Bir fotoğraf karesi…
Bir eşofman…
…ve koskoca bir sistemin aynaya çarpan yüzü.
Nicolás Maduro’nun bir operasyon sırasında giydiği 130 dolarlık eşofman, sosyal medyada viral oldu. Ardından ne mi oldu?
O eşofman “yok sattı.”
Soruyu tersinden sormak gerekiyor:
İnsanlar neden bir devlet başkanının giydiği eşofmana hücum eder?
Çünkü artık çağımızda siyaset, yalnızca ideolojilerle değil; imgelerle, sembollerle ve tüketimle yapılıyor.
Sosyolojik Gerçek: Yoksulluk Estetikleşti
Venezuela yıllardır ağır bir ekonomik kriz içinde.
Market rafları boş, maaşlar eriyor, halk hayatta kalma mücadelesi veriyor.
…ve o halk, liderini takım elbiseyle değil, eşofmanla görünce şunu düşünüyor:
“O da bizden biri.”
Bu eşofman bir kıyafet değil;
yoksulluğun romantize edilmiş hali,
“ben de sizin gibiyim” mesajının kumaşa bürünmüş versiyonu.
Ama acı olan şu:
Gerçek yoksulluk satın alınamaz,
ama onun temsili raflardan kapış kapış satılabilir.
Politik Okuma: Popülizmin Yeni Üniforması
Bu fotoğraf bir tesadüf değil.
Bu, kontrollü bir popülizm örneğidir.
Artık liderler kravatla değil,
ceketle değil,
algı yönetimiyle kazanıyor.
130 dolarlık eşofman,
“halkın içinden lider” imajının PR maliyetidir.
…ve evet, işe yarar.
Çünkü çağımızda seçmen, programdan çok hikâye satın alıyor.
Peki Trump Neden “Türkiye’ye Git” Dedi, Maduro Neden Reddetti?
Donald Trump’ın, Maduro’ya “Türkiye’ye git” teklifinde bulunduğu iddiası boşuna değil.
Türkiye son yıllarda:
- Sığınma
- Ara durak
- Diplomatik tampon
- Sessiz geçiş alanı
olarak anılan bir ülke hâline geldi.
Ama Maduro bu teklifi neden reddetti?
Çünkü Maduro için mesele kaçmak değil, iktidarı yerinde tutmak.
Türkiye’ye gitmek, kendi tabanına şu mesajı verirdi:
“Ben de gidiyorum.”
Oysa popülist liderler kaçmaz,
kaçıyormuş gibi yapmadan kalır.
Peki Erdoğan ve Türkiye Bu Hikâyenin Neresinde?
Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında yıllardır süren pragmatik bir ilişki var.
Ne dostluk, ne düşmanlık…
Sadece çıkar dengesi.
Türkiye bu denklemde:
Ne tamamen Batı’nın,
Ne tamamen karşı blokun,
ama herkesin kapısını çaldığı bir ülke konumunda.
Bu da Türkiye’yi diplomatik olarak “vazgeçilmez”,
ama politik olarak kırılgan yapıyor.
Maduro’nun Türkiye’ye gelmemesi,
Türkiye’nin fazla görünür olmak istememesinin de sonucudur.
Çünkü bu coğrafyada görünürlük bazen güç değil, yük demektir.
Son olarak;
130 dolarlık bir eşofman satıldı.
Ama satılan şey kumaş değildi.
Satılan;
Umut,
Aidiyet,
“Bizi anlayan lider” yanılsamasıydı.
…ve biz hâlâ şunu konuşamıyoruz:
“Bir ülkenin geleceği neden bir eşofman fotoğrafından daha az ilgi görüyor?”
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Yazımı alışageldiği gibi yol göstericimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözüyle noktalamak istiyorum: “Milleti aldatmak, bir siyaset değildir; Acizliktir.”













