; doğa da ortak sanatçı oluyor.

Belki de beni en çok etkileyen şey buydu: İnsan ile doğa arasındaki mesafenin aslında sandığımız kadar büyük olmaması. Kendi bedenimiz de katmanlardan, izlerden, zamanın bıraktığı ince çizgilerden oluşmuyor mu? İçimizde yıllar önce söylenmiş bir söz, çocukluktan kalmış bir koku, bir kayıp, bir sevinç, bir korku hâlâ yaşamıyor mu? Bir bitkinin damarlarını, mineralin yüzeyini, kâğıdın liflerini seyrederken insan kendi iç dünyasının topografyasını da görüyor.

Mehtap Baydu’nun işleri de başka bir yönden aynı duygunun izini sürüyor gibiydi bana. Orada beden tek ve kapalı bir şey değil; çoğalan, parçalanan, kalıbı alınan, bir başkasının hafızasına değen bir varlık. Kimliğimizin sandığımız kadar sabit olmadığını hatırlatıyor. Bir insanın içinde kaç insan yaşar? Bir kadının bedeninde kaç kuşak, kaç hikâye, kaç suskunluk taşınır? Baydu’nun sergisinde bu sorular, malzemenin ve bedenin izleriyle görünür hâle geliyor.

İstanbul Modern’de ise farklı sanatçıların ve farklı zamanların işleri arasında dolaşırken, bu kez görünmeyenin kolektif tarafını düşündüm. Bir müze bazen yalnız eserleri değil, onların arasındaki sessiz konuşmayı da gösteriyor. Bir sanatçının yıllar önce açtığı renk kapısı, başka bir sanatçının işinde yeni bir karşılık buluyor. Birinin çizgisi ötekinin suskunluğuna değiyor.

Semiha Berksoy’un taşkın ve cesur renklerinde de, müzenin koleksiyonundaki işler arasında da sanatın yalnızca bireysel bir ifade olmadığını hissettim. Sanat kuşaklar boyunca süren büyük bir konuşma. Bir ressamın cesareti, kendisinden sonra gelen bir başka sanatçının dilinde yeniden doğuyor. Bir kadın sesi, bir renk, bir çizgi; yıllar sonra başka bir kadının içinde yankılanabiliyor.

Bu görünmeyen izlerin peşine düşme hâli edebiyatta da çok tanıdık aslında. Haruki Murakami’nin romanlarında insanlar çoğu zaman kaybolmuş bir sesi, eksik kalmış bir aşkı ya da kendi içlerindeki karanlık odayı ararlar. Sahilde Kafka’da gerçek ile düş, zaman ile hafıza, insan ile gölge birbirine karışır. Zemberekkuşu’nun Güncesinde ise görünürde sıradan olan hayatın altında derin ve tekinsiz bir başka katman vardır. Murakami, kahramanlarını olaydan olaya sürüklemekten çok, kendi içlerindeki görünmeyen koridorlarda yürütür.

Japon edebiyatında ve estetiğinde gölge, boşluk ve sessizlik zaten başlı başına bir dildir. Jun’ichirō Tanizaki’nin Gölgeye Övgü kitabında anlattığı şey de biraz budur: Her şey aydınlıkta bütünüyle görünmek zorunda değildir. Bazı şeyler gölgede kaldığında daha derin, daha şiirsel, daha sahici olur. Belki Tayfun Erdoğmuş’un yüzeylerinde beni durduran da buydu. İşlerin içinde her şey hemen ele geçmiyor. Yaklaştıkça başka bir damar, başka bir tortu, başka bir zaman katmanı beliriyor.

Kobo Abe’nin Kumların Kadınında kum yalnızca kum değildir; insanı saran, dönüştüren, sabrını sınayan bir varlıktır. Doğa orada dekor değildir, kaderdir. Erdoğmuş’un işlerinde de doğa sadece tema değil; zamanın kendisi, değişimin kendisi, hatta sanatçının ortağıdır. Bu yüzden o işlere bakarken bir manzaraya değil; oluş hâline bakıyoruz.

Sanatçının yaptığı şey biraz Odysseus’un yolculuğuna benziyor. Her sanatçı kendi Ithaka’sına ulaşmaya çalışıyor belki. Yol boyunca dalgalar, kayıplar, yanlış limanlar, gecikmeler, vazgeçmeler var. Ama sonunda ortaya çıkan iş, yolculuğun kendisinden bir parça taşıyor. Bir tabloya baktığımızda yalnızca sonucu değil; o sonuca ulaşmak için aşılmış görünmeyen denizleri de sezebiliyoruz.

Belki sanatın bizi bu kadar derinden etkilemesinin sebebi de bu: Hepimiz ölümlüyüz, hepimiz geçiciyiz; ama bir renk, bir çizgi, bir söz, bir melodi bizden daha uzun yaşayabilir. Sanatçı, kendi faniliğinin içinden kalıcı bir şey çıkarır. Eski mitolojilerde tanrıların insanlardan ayrıldığı yer ölümsüzlükleriydi. Sanatçılar ise ölümsüz değiller; fakat bazen yaptıkları iş aracılığıyla zamana küçük bir meydan okuma bırakıyorlar.

Dün müzelerden çıkarken düşündüğüm buydu: Sanat bize dünyayı açıklamıyor belki. Ama dünyada hâlâ açıklanamayacak kadar çok şey olduğunu, görünmeyenin de bir biçimi, bir sesi, bir rengi olduğunu hatırlatıyor. Ve insanın ruhunda, hiç beklemediği bir anda, yeni bir kapı açıyor.

Kaynakça

* Tayfun Erdoğmuş, Atlas 1/137,035999 sergi yayını, Arter, 2026.

* Eda Berkmen, “0 – 0 – 0”, Tayfun Erdoğmuş: Atlas 1/137,035999 sergi yayını içinde.

* Mehtap Baydu, Seni Sevmek Çok Zor! sergi yayını, Arter, 2026.

* Haruki Murakami, Sahilde Kafka, Doğan Kitap.

* Haruki Murakami, Zemberekkuşu’nun Güncesi, Doğan Kitap.

* Jun’ichirō Tanizaki, Gölgeye Övgü, Jaguar Kitap.

* Kobo Abe, Kumların Kadını, Can Yayınları.

* Homeros, Odysseia, farklı çeviriler.

Önceki Yazı

Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

Aydan Baktır

Aydan Baktır

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

8 Kasım 2026
Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

8 Kasım 2026
Gülsin Onay, Madeira PianoFest’in açılış konserinde büyük bestecileri aynı sahnede buluşturdu

Gülsin Onay, Madeira PianoFest’in açılış konserinde büyük bestecileri aynı sahnede buluşturdu

8 Kasım 2026
Gülben Ergen’den Bakü’de kapalı gişe zafer gecesi!

Gülben Ergen’den Bakü’de kapalı gişe zafer gecesi!

8 Kasım 2026

Son Yazılar

Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

8 Kasım 2026
Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

8 Kasım 2026
Gülsin Onay, Madeira PianoFest’in açılış konserinde büyük bestecileri aynı sahnede buluşturdu

Gülsin Onay, Madeira PianoFest’in açılış konserinde büyük bestecileri aynı sahnede buluşturdu

8 Kasım 2026
Gülben Ergen’den Bakü’de kapalı gişe zafer gecesi!

Gülben Ergen’den Bakü’de kapalı gişe zafer gecesi!

8 Kasım 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

Aydan Baktır: Görünmeyenin atlası

8 Kasım 2026
Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

Tedarik zincirinin 2026 liderleri belli oldu

8 Kasım 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.