Güncel Kadın 15 yaşında. Bir derginin ömrü yalnızca yayımlandığı yıllarla mı ölçülür? Yoksa kadınların düşüncelerine açtığı alanla, yazılanlarla, sorgulananlarla ve geride bıraktığı izlerle mi? Yıllardır aynı sayfalarda kalem oynatan bir yazar olarak bugün yalnızca bir yıl dönümünü değil, bir yayıncılık yolculuğunun anlamını da düşünüyorum.
On beş yıl…
Söylemesi kolay.
Yaşaması, üretmesi, ayakta kalması o kadar kolay değil.
Bir dergi düşünün.
Adında kadın var.
Sayfalarında kadınların kalemleri var.
Birbirinden farklı düşünceler, meslekler, yaşamlar, deneyimler var.
Kimi sanatın kapısını aralıyor.
Kimi bilimin izini sürüyor.
Kimi ekonomiyi, sağlığı, eğitimi, hukuku ele alıyor.
Kimi bir kadının başarı hikâyesini anlatıyor.
Kimi toplumun görmezden geldiği gerçekleri sorguluyor.
Her biri başka bir pencereden bakıyor hayata.
Güncel Kadın, işte bu farklı bakışların buluştuğu bir yayın yolculuğu.
Bugün 15. yılını kutluyor.
Kutlamak güzel.
Biraz da düşünmek gerekiyor.
Bir derginin on beş yıl yaşaması yalnızca bir yayıncılık başarısı mıdır?
Kadınların düşüncelerine yer açabilmek, onların kalemlerini ve farklı seslerini bir araya getirebilmek de başlı başına bir toplumsal sorumluluk değil midir?
Kadınlar yıllarca kendileri hakkında yazılanları okudu.
Nasıl yaşamaları gerektiğini başkalarından dinledi.
Nasıl giyinecekleri, nasıl davranacakları, ne söyleyip ne söylemeyecekleri üzerine sayısız hükümle karşılaştı.
Bugün de bu tartışmaların tamamen geride kaldığını söyleyebilir miyiz?
Kadınların yalnızca konuşulan değil, konuşan; yalnızca anlatılan değil, anlatan; yalnızca izlenen değil, sorgulayan bireyler olarak var olmaları neden hâlâ bu kadar önemli?
Kadının adını bir yayın organına vermek değerlidir.
Asıl değer, o adın altını kadınların düşünceleriyle doldurabilmektir.
Benim Güncel Kadın’la yolculuğum da yıllar önce başladı.
Derginin kurucusu Ahmet Çaldıran’dan gelen bir yazarlık daveti…
“Güncel Kadın’a yazabilir misiniz?”
Yanıtım kısa olmuştu.
“Yazarım.”
Ahmet Çaldıran, yıllar sonra benim hakkımda kaleme aldığı yazıda bu başlangıcı da anlatmıştı.
Aradan geçen yıllarda ne çok yazı yazıldı.
Ne çok konu değişti.
Ne çok olay yaşandı.
Kimi zaman bir sergi salonundan seslendim okura.
Kimi zaman bir mahkeme kararını sorguladım.
Kimi zaman bir kadının, bir çocuğun, bir ailenin yaşadıklarını gündeme taşıdım.
Bazen sanatın inceliğini anlattım.
Bazen hayatın bütün sertliğiyle karşı karşıya kaldım.
Hep aynı sorumlulukla yazmaya çalıştım.
Yazdığım her cümlenin arkasında durabilmek.
Gazetecilik benim için yalnızca haber aktarmak değildir.
Görünmeyeni fark etmek, söylenmeyeni sorgulamak, unutulanı hatırlatmaktır.
Bir olayın ardından başka bir olayın gelmesi, yaşananların unutulmasını gerektirmez.
Bir konunun gündemden düşmesi, o konudaki soruların cevaplandığı anlamına gelmez.
Kalem bazen bir sorunun peşinden gider.
Bazen bir insanın sesini duyurmaya çalışır.
Bazen de herkesin sustuğu yerde konuşma sorumluluğunu hatırlatır.
Yıllardır Güncel Kadın’ın sayfalarında bunu yapabilmenin benim için ayrı bir değeri var.
Bir yayın organıyla yazar arasındaki ilişki yalnızca gönderilen ve yayımlanan metinlerden ibaret değildir.
Karşılıklı güven gerektirir.
Editoryal özen gerektirir.
Emek gerektirir.
En önemlisi, yazının ve okurun ciddiye alınmasını gerektirir.
Ahmet Çaldıran’ın yazılarımı yayımlamadan önce okuyup gerektiğinde arayarak sorular sormasını bu nedenle önemsiyorum.
Gazetecilikte bir kelime bile önemlidir.
Bir yanlış bilgi, bir eksik değerlendirme, bir özensiz cümle bazen bütün bir yazının güvenilirliğini etkileyebilir.
