Seninle bir imkansızlığın kıyısında durduk,
saatleri ve takvimleri çoktan unutarak.
Biliyorum, yanlış bir zamandı bizi karşılayan,
belki yanlış bir ihtimaldi koynumuzda beslediğimiz.
Ama nasıl da atıyordu nabzımız o dar sokaklarda,
Korkuyorduk yürek sesimizle uyandırmaktan ahaliyi.
Her adımda içimizde çoğalan o eksiksiz duyguyla,
nasıl da bütünüyle yaşıyorduk o ömürlük alevi bir an gibi.
Saklanmak kolaydı şüphesiz,
limanlar güvenliydi,
asayiş berkemal.
Hiç incinmeden, eksilmeden geçip gitmek vardı hayattan.
Fakat neye yarar ki aşkla hiç yara almamış bir gövde,
Attığını hiç hissettirmemiş bir yürek,
içinde duygu çınlamayan bir ruhu kim ne yapsın?
Biz eksilmek pahasına girdik bu büyük kumara,
zarlarımızı attık, sonunu hiç düşünmeden.
Ömrümüzü koyduk ortaya.
varsın yitsin ömrümüz,
düşsün üzerimize gecenin yenilgisi,
düşler kırılsın.
Bir kentin en tenha yerinde kaybetmek de güzel.
Çünkü teğet geçmedik hayatı. İçimizdeki o en soğuk kış,
bütün acılardan, bütün kırgınlıklardan daha zor.
Şimdi tut elimden, duralım öylece.
Yaşıyoruz ya, varsın yansın canımız;
gece bizi çoktan kendi ateşine yazmış.
Şimdi tut elimden, duralım öylece.
biz bu yangının tam ortasındayız.













