BİR MEZAR BİLE YOKSA
Aile çocuğunu bulamıyor.
Ölümünü de doğrulayamıyor.
Hukuk bu belirsizliğe ad verebilir.
Çocuğun akıbetini verebilir mi?
İlk bölümde bir sayı aradık.
Bulunan çocuklara ilişkin kayıt vardı.
Hâlâ aranan tekil çocukların yayımlanmış güncel toplamı yoktu.
İkinci bölümde bulunan çocukların sonrasını sorduk.
Üçüncü bölümde Furkan Alp Alsan’ın adını taşıyan resmî yanıtı okuduk.
Dördüncü bölümde Hatay’daki 26 çocuk için gönderilen yazıyı gördük.
Şimdi dosyanın en ağır yerine geldik.
Bir aile çocuğunu bekliyor.
Bir gün gelecek diye bekliyor.
Gelmezse ne olduğunu öğrenmek için bekliyor.
O da olmazsa bir mezarın yerini bilmek için bekliyor.
Bu bekleyişin üstüne yalnızca ayazılamaz.
Aramanın neyi kapsadığı söylenmeli.
Hangi izlerin tüketildiği söylenmeli.
Hangi izlerin hâlâ araştırıldığı söylenmeli.
Depremden sonra kimliği belirlenemeyen cenazeler için yakınlardan örnek istenmesi, resmî açıklamalara da yansıdı.
DNA incelemesi bu yüzden hayati.
Sınırı da açık.

Bir eşleşmenin çıkmaması, tek başına ölümün de yaşamın da kanıtı değildir.
Hangi örneklerle karşılaştırma yapıldı?
Hangi örnekler incelemeye elverişliydi?
İncelenmemiş bir kayıt kaldı mı?
Aile bu sorulara yazılı cevap alabildi mi?
Hukukta ölüm karinesi var.
Gaiplik var.
İkisi aynı işlem değil.
İkisi de kayıp bir çocuğun yaşadığını ya da öldüğünü kendiliğinden ortaya çıkaran bir araştırma yöntemi değil.
Bir nüfus kaydındaki belirsizliği hukukî olarak ele almak başka.
Çocuğa ne olduğunu öğrenmek başka.
Bu ayrımı kaybedersek bir kararın altına gerçeği gömeriz.
Her dosyanın koşulları farklı.
Enkazdan sağ çıkarıldığına dair tanıklık bulunan bir çocukla, son kez enkaz altında görülen bir çocuğun delilleri aynı değil.
Hüküm de aynı kolaylıkla kurulamaz.
Asıl soru şu:
Bir aile hukukî statü konusunda karar vermeden önce devlet araştırılabilecek bütün izleri gösterdi mi?
Cenaze kaydı nerede?
Numune hangi tarihte alındı?
Hangi veriyle karşılaştırıldı?
Hastane kayıtları tarandı mı?
Sevk listelerine bakıldı mı?
Bulunan sonuç aileye ne zaman bildirildi?
Yeni bir bilgi çıkarsa dosyayı kim yeniden inceleyecek?
Bunlar ailelerin tek başına kapı kapı dolaşarak birleştireceği cevaplar değil.
Kayıtlar kurumlarda.
Karşılaştırma imkânı kurumlarda.
Bilgi verme sorumluluğu da kurumlarda.
Bu dizinin sonunda somut bir hesap istiyoruz.
Belirli bir tarih için hâlâ aranan tekil çocuk sayısı açıklansın.
Başvurular, bulunan çocuklar ve araması süren çocuklar ayrı ayrı sayılsın.
Tekrar kaybolan çocuklar ayrıca izlensin.
Deprem dosyalarında hastane, tahliye, kimliği belirsiz hasta ve cenaze kayıtları birlikte incelensin.
Aileye her dosyanın son işlemi ve sonraki adımı yazılı bildirilsin.
Çocukların kişisel bilgileri korunarak sonuçların toplamı düzenli yayımlansın.
Bu önerilerin hiçbiri bir aileye evladını geri vermez.
Bir gerçeği de değiştirmez:
Çocuğunu bulamayan aileden belirsizliğe alışması istenemez.
Bu bir sayı dizisi değildi.
Bu, adı kayıtlarda bulunan çocuğun akıbeti sorulduğunda verilen cevabın hesabıydı.
Çocuğun nerede olduğunu bilmiyorsanız, onu bulmak için ne yaptığınızı söyleyin.
Öldüğünü söylüyorsanız, dayanağını gösterin.
Aradığınızı söylüyorsanız, son izi gösterin.
Bir aile bazen evladına kavuşmayı bekler.
Bazen bir mezarın başında ağlayabilmeyi.
Hiçbirine ulaşamıyorsa devletin ona borcu susmak değil, gerçeğin peşini bırakmamaktır.
BİLGİ NOTU
Türk Medeni Kanunu’nun 31–33. maddeleri ölüm karinesi ve gaipliğin ayrı koşullarını düzenler.
Bu hukukî yolların herhangi bir kayıp çocuk dosyasında işletildiği, somut karar görülmeden ileri sürülemez.
İçişleri Bakanlığının TBMM’ye verdiği 2024 tarihli yanıt, Furkan Alp Alsan için DNA eşleşmesi bulunmadığını ve o tarihte aramanın sürdüğünü bildirir; 2026’daki akıbetine ilişkin sonuç içermez.
Adalet Bakanlığının deprem sonrası açıklaması, kimliği belirlenemeyen cenazelerin teşhisi için ailelerden referans örnek alınmasının önemini belirtir.
Kaynaklar: Türk Medeni Kanunu · İçişleri Bakanlığının TBMM’ye yanıtı · Adalet Bakanlığının deprem sonrası açıklaması
Bu yazı dizisi yalnızca depremde kaybolan çocuklar için yazılmadı.
Evinin önünden kaybolan, okuldan dönmeyen, yıllar sonra ölümü öğrenilen ya da hâlâ hiçbir izine ulaşılamayan bütün çocuklar için yazıldı.
Çocuklarının adını unutturmayan aileler için yazıldı.
Bu ülkede kayıp bir çocuğun dosyası kapanmadan önce, ona ne olduğunun cevabı aranmalı.