Yayıncılık yalnızca yazıya yer açmak değildir.
O yazının taşıdığı sorumluluğa da ortak olmaktır.
Güncel Kadın’ın benim için anlamı biraz da burada.
Yılların getirdiği bir mesleki birliktelik.
Karşılıklı saygı.
Paylaşılan emek.
Bütün bunların ötesinde, aynı sayfalarda birbirinden farklı kadınların düşüncelerine yer bulabilmesi.
Bir kadın yazarın başka bir kadın yazarla aynı düşünceyi paylaşması gerekmiyor.
Aynı hayatı yaşamış olması da gerekmiyor.
Önemli olan birbirlerinin söz söyleme hakkını tanıyabilmeleri.
Kadın dayanışması, herkesin aynı cümleyi kurması değildir.
Farklı cümlelerin aynı sayfada var olabilmesidir.
Bence Güncel Kadın’ın en kıymetli yanlarından biri de bu.
Bir derginin sayfalarında kadınların yalnızca yaşadıkları sorunlarla değil, bilgileriyle, üretimleriyle, birikimleriyle ve başarılarıyla bulunabilmesi.
Kadın yalnızca mağduriyetleriyle anlatılacak bir insan değildir.
Bilim insanıdır.
Sanatçıdır.
Gazetecidir.
Yazardır.
Girişimcidir.
Emekçidir.
Annedir.
Bazen bunların birkaçını aynı anda taşıyan, kendi hayatının sorumluluğunu üstlenen bir bireydir.
Kadını yalnızca sorunlarıyla tanımlayan bir anlayış, onun gücünü ve üretimini ne kadar görebilir?
Kadınların başarılarını anlatmak kadar, o başarıların önündeki engelleri sorgulamak da yayıncılığın sorumluluğu değil midir?
On beş yıl geride kaldı.
Dünya değişti.
Teknoloji değişti.
Okuma alışkanlıkları değişti.
Haberin yayılma hızı değişti.
Bir zamanlar ertesi gün okunan haberler artık saniyeler içinde milyonlara ulaşıyor.
Bilgiye ulaşmak kolaylaştı.
Doğru bilgiyle yanlışı birbirinden ayırmak ise her zaman aynı ölçüde kolaylaşmadı.
Bu nedenle yayıncılığın sorumluluğu azalmadı.
Daha da önem kazandı.
Hızlı yayımlamak mı önemlidir, doğru yayımlamak mı?
Çok okunmak mı önemlidir, okurun güvenini korumak mı?
Bir yayın organının gerçek başarısı yalnızca kaç kişiye ulaştığıyla mı, o insanların zihninde ne bıraktığıyla mı ölçülmelidir?
Bu soruların cevabı, Güncel Kadın’ın gelecek yılları için de önem taşıyor.
On beş yıl bir birikimdir.
Bir sonraki yılın aynı başarıyla geleceğinin garantisi değildir.
Her yeni gün yeniden emek vermeyi gerektirir.
Her yeni yazı yeni bir sorumluluktur.
Her yeni okur korunması gereken bir güvendir.
Ben de yıllardır olduğu gibi bundan sonra da kalemimin sorumluluğunu taşımaya devam edeceğim.
Kimi zaman bir insanın hikâyesinde.
Kimi zaman bir toplumun vicdanında.
Kimi zaman bir sanat eserinin karşısında.
Kimi zaman cevabı hâlâ bulunamamış bir sorunun izinde.
Bugün, Güncel Kadın’ın 15. yılında, bu yolculuğu başlatan ve sürdüren Ahmet Çaldıran’ı, yayın için emek verenleri, birlikte yazdığımız kadın yazarları ve elbette bütün okurlarımızı sevgiyle selamlıyorum.
Yıllardır kalemime sayfalarında yer açan Güncel Kadın’a teşekkür ediyorum.
Bu birlikteliğin benim için yalnızca mesleki değil, insani bir değeri de var.
Dileğim, Güncel Kadın’ın bundan sonraki yıllarda da kadınların düşüncelerine, emeğine, bilgisine ve sözlerine alan açmayı sürdürmesi.
Daha çok kadının yazması.
Daha çok kadının üretmesi.
Daha çok kadının sesinin duyulması.
Daha çok insanın okumakla yetinmeyip düşünmesi ve sorgulaması.
On beş yıl önce bir yayın yolculuğu başladı.
Bugün o yolculuğun yeni bir eşiğindeyiz.
Yazacak daha çok şeyimiz var.
Soracak daha çok sorumuz var.
Anlatılmayı bekleyen daha çok hikâye var.
Kadınların söyleyecek sözü bitmedi.
Güncel Kadın’ın sayfaları daha nice yıllar kadınların sözüne açılsın.
Nice yıllara Güncel Kadın.
Kalemimiz susmasın.













