Miras kavgası ülkemin en hareketli gündemi, her gün basına ya kavgaları ya cinayetleri yansıyor. Miras davaları hala ilkel bir şekilde çözümlenmeye çalışılıyor. Türkiye ne kadar modern yasalarla yönetilirse yönetilsin, iş babadan anadan kalan mirasa gelince olay başka boyuta dönüşüyor. Erkek çocuklar, tüm malın mülkün sahibi olarak görüyor kendilerini.
Sanki anne babanın tek çocukları erkekler, kızlar öylesine beslenen canlılar…
Miras konularındaki tartışmaların odağında benim aile de kaldı. Dayılar, uzun yıllar boyunca yaptıkları çeşitli hileler ve manipülasyonlarla teyzelerin hakları olan yerleri bir şekilde aldılar. Annem vermedi. Baba toprağım kalsın orada, dedi ve bu tavrı yüzünden sevgili dayılar anneme küstüler. Hatta bu küskünlükleri o kadar ileri gitti ki bir dayı hesabı ahirete bıraktığını söyleyince ipler koptu. Sen ahirette nasıl hesap vereceksin peki, diye sorsak cevabı yok.
Hakkı olmayana çökemeyince işi ahirete bırakmış…
Üstelik öyle paraya ihtiyacı olan muhtaç kişiler de değiller.
Konuyu neresinden tutsa elinde kalır ama gözü öyle karamış ki kul hakkına girdiğinin farkında dahi değil.
Kendi çocukları arasında ayırım yapmadan malını mülkünü paylaşacağını söylerken babasının malında sadece kendi hakkı olduğunu düşünmesi açıklanamaz bir çelişki…
İşin komik tarafı, annemin payına düşen arsaları senelerce ektiler biçtiler kazandıklarını yediler ama bir kez olsun o tarladan elde ettikleri mahsulden anneme bir kilo dahi getirmediler. Sonunda bir kuzen mahkemeye verdi ve mal paylaşımı istedi. Mahkeme de her şeyin satışı için tutarı belirledi.
Ne kadar üzücü bir son!
Şimdi dededen kalan tüm mal mülk satışa çıktığında yabancılar da gelip satın alacak.
Bizim aileden de kısaca örnek verdiğim bu karmaşık duruma biraz çeki düzen vermek için yeni yasalar görüşülüyor.
12. Yargı Paketi kapsamında hazırlanan ve yürürlüğe girmesi beklenen düzenlemelerde, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında yeni kararlar hazırlanıyor ve bu kararlara göre:
Bir mirasçı, ortaklığın giderilmesi davası açarsa ve mahkeme satış kararı verirse,
İlk ihaleye yalnızca mirasçılar (paydaşlar) katılabilecek.
Eğer ilk aşamada mirasçılar arasında satış gerçekleşmezse, ikinci aşamada ihale üçüncü kişilere açılacak.
Bunun amacı nedir?
Şu an ki mevcut sistemde ilk ihaleye herkes katılabiliyordu. Bu nedenle: aile evleri, arsalar, tarlalar çok düşük bedellerle yabancı kişilere geçebiliyordu. Bunu engellemek ve aile mal varlığının aile üyelerinde kalmasını sağlamak için bu yenilikler üzerinde çalışılıyor.
Yeni sistem aile bireylerine önce satın alma fırsatı vermeyi amaçlıyor.
Bu düzenlemeye göre; İhaleyi kötüye kullananlara ceza olarak, teklif bedelinin yaklaşık %5’i oranında idari para cezası uygulanması planlanıyor.
Ayrıca ortaklığın giderilmesine ilişkin bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getiriliyor. Böylece aile içindeki miras anlaşmazlıklarının mahkemeye gitmeden çözülebilmesi hedefleniyor.
Mirasçılar anlaşırsa; taşınmazı eşit bölmek zorunda değiller. Biri evi alıp diğerlerine bedel ödeyebilir, farklı paylaşım oranları üzerinde uzlaşabilirler. Böylece paylaşım işlemleri daha esnek hale getiriliyor.
Bu yeni yasaların uygulama tarihi ve kesin yürürlük durumu, Resmî Gazete ’de yayımlanmasıyla devreye girecek. Henüz yasallaşmadı.
Hiç bunlara gerek kalmadan akıl ve mantık çerçevesinde herkes adaletin belirlediği haklarına razı olsa keşke…
Ama nerde, mal mülk para öyle cazibeli kavramlar ki kardeşi kardeşe düşman ediyor.
Dünya malı için böyle bir haksızlığın ve hukuksuzluğun içine düşen insanlara çok üzülüyorum ve düştükleri hallere acıyorum.
Yazık, çok yazık…












