
Bir elimizle fidan dikiyoruz.
Diğer elimizle orman kesiyoruz.
Sonra dönüp soruyoruz:
“Neden kar yağmıyor?”
“Neden yağmur yok?”
Ciğerlerimiz tükeniyor.
Sadece bizim değil.
Dünyanın ciğerleri tükeniyor.
Sorunun cevabı gökyüzünde değil.
Cevap yerde.
Kesilen ağaçlarda.
Yok edilen ormanlarda.
Açılan maden sahalarında.
Bir gecede verilen izinlerde.
Kurulan termik santrallerde.
Biz bir yılı değil,
elli yılı tükettik.
2050’ye kadar yapılması gereken kesim bugün yapıldıysa,
bu artık üretim değildir.
Bu, geleceğin bugüne satılmasıdır.
Bir ağaç kaç yılda yetişir?
On yıl mı?
Yirmi yıl mı?
Bir ağacın ekosistem içinde gerçek anlamda işlev kazanması
on yıllar alır.
Bir ormanın oluşması ise
nesiller alır.
Kesilen ağaç değildir.
Kesilen zamandır.
Kesilen iklimdir.
Kesilen yağmurdur.
Orman yalnızca ağaç değildir.
Orman:
- Zamandır
- Hafızadır
- Sudur
- İklimdir
- Hayattır
Bir hektar orman yılda ortalama
10-15 ton karbon tutar.
Orman kesildiğinde:
- Bu karbon tutulmaz
- Atmosfere geri döner
- Küresel ısınma hızlanır
Ağaç kesmek,
iklimi hızlandırılmış şekilde bozmaktır.
Son yıllarda yaşanan tablo ortadadır:
- Doğal ormanlar azalıyor
- Yerine plantasyon alanları ekleniyor
- Maden ve enerji projeleri için tahsisler artıyor
Kağıt üzerinde artış vardır.
Gerçekte nitelik kaybı vardır.
Orman yangınlarıyla zaten yok olan alanlar,
iklim kriziyle kırılgan hale gelen ekosistemler,
kuruyan su kaynakları…
Üzerine eklenen kesimler
artık bir hata değildir.
Bir tercihtir.
FİDAN ORMAN DEĞİLDİR
Fidan gelecektir.
Orman ise birikmiş zamandır.
Yüz yıllık bir orman kesildiğinde
yerine dikilen üç fidan
doğayı kurtarmaz.
Sadece vicdanı rahatlatır.
Bir başka gerçek:
Orman sadece doğayı değil,
insanı da korur.
Dünyanın en yeşil ülkelerinde:
- Hava daha temizdir
- Yaşam kalitesi daha yüksektir
- İnsan ömrü daha uzundur
Ormanın yok edildiği yerlerde:
- Solunum hastalıkları artar
- Kalp hastalıkları artar
- Kanser riski yükselir
- Ortalama yaşam süresi düşer
Mesele doğa değildir sadece.
Mesele doğrudan insan ömrüdür.
Ankara’dan bir örnek:
Atatürk Orman Çiftliği
Bir tarım alanı değildi sadece.
Bir vizyondu.
Bir cumhuriyet modeliydi.
Bugün:
- Arazinin bütünlüğü bozuldu
- Yapılaşma arttı
- Doğal kimlik zayıfladı
Bir alan kaybedilmedi.
Bir Cumhuriyet fikri yok edildi.
Bir miras korunmadı, bilinçli şekilde parçalandı.
Bugün kesilen her ağaç
sadece karbonu artırmaz.
İnsan ömründen çalar.
Sorular değişmiyor:
“Neden hastalıklar artıyor?”
“Neden yağış azaldı?”
“Neden doğa değişti?”
Cevap değişmiyor:
Çünkü orman yok.
Bir ülke ormanını kaybederse:
- İklimini kaybeder
- Suyunu kaybeder
- Toprağını kaybeder
- Sağlığını kaybeder
- Geleceğini kaybeder
Gerçek açık:
Biz uyurken
ormanlar kesiliyor.
Biz konuşurken
projeler ilerliyor.
Biz tartışırken
gelecek satılıyor.
Bu bir çevre meselesi değildir.
Bu bir gelecek kaybı değildir.
Bu, göz göre göre işlenen bir yok oluştur.
Bu da kayda geçmiştir.











