
SUÇLU BU ÜLKENİN KENDİSİDİR
Toprak konuşmaz.
Ama sahibi konuşur.
Bugün susturulan bir köylü değil.
Bugün susturulmak istenen yaşamın kendisidir.
BİR AĞAÇ SAYI DEĞİLDİR
Zeytin ağacı,
bu topraklarda sadece bir ağaç değildir.
Binlerce yıldır
barışın, bereketin ve sürekliliğin simgesidir.
Bir zeytin ağacını kesmek,
sadece dal kesmek değildir.
Hafızayı kesmektir.
Akbelen Ormanı
Bu isim artık sadece bir coğrafya değildir.
Bu isim, bir ülkenin neyi koruduğunun…
Neyi gözden çıkardığının adıdır.
Birileri defter açıyor.
“100 ağaç” yazıyor.
“200 parsel” yazıyor.
Yanlış.
Orada yazılan şey ağaç değil.
Orada yazılan şey ömürdür.
Zeytin ağacı sayı değildir.
Zeytin ağacı, bir ailenin geçmişidir.
Bir çocuğun geleceğidir.
Kalemle ölçülen şey toprak değildir.
Kalemle küçültülen şey insandır.
KAMULAŞTIRMA DEĞİL, YERİNDEN ETME
“Acele kamulaştırma.”
Kelime temiz.
Gerçek kirli.
Acele olan ne?
Hukuk mu?
Yoksa şirket çıkarı mı?
Bir gecede 679 parsel.
Bir gecede yedi köy.
Bu hız, adaletin hızı değildir.
Bu hız, rantın hızıdır.
Göç konuşuluyor.
Yer değiştirme konuşuluyor.
Kimse şu soruyu sormuyor:
Bir insanın hayatı yer değiştirir mi?
Bir kök taşınabilir mi?
Taşınamaz.
YASA KİMİ KORUR?
İki şirket için yasa değişikliği iddiası.
Limak Holding
IC İçtaş
ortaklığıyla kurulan YK Enerji’nin faaliyet alanı genişletiliyor.
Mahkemede bekleyen dosyalar.
“Telafisi imkansız zarar” uyarıları.
Buna rağmen devam eden süreç.
Burada mesele hukuk değil.
Burada mesele tercih.
Yasa herkesi korumuyorsa,
o artık yasa değildir.
Adalet, şirket seçmez.
Seçiyorsa adı değişmiştir.
DÜNYA NE YAPIYOR?
Aynı dünya.
Aynı ihtiyaç.
Farklı tercih.
Almanya
Orman kesmek istiyorsan…
yerine aynısını dikmek zorundasın.
Fransa
Zeytinlik ve tarım arazisi,
“ekonomik gerekçe” ile kolayca feda edilmez.
Koruma, önceliktir.
İtalya
Zeytin ağaçları sadece tarım ürünü değildir.
Kültürel mirastır.
Kesmek, sıradan bir işlem değildir.
Türkiye?
Yasa değiştiriliyor.
Toprak açılıyor.
Köy boşaltılıyor.
Fark doğada değil.
Fark zihniyette.
TUTUKLANAN SADECE BİR İSİM DEĞİL
Esra Işık
Bir köylü.
Bir kadın.
Bir yurttaş.
Toprağı için konuştu.
Toprağı için direndi.
Sonuç?
Tutuklama.
Burada herkesin durup bakması gereken yer burası:
Bir insan toprağını savunduğu için özgürlüğünü kaybediyorsa…
o ülkede sorun birey değildir.
Sorun sistemdir.
ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN SORU
Toprağını savunmak suçsa…
suçlu kim?
Köylü mü?
Yoksa onu susturan düzen mi?
Bu bir çevre meselesi değildir.
Bu bir insan meselesidir.
Toprak giderse üretim gider.
Üretim giderse bağımsızlık gider.
Bugün bir köy susarsa…
yarın bir ülke konuşamaz.
Şimdi herkes aynı soruyla karşı karşıya:
Bu toprak kimin?
Üretenin mi?
Yoksa karar verenin mi?
Cevap verilmek zorunda.
Çünkü bu mesele ertelenemez.
Bugün susan…
yarın yerini kaybeder.
Bugün görmezden gelen…
yarın yok sayılır.
Esra Işık yalnız değildir.
Onun direnişi,
bir köyün değil…
bir ülkenin vicdanıdır.
Ona teşekkür etmek,
bir kişiye değil…
toprağa sahip çıkana saygıdır.
Toprağını savunmak suç değildir.
Suç, onu savunanı yalnız bırakmaktır.












