• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

Aydan Baktır by Aydan Baktır
1 Kasım 2026
in Yazarlar
0
Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık
0
SHARES
11
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Yoko Ono sergisine gitmem beni biraz daha derin düşündürdü.

Sergide karşılaştığım o yalın cümleler—hisset, dokun, hayal et, dinle—ilk bakışta çok basit görünüyor. Ama insan bir süre onların yanında kalınca, aslında kendisine sorulan şeyin ne kadar büyük olduğunu anlıyor: Hayatın içinden geçerken gerçekten neyi hissediyoruz? Neye dokunuyoruz? Hayal kurmaya hâlâ izin veriyor muyuz?

Yoko Ono’nun işleri büyük cevaplar vermiyor. Bir talimat, küçük bir öneri, neredeyse fısıltıyla söylenmiş bir davet bırakıyor önümüze. Sonrasını izleyicinin iç dünyasına emanet ediyor. Sanatla karşılaşmak, burada yalnızca bakmak değil; katılmak, hatırlamak, kendi iç sesimize yaklaşmak oluyor.

Tam da bu nedenle sergiden çıkarken Spinoza’nın fikri yeniden içimde dolaştı:

Deus sive Natura.

Tanrı ya da Doğa.

Bu iki kelimeyi yan yana getirmek bir çağ için devrimdi.

Spinoza’ya göre Tanrı doğanın dışında değildi. Evrenin dışından dünyayı seyreden, emir veren, ödüllendiren, gazaplanan bir varlık değildi. Tanrı doğanın ta kendisiydi. Her yaprakta, her dalgada, her atomda, her düşüncede, her insanda ve her oluşta vardı.

Bu düşünce neden bu kadar sarsıcıydı?

Çünkü eğer Tanrı her yerdeyse, hiçbir yer tek başına özel değildir. Ya da tersinden bakarsak: Her yer kutsaldır.

Kilise bunu kabul edemezdi. Çünkü gücü kutsal mekânlara, kutsal metinlere, kutsal aracılara dayanıyordu. Spinoza ise Tanrı’ya ulaşmak için bir aracıya ihtiyacımız olmadığını söylüyordu. Doğayı anlamak, Tanrı’yı anlamaya başlamaktı.

Tek tözün sonsuz sayıda niteliği vardır. Fakat biz insanlar bunların yalnızca ikisini kavrayabiliriz: düşünce ve uzam. Yani zihin ve madde.

Descartes zihin ile bedeni birbirinden ayrı iki şey olarak görmüştü. Zihin başka bir dünyaya, beden başka bir dünyaya ait gibiydi. Ardından büyük soru ortaya çıkmıştı: Maddi olmayan bir şey, maddi olanı nasıl etkileyebilir?

Spinoza’nın cevabı çok zarifti: Zihin ve beden birbirinden ayrı iki varlık değildir. Aynı tek tözün, Tanrı’nın ya da Doğa’nın iki ayrı görünüşüdür.

Beden ne yaşıyorsa zihin onu düşünce olarak yaşar. Zihin neyi düşünüyorsa beden de kendi düzeni içinde onu taşır. Birinin ötekine dışarıdan emir vermesi gerekmez. Çünkü onlar zaten aynı hayatın iki ayrı dili gibidir.

Prof. Türker Kılıç’ın bağlantısallık düşüncesi de sanki Spinoza’nın yüzyıllar önce sezdiği bu büyük bütünü, günümüzün bilim diliyle anlatıyor. Hayatı tek tek parçalarla değil, o parçaların arasındaki ilişkilerle anlamaya çalışıyor. Kılıç’ın “yaşamdaşlık” dediği şey, insanın doğadan üstün ve ondan ayrı olmadığını; yaşamın diğer bütün unsurlarıyla birlikte var olduğunu hatırlatıyor.

Birlikte göç eden kuşları düşünelim.

Gökyüzünde yüzlerce kuş, bazen kusursuz bir V biçiminde, bazen rüzgârla birlikte şekil değiştiren tek bir beden gibi ilerler. Her biri kendi kanadını çırpar; ama yolculukları yalnız tek tek çırpınışlardan oluşmaz. Öndeki kuş havayı yarar, arkadakiler onun açtığı akımdan yararlanır. Yorulan öne geçmez, yer değiştirir. Sürü, tek bir kuşun gücünden daha büyük bir uyuma dönüşür.

Belki bağlantısallık tam da budur: Tek başına olmamak. Birbirini taşımak. Birbirinin açtığı boşluktan geçebilmek. Gerektiğinde öne çıkmak, gerektiğinde geriye çekilip dinlenmek. Ve yönü yalnız kendimiz için değil, birlikte sürdürülen yolculuk için bulmak.

