Bugün sokaklarda kırmızı giymiş çocuklar görüyorum. Bayraklı tişörtleri, ellerinde küçük Türk bayrakları var. İçlerinde bir kız çocuğu gözüme takılıyor. Bayrağını neşeyle sallıyor. Ona bakarken düşünüyorum: Acaba bugün kutladığı bayramın kendi hayatında ne anlama geldiğini biliyor mu?
Cumhuriyet onun için yalnızca takvimde kırmızıyla işaretlenmiş bir gün değil. Okuyabilmesinin, büyüdüğünde istediği mesleği seçebilmesinin, kendi düşüncesini söyleyebilmesinin ve ülkesinin geleceğinde söz sahibi olabilmesinin yolunu açan büyük bir miras. O küçük kız bugün bunu bütün ağırlığıyla bilmek zorunda değil elbette. Ama biz büyükler, bayrağı eline verirken bu hikâyeyi de ona anlatmak zorundayız.
Bizim çocukluğumuzda 29 Ekim’in heyecanı günler öncesinden başlardı. Okuyacağımız şiiri ezberler, giyeceğimiz kıyafeti hazırlar, tören sabahını sabırsızlıkla beklerdik. Ben trampetimi alıp arkadaşlarımla sokağa çıkacağım anı beklerdim. Daha güçlü, daha coşkulu çalmak isterdim. Sanki trampetin sesi ne kadar yükselirse bayram sevincimiz de o kadar uzağa ulaşacaktı. Gümbür gümbür geçerdik sokaklardan. Şiir okur, oynar, gülerdik. Bayram okul bahçesinden taşar, bütün mahalleye yayılırdı.

Şimdi çocukların elinde yine bayraklar var. Bu görüntü hâlâ içimi ısıtıyor. Ama bazen bayramın bir okul etkinliğine sığdığını hissediyorum. Tören yapılıyor, fotoğraflar çekiliyor, sonra herkes günlük hayatına dönüyor. Oysa kutladığımız şey, bir halkın kendi geleceğinde söz sahibi olma iradesi. Özgürlüğün, eşitliğin ve demokrasinin bayramı.
Hele kız çocuklarına Cumhuriyet’i anlatırken yalnızca “29 Ekim 1923’te ilan edildi” demek yetmez. Bir kız çocuğuna, “Senin hayallerin de bu ülkenin geleceğinin bir parçası” diyebilmeliyiz. Okumasını, düşünmesini, seçmesini, üretmesini ve hakkını aramasını desteklemeliyiz. Çünkü Atatürk’ün açtığı yolu anlatmanın en güçlü biçimi, o yolu kız çocuklarımız için açık tutmaktır.
Ben eski bayramları özlüyorum. Trampetimin sesini, pencerelerden sallanan bayrakları, sokaktaki insanların yüzündeki sevinci özlüyorum. Ama en çok, o coşkunun çocukların içinde bir anıya değil, bir anlama dönüşmesini istiyorum.
Bugün elinde bayrak taşıyan o küçük kız, yıllar sonra geriye baktığında yalnızca kırmızı tişörtünü ve okul törenini hatırlamasın. Cumhuriyet sayesinde hayal kurabildiğini, kendi sesini duyurabildiğini de bilsin. Bayrağını bugün sevinçle sallayan elleri, yarın kendi hayatını kurarken de cesur olsun.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.












