
BU BİR YASAK DEĞİL, AÇIK BİR MESAFE KOYMADIR
Bir mektup yarışması engellenmedi.
Bir neslin hafızasına müdahale edildi.
Bu ülkenin gençleri,
bu ülkenin kurucusuna yazmak istedi.
Cevap ne oldu?
“Uygun değil.”
AYNI DEVLET, AYNI ETKİNLİK, FARKLI KARAR
2022’de izin verildi.
Aynı içerik.
Aynı amaç.
Bugün reddedildi.
O halde açık soruyorum:
Ne değişti?
Yönerge mi?
Hayır.
Etkinlik mi?
Hayır.
Atatürk mü değişti?
Asla.
DEĞİŞEN ŞEY ŞUDUR
Devletin bir kurumu,
kendi kurucusuyla arasına mesafe koymaya başlamıştır.
Bu bir yorum değildir.
Bu bir tespittir.
BU BİR YÖNETMELİK MESELESİ DEĞİLDİR
“Şartname uygun değil” deniyor.
Hayır.
Bu bir teknik eksiklik değil.
Bu bir irade beyanıdır.
Çünkü aynı şey dün uygundu.
Bugün değil.
Demek ki mesele metin değil.
Mesele zihniyettir.
ASIL RAHATSIZLIK NEDİR?
Bir genç oturacak,
Atatürk’e mektup yazacak.
Ne yazacak?
Belki hesap soracak.
Belki bugünü anlatacak.
Belki hayal kuracak.
Ama kesin olan şu:
Düşünecek.
İşte tam burada başlıyor rahatsızlık.
Çünkü düşünen genç,
ezberleyen genç değildir.
Düşünen genç, sorgular.
Sorgulayan genç, itaat etmez.
SEÇİCİ HASSASİYET
Sınav tarihleri değiştirilebilir.
Takvimler esnetilebilir.
Bir maç için.
Ama konu Atatürk olunca…
Birden bire kurallar sertleşir.
Birden bire yönetmelikler hatırlanır.
Bu bir çelişki değil.
Bu açık bir tercihtir.
BU ÜLKENİN GERÇEĞİ
Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Bu devletin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Bu bir görüş değildir.
Bu bir ideoloji değildir.
Bu, bu devletin varlık sebebidir.
GERÇEKLE YÜZLEŞME
Şimdi asıl soruyla yüzleşelim:
Bugün bu yasağı koyanlar…
Bugün o koltukta oturanlar…
O koltukta kendi iradeleriyle oturmuyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet sayesinde oturuyor.
Bugün karar verenler…
Onun kurduğu devletin bakanlarıdır.
Onun kurduğu sistemin yetkilileridir.
Şimdi aynı yapı içinde,
o kurucuya yazılacak bir mektuptan rahatsız olunuyor.
İşte mesele tam olarak budur.
Bu artık inkâr edilemez.
Şunu da sormak gerekir:
Gençleri bu düşüncelerden uzaklaştırdığını sananlar…
Aslında onları
bir adım daha yaklaştırdıklarının farkında mı?
Çünkü yasak, merakı büyütür.
Engel, ilgiyi artırır.
En önemlisi:
Bastırılan her fikir,
daha güçlü geri döner.
Bu sorunun cevabını
Bu ülkenin insanı zaten vermiyor mu?
Her 10 Kasım’da…
Her milli bayramda…
Anıtkabir’e akan milyonlarla…
Dolmabahçe Sarayı’nda saatlerce bekleyenlerle…
Sessizce ama çok net bir cevap verilmiyor mu?
ŞİMDİ AÇIKÇA SORUYORUM
Gençlerin Atatürk’e yazacağı bir mektuptan neden rahatsız olunur?
Hangi eğitim anlayışı bundan korkar?
Hangi devlet aklı,
kendi kurucusuna yazılan bir satırdan tehdit algılar?
BU KARARIN ANLAMI
Bu karar şunu söylüyor:
“Hatırlamayın.”
“Sorgulamayın.”
“Bağ kurmayın.”
Ama bu ülkenin çocukları,
tam da bunu yaparak büyür.
HESAP SORMA ZAMANI
Bu bir idari karar değildir.
Bu bir zihniyet göstergesidir.
Her zihniyet,
toplum karşısında hesap verir.
Soruyorum:
2022’de uygun olan, bugün neden uygun değildir?
Bu kararın arkasındaki gerekçe nedir?
Daha da önemlisi:
Bu mesafe kime, neden konulmaktadır?
Atatürk’ten uzaklaşarak eğitim veremezsiniz.
Hafızayı bastırarak nesil yetiştiremezsiniz.
Bugün bir mektubu engellersiniz.
Yarın bir fikri.
Sonra bir nesli.
Ama şunu unutursunuz:
Bu ülke, susturulanlarla değil,
yazanlarla kuruldu.
O yazının adı:
Mustafa Kemal Atatürk’tür.