Yoko Ono’nun sergisinde hissettiğim şey de insanı gerçek hayattan uzaklaştıran bir içe kapanma değildi. Tam tersine, dünyayla yeniden temas kurmak için bir davetti. Hissetmek; acıyı, sevinci, yorgunluğu, başkasının varlığını da hesaba katmaktır. Dokunmak; bir nesneye, bir ağaca, bir dosta, bir hatıraya ve belki kendi kırılganlığımıza yaklaşmaktır. Hayal etmek ise gerçeklikten kaçmak değil; onun değişebileceğine dair içimizde küçücük de olsa bir yer açmaktır.

Elbette hayal bazen insanı maddi gerçekliğin dışına taşıyabilir. Yalnızca kendi içimize çekildiğimizde, dışarıdaki hayatın adaletsizliğini, acısını, başkasının sesini duymamaya başlayabiliriz. Ama Yoko Ono’nun çağrısı bana böyle gelmedi. Onun “hayal et”i, dünyayı yok sayan bir hayal değil; dünyayı daha yaşanabilir kılmak için kurulan bir hayal. Önce kendi iç sesini duy, sonra o sesi başkalarının sesiyle yan yana koy, der gibi.

Bizim edebiyatımızda da bu içe bakışın dünyadan kaçmak olmadığını bilen güçlü yazarlar vardır. Tanpınar, insanın iç zamanını anlatırken İstanbul’un sokaklarını, musikisini, eşyasını, kaybolan hayatlarını da anlatır. Onun dünyasında insanın içi ile şehir birbirinden ayrılmaz. Oğuz Atay’ın kahramanları kendi içlerinde dolaşırken, aslında toplumun insana biçtiği rollerle, yalnızlıkla ve görülmeme hâliyle boğuşurlar.

Rilke’de insan, içindeki sessizliği dinlerken evrenle daha derin bir akrabalık kurar. Virginia Woolf ise bir insanın zihninden geçen küçücük bir dalganın başka hayatlara, sokaklara, zamana ve hafızaya nasıl yayıldığını gösterir. Hepsi başka dillerde ama aynı şeyi hatırlatır: İnsan kendi içine bakarken dünyadan kopmaz; doğru baktığında, dünyanın bütününe biraz daha yaklaşır.

Belki insanın iç dünyası bir ev değil, pencereleri hayata açılan bir oda olmalı. İçeri girip dinlenebildiğimiz; ama sonra yeniden sokağa, insana, ağaca, kuşa, hayata dönebildiğimiz bir oda.

Edebiyatın, felsefenin ve sanatın sorduğu soru belki hep aynıdır: Dünyada yalnız mıyız, yoksa görünmeyen büyük bir bütünün parçası mı?

Spinoza’nın cevabı açık: Ayrı değiliz.

Tanrı ya da Doğa.

Belki insanın en büyük özgürlüğü, tek başına bir ada olmadığını; birbirine değen hayatların içinde, aynı gökyüzüne doğru uçtuğunu anlamasıdır.

Kaynakça

* Spinoza, Baruch. Etika. 1677.

* Kılıç, Türker. Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık. Ayrıntı Yayınları, 2021.

* Ono, Yoko. Grapefruit: A Book of Instructions and Drawings. Simon & Schuster, 1964.

* Sakıp Sabancı Müzesi. Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergi metni ve kataloğu, 2026.

* Tanpınar, Ahmet Hamdi. Huzur.

* Atay, Oğuz. Tutunamayanlar.

* Rilke, Rainer Maria. Duino Ağıtları.

* Woolf, Virginia. Mrs Dalloway.

Önceki Yazı

Sinema ustalarından tarihin evveline, maden işçilerinden dost öykülerine

Sonraki Yazı

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

Aydan Baktır

Aydan Baktır

Sonraki Yazı
Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

1 Kasım 2026
Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

1 Kasım 2026
Sinema ustalarından tarihin evveline, maden işçilerinden dost öykülerine

Sinema ustalarından tarihin evveline, maden işçilerinden dost öykülerine

31 Ekim 2026
“Parasız film çekilir mi?” “Yapay zeka senaristliği bitir mi?”

“Parasız film çekilir mi?” “Yapay zeka senaristliği bitir mi?”

31 Ekim 2026

Son Yazılar

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

1 Kasım 2026
Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

1 Kasım 2026
Sinema ustalarından tarihin evveline, maden işçilerinden dost öykülerine

Sinema ustalarından tarihin evveline, maden işçilerinden dost öykülerine

31 Ekim 2026
“Parasız film çekilir mi?” “Yapay zeka senaristliği bitir mi?”

“Parasız film çekilir mi?” “Yapay zeka senaristliği bitir mi?”

31 Ekim 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

Aylin Saraçoğlu: Şimdinin gücü

1 Kasım 2026
Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

Aydan Baktır: Bağlantılı yalnızlık

1 Kasım 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.