
Bir Toplum Suçla Nasıl Yaşamayı Öğrenir?
SUÇ NASIL KORUNUR?
Bir suç işlendiğinde herkes faili arar.
Oysa asıl soru çoğu zaman sorulmaz:
Bu suç neden engellenmedi?
Bir çocuk kaybolmadan önce sinyaller verir.
Bir kadın öldürülmeden önce defalarca yardım ister.
Bir tehdit çoğu zaman kayıt altına alınır.
Bir dosya çoğu zaman açılır.
Ama her şeyin eksik olduğu tek bir şey vardır:
Zamanında müdahale.
Bir suç çoğu zaman ilk darbede başlamaz.
İlk ihmalde başlar.
Görmezden gelinen bir şikâyette başlar.
Ciddiye alınmayan bir başvuruda başlar.
“Bir şey olmaz” denilen bir anda başlar.
O an geçtiğinde
suç yalnız ihtimal olmaktan çıkar.
Süreç haline gelir.
Bir kadın karakola gider.
Şikâyet eder.
Tehdit anlatır.
Korkusunu anlatır.
Karşılaştığı cümle çoğu zaman aynıdır:
“Yuvanı bozma.”
“Bir daha olur mu düşün.”
“Barışın, halledin.”
Kadın geri gönderilir.
Fail eve döner.
Öfke büyür.
Şiddet artar.
Bazen o kapı bir daha açılmaz.
Çünkü o noktada devlet yalnız geç kalmaz.
Yanlış yerde durur.
Bir kadını korumak yerine
bir ilişkiyi korumayı seçer.
Oysa korunması gereken aile değil, hayattır.
Aile korunur.
Kadın korunmazsa
o yapı aile değil,
tehlikedir.
Bazı durumlarda o “barıştırma” anı
yalnız bir arabuluculuk değildir.
Cinayetin başlangıç noktasıdır.
Bir suçun işlenmesi çoğu zaman tek bir failin eylemi değildir.
Bir zincirin sonucudur.
İhmal zinciri.
Gecikme zinciri.
Sessizlik zinciri.
Her halka yerinde olsaydı
o suç ya hiç işlenmezdi
ya da yarıda kesilirdi.
Ama kesilmez.
Çünkü bazı zincirler kopmaz.
Korunur.
Bazı dosyalar hızla ilerler.
Bazıları bekler.
Bazıları rafta kalır.
Bazıları unutulur.
Bu fark tesadüf değildir.
Bu bir tercihtir.
Bir toplumda suçların kaderi farklıysa
o toplumda adalet eşit değildir.
Bir dosya hızla sonuçlanırken
başka bir dosya yıllarca sürüyorsa
orada yalnız gecikme yoktur.
Öncelik vardır.
Öncelik her zaman hayatı korumaz.
Bazen yalnız düzeni korur.
İşte bu yüzden bazı suçlar yalnız işlenmez.
Korunur.
Bir suçun korunması
onu saklamakla olmaz.
Onu durdurmamaktır.
Onu geciktirmektir.
Onu sıradanlaştırmaktır.
Bir suç zamanında engellenmediğinde
fail yalnız cesaret bulmaz.
Sistemden güç alır.
Bir noktadan sonra mesele yalnız ihmal değildir.
Bir düzen oluşur.
Geciken adalet birilerini korur.
Sessizlik birilerini rahatlatır.
Cezasızlık birilerine alan açar.
İşte o noktada suç yalnız işlenmez.
Bir alışverişe dönüşür.
Bir taraf görmezden gelir.
Bir taraf cesaret bulur.
Her gecikme,
o görünmeyen anlaşmanın bir parçası haline gelir.
Bir kez işlenen suç
eğer karşılık görmezse
bir daha işlenir.
İkinci kez işlenen suç
eğer yine durdurulmazsa
alışkanlık haline gelir.
Ama en tehlikelisi şudur:
Bir suç engellenebilecekken engellenmiyorsa
o suç artık yalnız bir eylem değildir.
Bir izin halidir.
Söylenmeyen bir izin.
Yazılmayan bir onay.
Görünmeyen bir koruma.
Bir kadın öldürüldüğünde
soru yalnız “kim yaptı” değildir.
Soru şudur:
Kim durdurmadı?
Bir çocuk bulunduğunda
soru yalnız “kim aldı” değildir.
Soru şudur:
Kim geç kaldı?
Bu sorular sorulmadığı sürece
suç yalnız devam etmez.
Güvence kazanır.
Çünkü cezasızlık yalnız bir sonuç değildir.
Bir mesajdır.
Devam edebilirsin mesajı.
Yakalansan da kurtulabilirsin mesajı.
Gecikme senin lehine işler mesajı.
İşte bu mesaj yayıldığında
toplum yalnız korkmaz.
Alışır.
Alışan toplum tepki vermez.
Tepki vermeyen toplum engellemez.
Engellenmeyen suç ise büyür.
Bu nedenle bazı toplumlarda suç yalnız bir kriz değildir.
Bir düzenin parçasıdır.
O düzen değişmediği sürece
suç yalnız devam etmez.
Korunur.
İşte bu yüzden asıl soru artık şudur:
Bu suç nasıl işlendi? Değil.
Bu suç neden engellenmedi?
Daha serti:
Bu suç nasıl korundu?
Cevap rahatsız edicidir.
Ama gerçektir:
Bazı suçlar işlenmez.
Korunur.
… devam edecek












